KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


CEYHUN ÜSTEN


YORGUN YÜREĞİMİN GÜZ SANCILARI…

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Gözyaşı misali

Sararıp dökülen yapraklar;

Acı rüzgarlar,

Soğuk

Ve yürek sızısı…

Hayata karşı endişeli bir duruş

Bir büyük çekingenlik

Yerli - yersiz dalıp gitmeler

Ve apansız kaybetme korkusu

Sevdiklerimi…

Nerde?

Ne zaman?

Başıma geleceklerden habersiz!

İşkence bir bekleyiş gibi.

Yaşanacaklara inat

Ayakta kalmaya çalışıyorsam,

Hissediyorsam iliklerime kadar ayrılık korkusunu

Bilin ki yaklaşan GÜZ ‘dendir dostlarım…

Peki, ilacımıdır zaman her şeyin gerçekten?

Eğer öyle ise içimdeki bu güz sancısı niye…

Neden derman bulmuyor tabipler?

Neden sızım her geçen gün

Bir öncekinden daha fazla sızlatmakta,

Neden yanıp kavrulup kanatmakta yüreğim?

İçimde derin bir hiçlik

Gözlerimde apansız dökülen yaşlar

Ve yüreğimde dinmeyen

Bu sessiz kanayışa sebep

Hep ‘Güz’ müdür?

Ben öldüresi ayrılıklar yaşadım hüzün yüklü.

Bir sonbahar günü;

Yaprak dökümü misali,

Yavaş yavaş kaybettim sevdiklerimi.

“Biz ayrılamayız dediğimiz an”

Kendimizi farklı coğrafyalarda bulduk…

Nedendir bilinmez

Hep güzdür ayrılıklarımı yaşatan.

Ve dahi kabuk bağlamış yararlımı kaşıtan…

Ayrılık kokusu karışır,

Güz yağmurlarının toprak kokusuna

Yoksa

Yoksa özlemekten öte

Bir umutsuzluk sarmalı mı yüreğime çöreklenen?

Hiç bitip tükenmeyecek

Her sonbahar yeniden nüksedecek marazlı bir illet mi yoksa?

“Zamanla alışırsın ayrılıklara” demişlerdi dostlarım.

Meğer ne de kolay söylemişler,

Ne kadar basite indirgemişler her şeyi.

Başına gelmeyenler için,

Yaşamayanlar için kolaymış demek ki ayrılıklar.

Belki de avutmak istediler kendilerince.

Hafifletmek istediler,

Bu yorgun yüreğimin güz sancılarını.

Ne yaman çelişki Allah’ım

Duymuyor sesiz çığlıklarımı gidenler

Görmüyor can havli ile çırpınışlarımı!

Sadece gidenler mi?

Sanki bütün evren kulak tıkmış çığlıklarıma

Neden bu sırt dönüş…

Neden bu umarsızlıklar…

Neden kimse farkında değil sancılarımın.

Neden herkes sırt dönmüş kendi aleminde.

Gün gelip dinecek mi güz sancılarım?

İnanıyorlar mı gerçekten

Bu yorgun kalbin huzur bulacağına

Unutulup nasır mı bağlayacak mı?

Küllenip sönecek mi yürek yangınlarım?

Ayrılık ateşimin üzerine karlar mı yağacak?

Yaşanmamış gibi mi olacak tüm mazi

Asıl o zaman nakşetmez mi ayrılık benliğe?

Gönlümde yalnızlık,

Gözlerimde nem;

İçimde yokluğun hırçın haykırışları

Matem havasında ezgiler bu gün

Istırap bohçamda ayrılık renk renk…

Güz güllerinin yitik kokusu

Çatlak dudaklardan dökülen nağme

Hiç bahar görmeyen bedbin çehreler

Toprağa göz kırpan yorgun bedenler

Sıra sıra geçit resmi yapmakta

Filim şeridimde

Siyah beyaz kahramanlar…

Tarihe gömülen gelecek gibi...

Ben hep güz ayrılıkları yaşadım

Soğuk rüzgarlarla

Sararan yapraklarla

Hüzünlü yağmurlarla

Uğurladım sevdiklerimi...

Geride yaşlı gözlerle kucaklarken boşluğu

Bir sünger çektim mutluluklara

Ben hep güz ayrılıkları yaşadım...

Her sıkıntıma omuz verenleri

Her mutluluğuma mutluluk katanları

Her düştüğümde tutup kaldıranları

Her yokluğa çare olanları

Her acıda omuz olanları

Ben hep güz yağmurları ile uğurladım...

Gürkan Ofis Mobilyaları