Kayseri’nin yaklaşık 20 kilometre kuzeydoğusunda bulunan Kültepe Kaniş-Karum, binlerce yıl önce Anadolu ile Mezopotamya arasındaki ticaretin önemli merkezlerinden biriydi. AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, sosyal medya paylaşımında Kültepe tabletlerinde yer alan tercümanlık mesleğine ilişkin ayrıntıları anlatarak Kayseri’nin tarihî geçmişine dikkat çekti.
Dört bin yıl önce ticaret yapmak kolay değildi
Cıngı, paylaşımına şu sözlerle başladı:
“Dört bin yıl önce Kültepe’de ticaret yapmak istiyorsanız iyi mal, sağlam kervan ve yeterli sermaye her zaman yetmiyordu. Bir de karşı tarafı anlamanız gerekiyordu.”
Asurlu tüccarlar Kayseri’ye neler getiriyordu?
Dönemin ticari hayatını anlatan Cıngı, Asurlu tüccarların Mezopotamya’dan Anadolu’ya kalay ve değerli kumaşlar getirdiğini, karşılığında altın, gümüş ve çeşitli mallar satın aldığını belirtti.
Cıngı, ticaretin yalnızca mal alıp satmaktan ibaret olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Mezopotamya’dan aylar süren yolculuklarla Kayseri’ye ulaşan Asurlu tüccarlar kalay ve değerli kumaşlar getiriyor, Anadolu’dan altın, gümüş ve çeşitli mallar satın alıyordu. Pazarlık yapılıyor, borç veriliyor, ortaklık kuruluyor, saraylarla anlaşmalar imzalanıyor, davalar görülüyordu. Fakat ortada son derece insani bir problem vardı. Asurlular Asurca konuşuyor, Anadolu’nun yerli halkları kendi dillerini kullanıyordu.”

Tercümanların da bir yöneticisi vardı
Farklı dilleri konuşan topluluklar arasındaki ticari ilişkilerin gelişmesiyle tercümanlara duyulan ihtiyacın arttığını belirten Cıngı, Kültepe tabletlerinde bu mesleği ifade eden “targumannum” kelimesinin yer aldığını aktardı.
Cıngı, tercümanların belirli bir meslek grubu oluşturduğunu ve başlarında “rabi targumannīm” adı verilen bir görevlinin bulunduğunu ifade ederek şöyle devam etti:
“Kültepe’nin uluslararası ticaret sistemi büyüdükçe iki dünya arasında sözü doğru aktaracak insanlara ihtiyaç doğdu. İşte yaklaşık dört bin yıllık Kültepe tabletlerinde karşımıza çıkan ‘targumannum’ bu işi yapan tercümandı. Üstelik kaynakların gösterdiği kadarıyla bunlar tesadüfen iki dil bilen ve gerektiğinde yardıma çağrılan birkaç kişiden ibaret kalmamıştı. Tercümanlar belirli bir meslek grubu oluşturuyordu ve başlarında ‘rabi targumannīm’, yani ‘tercümanların başı’ olarak anılan bir görevli bulunuyordu.”
“Dört bin yıl önce Kayseri’de tercümanın bir de amiri vardı”
Tercümanların kendi içinde örgütlenmiş olmasına dikkat çeken Cıngı, bu durumun dönemin meslek yapılanmaları açısından önemli bir ayrıntı olduğunu belirtti.
Cıngı, bu tarihî bilgiyi şu sözlerle değerlendirdi:
“Kısacası, dört bin yıl önce Kayseri’de tercümanın bir de amiri vardı. Bu örgütlenme öylesine dikkat çekicidir ki dönemin çeşitli meslek gruplarının kendi başlarında birer yönetici bulunması, araştırmalarda meslek teşkilatlanmasının çok erken izlerinden biri olarak değerlendiriliyor. ‘Targumannum’ kelimesinin bugünkü ‘tercüman’ sözüne bu kadar yakın duyulması da hikâyeye ayrı bir güzellik katıyor. Kelimenin çok eski dil ilişkileri içindeki kökeni tartışmalı olsa da benzerliği tesadüfi bir ses oyunundan ibaret görünmüyor.”

Kültepe, uluslararası ticaretin merkeziydi
Paylaşımının son bölümünde Kültepe’nin tarihî önemini vurgulayan Cıngı, gelişmiş ticaret düzeninin farklı mesleklerin ortaya çıkmasına ve örgütlenmesine zemin hazırladığını ifade etti.
Cıngı, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“Kültepe’yi özel kılan da biraz burada saklı. Kayseri’nin yaklaşık 20 kilometre kuzeydoğusunda, dört bin yıl önce Anadolu ile Mezopotamya arasında öylesine gelişmiş bir ticaret düzeni kurulmuştu ki ticaret yalnız tüccarı doğurmamış, onun çevresinde hukukçuyu, kâtibi, taşıyıcıyı ve tercümanı da gerekli hâle getirmişti. Birbirinin dilini bilmeyen insanlar burada mal alıp satıyor, sözleşme yapıyor ve aynı ekonomik düzenin içinde yaşamayı başarıyordu. Anadolu’nun en eski uluslararası ticaret merkezlerinden Kaniş’in bıraktığı en zarif derslerden biri belki de budur. Dört bin yıl önce uluslararası ticaret büyürken Kayseri yalnız malların buluştuğu bir pazar olmaktan çıkıp, ticaretin ihtiyaç duyduğu yeni mesleklerin doğduğu ve örgütlendiği bir şehir hâline gelmişti.”





