Sanayi devriminin modern versiyonunda kritik rol oynayan bakır, 2025–2026 dönemine girilirken yatırımcıların yeniden dikkatini çekti. Küresel piyasalarda gözler genellikle altın ve gümüşe çevrilirken, sanayi metali bakırda yaşanan yükseliş "sessiz ama güçlü" bir sinyal olarak yorumlanıyor.
Ekonomist Mahfi Eğilmez, bakırın yalnızca bir emtia olmadığını, aynı zamanda küresel ekonominin nabzını tutan önemli bir gösterge olduğunu vurguluyor. Eğilmez'e göre bakır fiyatları; sanayi üretimi, altyapı yatırımları ve büyüme beklentileriyle birebir bağlantılı.
Özellikle Çin, ABD ve Avrupa'daki ekonomik hareketlilik, bakıra olan talebi doğrudan etkiliyor. Altyapı projeleri hızlandığında, sanayi üretimi arttığında ve küresel büyüme beklentileri güçlendiğinde bakır fiyatları da yukarı yönlü hareket ediyor. Bu nedenle bakırdaki yükseliş, çoğu zaman "ekonomide canlanma geliyor" mesajı olarak okunuyor.
Uzmanlara göre tam tersi bir tablo da mümkün. Bakır fiyatlarında yaşanan sert düşüşler ise küresel ekonomide yavaşlama ve durgunluk sinyali olarak değerlendiriliyor. Bu yönüyle bakır, sadece yatırımcıların değil, ekonomi çevrelerinin de yakından takip ettiği stratejik bir gösterge haline gelmiş durumda.
Kısacası bakırda yaşanan her hareket, sadece bir fiyat değişimi değil; küresel ekonominin geleceğine dair güçlü bir ipucu olarak görülüyor. Bu yüzden "bakır ne anlatıyor?" sorusu, önümüzdeki dönemde daha sık sorulacak gibi görünüyor.

Grafik, 2024 sonundan 2026 başına kadar bakır ve altın fiyatlarının farklı seyir izlediğini gösteriyor. Bakır fiyatları bu dönemde ton başına 8 bin 800 dolardan 13 bin dolar seviyesine yükselerek güçlü bir artış sergiledi. Altın ise ons başına 2 bin 50 dolardan 2 bin 400 dolar bandına çıkarak daha dengeli bir yükseliş kaydetti. Uzmanlara göre bu tablo, bakırın sanayi ve büyüme beklentilerine daha duyarlı olduğunu ortaya koyuyor.