Kayseri ilçelerinde zamlı bilet fiyatları belli oldu! İşte yeni tarife
Kayseri ilçelerinde zamlı bilet fiyatları belli oldu! İşte yeni tarife
İçeriği Görüntüle

AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, sosyal medya hesabından “300 Yıl Önce Kayseri’nin Nakliye Sektörü” başlığıyla bir paylaşım yaptı. Cıngı, paylaşımında Kayseri’nin yüzyıllara dayanan ticaret ve nakliye geçmişine dikkat çekti.

“Üç yüz yıl önce aynı ticaretin yükünü kiracılar, deveciler ve mekkâriler taşıyordu”

Bugünün lojistik gücünü geçmişle kıyaslayan Cıngı şunları söyledi:

“Bugün Kayseri’den çıkan bir tır birkaç saat sonra Ankara’ya, ertesi gün İstanbul’a ulaşabiliyor. Üç yüz yıl önce aynı ticaretin yükünü kiracılar, deveciler ve mekkâriler taşıyordu. Buradaki kiracı, tüccarın malını ücret karşılığında başka bir şehre ulaştıran nakliyeciydi. Mekkâriler ise deve, katır ve beygir gibi yük hayvanlarıyla taşımacılığı meslek edinmiş profesyonel bir esnaf grubuydu. Üstelik taşıdıkları mal konusunda güvence vermeleri, gerektiğinde kefil göstermeleri bekleniyordu. Kayseri tüccarlarının nakliye işlerinde özellikle Nevşehir vakfına bağlı Kırtılu, Heriklü, Karaca Kürd ve Boynuyoğunlu topluluklarından kiracı, deveci ve mekkârilerin çalıştığını görüyoruz. Tüccar sermayeyi ve malı hazırlıyor, dönemin lojistikçileri yükü Anadolu’nun yüzlerce kilometrelik yollarına çıkarıyordu.”

“Bu yolları bugün bazen en talihsiz kayıtların içinden takip edebiliyoruz”

Kervanların karşılaştığı tehlikelere de değinen Cıngı, 1743 ve 1706 yıllarında yaşanan saldırıları şu sözlerle aktardı:

“Bu yolları bugün bazen en talihsiz kayıtların içinden takip edebiliyoruz. 1743 yılında Kayserili tüccarlar Ali, Seyyid Ömer ve Halil’in malları Maraş’a doğru yola çıktı. Yükü taşıyan kervan Göksun civarına ulaştığında, aralarında Hacı Mustafa oğlu Mehmed ve Meskeloğlu Mahmud’un da bulunduğu 52 kişilik bir eşkıya grubuyla karşılaştı. İki nakliyeci öldürüldü, mal ve eşyalar yağmalandı. Aynı grubun daha önce başka mekkârilerin hayvanlarını ve Gürün tüccarlarının kervanını da soyduğu kayıtlara geçti. 1706 tarihli başka bir olayda ise bir Kayseri kervanı Beypazarı’nın batısında saldırıya uğradı. Eşya ve yük hayvanları gasp edildi, 25 kişi hayatını kaybetti. Beypazarı’nın İstanbul güzergâhındaki konumu, kervanın başkente giderken veya Kayseri’ye dönerken saldırıya uğradığını düşündürüyor. Yıllar sonra Kayserili kiracı Seyyid Ali’nin İstanbul’dan getirdiği yüklerin Geyve’de, İstanbul’dan Kayseri’ye dönen Agop ile Anastas’ın ise Amasya ile Çorum arasında saldırıya uğradığını görüyoruz. Ankara yakınlarındaki Saman Gediği, Kayseri–Yozgat hattı ve Hasanoba da Kayserili tüccarların yolculuklarının kayıtlara geçtiği diğer noktalar arasında.”

“Mesafeyi ticaretin önünde engel kabul etmeyen bir girişimci ruh”

  1. yüzyılda Kayseri’nin ticaret ağının genişlediğini belirten Cıngı, paylaşımını şu sözlerle noktaladı:

“19. yüzyıla gelindiğinde Kayseri’nin ticaret çevresi daha da genişlemişti. Samsun Limanı şehrin Karadeniz’e açılan önemli kapılarından biri olmuş, Tarsus ve Mersin limanları da Kayseri ticaretini deniz yollarına bağlıyordu. Kayseri’nin ilişkileri İstanbul ve Ankara’dan İzmir’e, Tokat’tan Musul’a, Malatya ve Harput’tan Halep’e kadar uzanıyordu. Yollar uzun, nakliye pahalı, güvenlik ise her zaman temin edilebilir durumda değildi. Buna rağmen yükler yola çıkıyor, kervanlar Anadolu’yu geçiyor, Kayseri’nin malları limanlara ve büyük pazarlara ulaşıyordu. Bugün Kayseri’nin güçlü üretim, ihracat ve lojistik kabiliyetinden söz ediyorsak, bunun ardında yüzyıllar boyunca mesafeyi ticaretin önünde engel kabul etmeyen bir girişimci ruh da bulunuyor.”

Muhabir: Eray Sena Kösedağ