AK Parti MKYK Üyesi ve Kayseri Milletvekili Dursun Ataş, fon piyasasında son dönemde yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sürecin ilgili kurumlar tarafından hukuki, idari ve ekonomik boyutlarıyla titizlikle yürütüldüğünü belirten Ataş, yatırımcıların haklarının korunmasının öncelikli olduğunu vurguladı.
Türkiye ekonomisinin güvenliği ile vatandaşların birikimlerinin korunmasının temel öncelik olduğunu ifade eden Ataş, yaşanan gelişmeler üzerinden siyasi hesap yapılmaması gerektiğini söyledi. Ataş, sorumluluğu tespit edilen kişilerin ise hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini belirtti.
“Önceliğimiz Türkiye ekonomisinin güvenliği ve yatırımcının hakkıdır”
Fon piyasasında yaşanan gelişmelerin ilgili kurumlar tarafından tüm yönleriyle ele alındığını belirten Ataş, sürecin sağlıklı yürütülmesinin hem yatırımcıların haklarının korunması hem de sermaye piyasalarına duyulan güvenin devamı açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
Ataş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaklaşımına da atıfta bulunarak, Türkiye ekonomisine zarar gelmemesinin ve haksız kazanç elde edenlerin hukuk önünde hesap vermesinin öncelikli olduğunu ifade etti.
Ataş, “Cumhurbaşkanımızın da açıkça ortaya koyduğu gibi, bizim birinci önceliğimiz Türkiye ekonomisine zarar gelmemesi, ikinci önceliğimiz ise haksız kazanç elde eden kim varsa bunun hesabını adalete vermesidir” dedi.
“Yanlış kim tarafından yapılırsa yapılsın yanlıştır”
Siyasi sorumluluğun kişileri korumak değil, milletin emanetine sahip çıkmak olduğunu belirten Ataş, hukuk karşısında herhangi bir kişi, makam veya siyasi yakınlık üzerinden ayrıcalık oluşturulamayacağını savundu.
Ataş, “Bizde ‘suçlu bizdense sorun yok’ anlayışı yoktur. Hukuk kişiye, makama, partiye veya siyasi yakınlığa göre değişmez. Yanlış yapan kim olursa olsun, hukuk önünde gereken yapılır” ifadelerini kullandı.
Yaşanan süreçte asıl önemli olanın kimin suçlandığı değil, gerçeğin ortaya çıkarılması olduğunu belirten Ataş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya koyduğu iradenin de bu yönde olduğunu söyledi.
“Milletin birikimi siyasi hesaplara malzeme edilemez”
Fon piyasasındaki gelişmelerin özellikle vatandaşların birikimleri ve yatırımcı güveni açısından hassasiyetle değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Ataş, devletin temel görevinin vatandaşın hakkını korumak olduğunu belirtti.
Ataş, “Milletimizin alın teriyle oluşturduğu birikimler siyasi hesapların malzemesi yapılamaz. Vatandaşımızın güveni üzerinden siyasi fırsat üretilemez. Devletin görevi, vatandaşının hakkını korumak ve ortaya çıkan sorunları hukuk içinde çözmektir” diye konuştu.
Devlet Denetleme Kurulunun incelemeleri ile ilgili kurumların yürüttüğü çalışmaların önemine dikkat çeken Ataş, sürecin yalnızca tek bir açıdan değil, hukuki, ekonomik ve idari boyutlarıyla değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Sermaye piyasalarının tamamına yönelik genelleme uyarısı
Yaşanan sorunun ciddiyetinin küçümsenmemesi gerektiğini ancak ortaya çıkan problemin sermaye piyasalarının tamamına mal edilmesinin de doğru olmayacağını belirten Ataş, sağlıklı şekilde faaliyet gösteren fonların, şirketlerin ve yatırımcıların da korunması gerektiğini söyledi.
Ataş, finans piyasalarında sistemik bir risk bulunmadığını ve sermaye piyasalarının genel yapısının güçlü olduğunu ifade ederek, yanlışların üzerine gidilirken herhangi bir sorumluluğu bulunmayan yatırımcı ve finansal kurumların zarar görmemesi gerektiğini vurguladı.
“Türkiye’nin tökezlemesinden medet umanlar hesaplarını milletin menfaati üzerine kurmasın”
Türkiye ekonomisi üzerinden kriz beklentisi oluşturulmasına da tepki gösteren Ataş, ekonomik gelişmelerin siyasi tartışmalara dönüştürülmemesi gerektiğini söyledi.
Ataş, “Türkiye’nin başına bir kriz gelir mi diye ellerini ovuşturanlar bilsin ki; bu ülkenin tökezlemesinden medet uman hiçbir siyasi hesap, milletimizin menfaatinden daha değerli değildir. Bizim beklentimiz kriz değil çözümdür; kayıp değil yatırımcımızın güvenidir; belirsizlik değil, güçlü, şeffaf ve sağlıklı bir finansal sistemdir” ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin ekonomik ve finansal yapısının güçlendirilmesinin ortak sorumluluk olduğunu belirten Ataş, ekonomik kriz beklentisi oluşturulmasının yatırımcıdan esnafa, çalışandan vatandaşa kadar geniş bir kesimi etkileyebileceğini söyledi.
“Vatandaşımıza ek yük getirilmeyecek”
Ataş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın TBMM’de yaptığı açıklamalara da değindi. Özel zararların karşılanmasında Hazine kaynağının kullanılmayacağı yönündeki yaklaşımın önemli olduğunu belirten Ataş, vatandaşlara yeni bir mali yük getirilmemesi gerektiğini vurguladı.
Ataş, “Milletimizin birikimleri söz konusu olduğunda kamu kaynaklarının korunması da en az yatırımcının hakkının korunması kadar önemlidir. Vatandaşlarımıza yeni bir yük getirmeden sürecin yönetilmesi, hem kamu maliyesi hem de toplumsal adalet bakımından doğru yaklaşımdır” dedi.
Özel zararların karşılanmasında öncelikle ilgili fonların kendi kaynaklarının değerlendirilmesinin bu yaklaşımın somut göstergesi olduğunu ifade etti.
“Tavizsiz irade ortadadır”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fon piyasasında yaşanan gelişmelere ilişkin yaklaşımının net olduğunu belirten Ataş, yargının hukuki süreci, ilgili kurumların ekonomik ve idari boyutu, siyasi iradenin ise sürecin kararlılıkla takip edilmesini üstlendiğini söyledi.
Ataş, “Milletin hakkına, vatandaşımızın birikimine ve devletin itibarına zarar verebilecek hiçbir iddia görmezden gelinemez. Aynı zamanda devam eden bir soruşturmanın sonucu da peşinen ilan edilemez. Devlet ciddiyeti tam olarak bunu gerektirir” ifadelerini kullandı.
Açıklamasının sonunda siyasi polemiklerden ziyade hukuk içinde yürütülen süreçlerin belirleyici olması gerektiğini vurgulayan Ataş, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bizim tarafımız bellidir: Kişilerin değil hukukun, söylentilerin değil delillerin, çıkar gruplarının değil milletin tarafındayız. Milletin emaneti söz konusu olduğunda ölçümüz nettir. Hukuk işleyecek, varsa yanlış ortaya çıkarılacak, varsa mağduriyet giderilecek ve Türkiye yoluna daha güçlü şekilde devam edecektir.”




