EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

   Süleyman ERDOĞAN
   editor@kayserihaber.com.tr                      

   


VELİ ALTINKAYA


YAZICIOĞLU OLAYI VE DÖNEMİN VALİSİ

GÜNDEM - Veli ALTINKAYA


Bazı çevreler Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının geçirdiği helikopter kazasından sonra dönemin Kayseri Valisi Mevlüt Bilici’yi suçladılar. Olaydan 45 gün kadar sonra 5 Mayıs 2009’da Akın Günlük Gazetesi’ndeki (bugünkü e Haber Kayseri Gazetesi) köşemde ‘Vali’nin O İki Saati’ başlıklı bir yazı yazmıştım. O yazıdan bir bölümünü aynen aşağıya alıyorum:

“... Vali Mevlüt Bilici’ye BBP Lideri’ni de taşıyan helikopterin düştüğü haberi resmi bir yolla ulaşıyor... Vali oldukça üzgün. Zira Yazıcıoğlu’nu şahsen tanıyor ve seviyor...

İlk bilgiler de helikopterin Yozgat Yerköy’e düştüğü yolunda. Bilici, Yozgat’taki meslektaşını arıyor, Yozgat Valisi kendilerine ulaşan böyle bir bilgi olmadığını söylüyor. Daha sonra Yerköy Kaymakamı’nı arattırıyor. Kaymakam’a ulaşamıyorlar. “Bana Yazı İşleri Müdürü’nü bulun” talimatını veriyor. Bağlıyorlar... Yazı İşleri Müdürü’nün bir şeyden haberi yok. Vali tepkili “Bir siyasi parti liderini taşıyan helikopter bir ilçede düşer de o yöneticilerin nasıl haberi olmaz?” diyor...

Bu arada sürekli Kayseri’deki mesai arkadaşlarından da telefonla bilgi alıyor...

Müthiş üzüntülü...

Sonra helikopterin K. Maraş sınırlarında düştüğü yolunda duyumlar üzerine bu ilin valisi ile bir görüşme yapıyor. Maraş Valisi kendilerinin de olayı araştırdığını söylüyor. Yani orada da net bir bilgi yok.

İGM AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Tekelioğlu ile bir grup makama geliyor. Bu esnada Vali’nin bir de milletvekili misafiri var. Tekelioğlu ve beraberindeki heyetle bir başka odada 10- 15 dakika kadar görüşme yapıyor.

Bu esnada helikopter kazası ile ilgili telefon teatisi hiç bitmiyor. Emniyet Müdürü Orhan Özdemir kendisine arkadaşları tarafından verilen bilgiyi doğal olarak Vali Bilici’ye aktarıyor. Haber güzel. Haber, Vali’nin bozulan moralini kısmen düzeltiyor... Habere göre Yazıcıoğlu’na ulaşılmış, şuuru açık ve kısmi kırıkları var.

Haberde Yazıcıoğlu’nun K.Maraş’ın Göksun İlçesi Devlet Hastanesi’ne getirilmek üzere olduğu belirtiliyor... Vali her ihtimale karşı Yazıcıoğlu’nun Göksun’a yakın en donanımlı sağlık merkezi olan Kayseri’ye getirilme ihtimaline karşı İl Sağlık Müdürü, Devlet Hastanesi Başhekimi ve Üniversite Hastanesi yöneticileri Vali’nin talimatıyla hazır kıta bekliyor. Vali’nin toplantısı devam ederken BBP Genel Merkez yöneticilerinden biri arıyor. Vali biraz önce kendisine Emniyet Müdürü’nün aktardığı bilgiyi ‘ihtiyat kaydı’ ile aktarıyor...

Ama gelin görün ki heyecanla mutlu bir haber almak isteyen BBP’liler ‘ihtiyat kaydı’nı görmezden gelip Vali’den aldıkları bu bilgiyi kesinmiş gibi bir basın açıklamasıyla tüm dünyaya duyuruyorlar. BBP Genel Sekreteri Yalçın Topçu, “Kayseri Valimizin bize verdiği bilgiye göre genel başkanımıza yaralı ulaşılmış, şuuru da açıkmış” diyor.

Vali, heyetin birini gönderiyor... Bu arada tüm Türkiye ayakta. Bir süre sonra Jandarma Bölge Komutanı (Tuğgeneral Ali Aydın) ile görüşüyor. Komutan henüz helikopter enkazına ulaşılmadığı haberini veriyor. Kafalar karışıyor. Vali, kendisine ulaşan bilgiyi sorgulayacak değil ya. İyi niyetle o bilgiyi veren Emniyet Müdürü Özdemir’e de bir süre sonra tepki gösteriyor.

Kısa bir süre sonra ise Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı ve Başbakanlık Kriz Merkezi helikopter kazasına ulaşılamadığını resmen açıklıyor. Kayseri’deki milletvekilleri Valiliğe geliyor, daha sonra Başbakan Vali’yi arıyor. Vali uzun süre kendisine ulaşan bilginin kaynağı konusunda Başbakanlık Kriz Merkezi’nin telkiniyle açıklama yapmıyor.

Bazı çevreler Vali’nin iyi niyetli bu çabalarının altında buzağı arıyor. Aramasınlar. Vali’nin basına yaptığı hiçbir açıklama, bilgi yok.

Gerek var mıydı bilmiyorum; aradan bir aydan fazla zaman geçti, o olayın ayrıntısı aynen böyle...”

Önceki gün Yargıtay’da yapılan memur yargılamasında  Yazıcıoğlu davası ile ilgili olarak Kayseri eski Valisi Mevlüt Bilici ile eski Emniyet Müdürümüz Orhan Özdemir de tanık olarak ifade vermişler. Bilici ifadesinde bizim 10 yıl önce yazdıklarımızı anlatmış.

Yukarıdaki yazıda isim vermeden bir milletvekilinden bahsediyorum. Vali Bilici tüm bu olayları yaşarken, yani telefon görüşmelerini yaparken odasında TBMM Başkanvekili de olan Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ve kardeşi Ömer Yakut ile dönemin İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Mustafa Atsız da var.

Bu üç isim olanlara fazlasıyla şahit. Sadık Bey, TBMM’de konuyu araştırmak üzere kurulan komisyonda bir ara başkanvekilliği de yaptı. Sonra ayrıldı. Sadık Bey muhtemel ki Vali Bilici’ye yönelik suçlamalar konusunda bizzat yaşadıklarını eminim ki Komisyon üyelerine de, diğer ilgili çevrelere de aktarmıştır.

Eski Valimiz Mevlüt Bilici memuriyeti döneminde en çok sıkıntıyı sanırım bu olaydan çekti. Görevde bulunduğu sürede ve sonrasında hep karşısına çıktı o meşum olayın yaşandığı esnadaki iyi niyeti ve gayreti. Bakanlık müfettişleri Kayseri’ye geldi, günlerce haberlerin çıktığı gazetelerin yöneticilerine ‘Vali size bir açıklama yaptı mı?’ diyerek ifade aldılar.

Yazıcıoğlu olayı ile ilgili dönemin Kayseri Valisi Bilici’nin masumluğuna, iyi niyetine Allah da, odasında bulunan üç kişi de şahittir.

Dönemin Emniyet Müdürü’nün kendisine getirdiği bilgi notu konusunda benim 9 Aralık 2010 tarihinde yazdığım bir yazı daha var. Aslında TBMM Araştırma Komisyonu üyeleri o yazıdaki iddialarımı biliyorlar.

Emniyet Müdürü’nün Vali’ye ulaştırdığı bilgi notunun, daha sonra Maraş Emniyeti İstihbarat Şubesi tarafından bilgi notuna dönüştürüldüğünü iddia ediyorum. O notun kaynağı Sadık Yakut’ta ve dönemin Meclis Araştırma Komisyonu Başkanı’nda var olduğunu sandığım bilgilere göre ‘dinleme şüphesi’ odaklı bir yemleme... Muhtemel ki o şüphem ile ilgili detaylar bu işten en çok başı ağrıyan Vali Bilici’de de mevcut. Hatta dönemin Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Ali Aydın ve ambulans helikoptere önce ‘kalk’ bir süre sonra da ‘dön’ talimatı veren dönemin Devlet Hastanesi Başhekimi İsmail Tamer’de de bu bilgiler olsa gerek...

Muhsin Yazıcıoğlu ‘milli ve yerli’ bir liderdi. FETÖ’nün içinde bulunduğu derin bir kumpasa kurban gittiği açık. Bugün bazı gerçekler ortaya çıkmasa da, günü gelince tüm çıplaklığı ile gün yüzüne çıkacaktır.