KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


CEYHUN ÜSTEN


VERİLEN SÖZDE SORUMLULUK VARDIR…

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili Dostlar;

Sözünde durmak,

Yaptığı anlaşmaya sadık kalmak anlamına gelen ahde vefa;

Aslında günümüz hayat tarzında tozlu raflardan indirilmiş el yazması bir kitap,

Ya da tavan arasına kaldırılmış ata yadigarı bir eşya kadar eski,

Küf kokan bir kavram haline geldi ne yazık ki.

Zira bizler günübirlik yaşamayı,

Küçük menfaatler uğruna erdemleri harcamayı,

Sırasında kişisel çıkarlar uğruna her türlü kutsalları dilediğimizce kullanmayı alışkanlık, hatta yaşam biçimi haline getireli uzun zaman oldu.

Uzun zaman oldu, ecdadı ve öğretilerini uygulamaktan, yaşamaktan vaz geçeli.

Bakın size bir kıssa nakledeceğim.

Dilerseniz bu kıssanın ardından söylediklerimizde ne derce haklı olduğumuzun muhasebesini birlikte yapalım.

Hz. Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler ve derler ki;

-Ey halife bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü, ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin.

Bu söz üzerine Hz. Ömer suçlanan gence dönerek:

-Söyledikleri doğrumu diye sorar.

Suçlanan genç derki

- Evet doğru.

Bu cevap üzerine Hz Ömer:

-Anlat bakalım nasıl oldu?

Diye sorar.

Bunun üzerine genç anlatmaya başlar…

-Ben bulunduğum kasaba hali vakti yerinde olan bir insanım ailemle beraber gezmeye çıktık kader bizi arkadaşların bulunduğu yere getirdi. Hayvanlarımın arasında bir güzel atım varki dönen bir defa daha bakıyor hayvana ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyva koparmasına engel olamadım, arkadaşların babası içerden hışımla çıktı atıma bir taş attı atım oracıkta öldü, nefsime bu durum ağır geldi, ben de bir taş attım babası öldü, kaçmak istedim, fakat arkadaşlar beni yakaladı, durum bundan ibaret,

Bu söz üzerine Hz Ömer söyleyecek bir şey yok bu suçun cezası idam, madem suçunu da kabul ettin...

Bu sözden sonra delikanlı söz alarak:

-Efendim bir özrüm var.

Ben memleketinde zengin bir insanım babam rahmetli olmadan bana epey bir altın bıraktı.

Gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak zorunda kaldım.

Şimdi siz bu cezayı infaz ederseniz yetimin hakkını zayi ettiğiniz için Allah cc. huzurunda sorumlu olursunuz.

Bana üç gün izin verirseniz ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim.

Bu üç gün için de yerime birini bulurum der.

Hz Ömer dayanamaz derki:

-Bu topluluğa yabancı birisin, senin yerine kim kalır ki?

Sözün burasında genç adam ortama bir göz atar der ki,

-Bu zat benim yerime kalır, o zat Hz peygamber (s.a.v) efendimizin en iyi arkadaşlarından, daha yaşarken cennetle müjdelen Amr İbn-i Asr' dan başkası değildir.

Hz Ömer Amr 'a dönerek

-Ey Amr delikanlıyı duydun, der.

O yüce sahabi:

-Evet, ben kefilim.

Der ve genç adam serbest bırakılır.

Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzere ama gençten bir haber yoktur.

Medine’nin ileri gelenleri Hz Ömer’e çıkarak gencin gelmeyeceğini, dolayısıyla Amr ibn-i Asr'a verilecek idamın yerine, maktülün diyetinin verilmesini teklif ederler…

Fakat gençler razı olmaz ve babamızın kanı yerde kalsın istemiyoruz, derler.

Hz Ömer kendinden beklenen cevabı verir, derki,

-Bu kefil babam olsa fark etmez, cezayı infaz ederim.

Hz Amr İbn-i Asr ise tam bir teslimiyet içerisinde derki,

-Biz de sözümüzün arkasındayız.

Bu arada kalabalıkta bir dalgalanma olur ve insanların arasından genç görünür.

Hz Ömer gence dönerek der ki,

-Evladım gelmeme gibi önemli bir fırsatın vardı neden geldin.

Genç vakurla başını kaldırır ve:

-Ahde Vefasızlık etti demeyesiniz diye geldim, der.

Hz Ömer başını bu defa çevirir ve Amr İbn-i Asr'a derki,

-Ey Amr sen bu delikanlıyı tanımıyorsun nasıl oldu da onun yerine kefil oldun?

Amr İbn-i Asr:

-Bu kadar insanın içerisinden beni seçti, insanlık öldü dedirtmemek için kabul ettim der.

Sıra gençlere gelir.

Bütün bu yaşananların ardından derler ki,

-Biz bu davadan vazgeçiyoruz.

 Bu sözün üzerine Hz Ömer:

-Biraz evvel babamızın kanı yerde kalmasın diyordunuz ne oldu da vazgeçiyorsunuz?

Gençlerin cevabı dehşetlidir:

- Merhametli insan kalmadı demeyesiniz diye…

İşte sevgili dostlar;

İnsan olmanın gereği;

Verdiğin sözü tutmak, söylediği sözün ardında durabilmektir.

İnsan olmanın gereği, içtiği bir fincan kahvenin hatırını 40 yıl gözetebilmektir.

Yüce kitabımız Kuran-ı Kerim’de ‘Ahde Vefa’ olgusunun üzerinde ısrarla durulmuş ve

’Ahdi yerine getirin. Çünkü verilen sözde elbette sorumluluk vardır’’ (İsrâ Suresi 34. Ayet) denilmiştir.

Oysa günümüz hercai ruhlu, hatta kaypak karakterli metropol insanı önüne gelene türlü sözler vermekte…

Macawell’in ruhunu şaad edip, amacına ulaşabilmek için her yolu mübah görmekte,

Gereğinde en yakınını gözü kapalı ipe gönderebilmektedir.

Oysa kadirşinaslık,

Değer bilirlik,

Ahde vefa gibi kavramları

Hayatına yön verici edinse…

Emin olun hem hayatı daha kolaylaşacak,

Hem de mutlu ve huzurlu olmayı becermiş olacak…

Gürkan Ofis Mobilyaları