KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


CEYHUN ÜSTEN


ÜÇ KUŞAK BİR ARADA YAŞARDI…

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili dostlarım;

Yaz ayları akrabalık bağlarını güçlendirmek adına,

Diğer mevsimlere göre çok daha anlamlı ve dolu geçiyor…

Öyle ki başta düğünler olmak üzere akrabaları bir araya getiren,

Buluşturan etkinliklerin birçoğu yaz aylarında hayata geçiyor…

Son yıllarda dini bayramlarımızın da yaz mevsimine denk gelmesi,

Bu faydalı ve hayati etkileşime katkı veren ayrı bir etken olarak yer almakta hayatımızda…

Yarenlerim ben fakire göre;

Toplumsal hayatımızın ve millet kavramımızın yarınları için gündeme getirilmesi,

Hatta günlerce uzun uzun tartışılması gereken en önemli konulardan birisi

Akrabalık kavramı ve akrabalık ilişkilerinin geldiği noktadır…

Dinimiz de ve sosyal hayatımızda akrabalık veya hısımlık çok önemsenmiş,

Akraba ziyaretleri,

Akrabaların kollanıp gözetlenmesi,

İlişkilerin her dem canlı tutulması deyim yerinde ise altı çizilerek vurgulanmış ve teşvik edilmiştir.

Öyle ki her Cuma imam hutbeyi tamamlarken okuduğu duanın mealinde

“ Yüce Allah akrabaya yardım etmeyi emreder “ der.

Sevgili dostlarım;

Hatırlarsanız bayramları bile bayram yapan,

Renk ve neşe katan halamız,

Teyzemiz,

Bibimiz,

Emmimiz,

Dayımız,

Yengemiz,

Amcaoğlumuz değil midir?

Hüzün ve acılarımızda yine onlar değil midir ateşimize su serpen!

Akrabaca zengin olmak dünyanın en zengini olmaktır ben fakire göre erenler…

Teyze ve halalarımızın annemize benzeyen yanları,

Dayı ve amcalarımızın babamızı andıran halleri,

Bize sebil gibi akıttıkları sevgi ve şefkatleri,

Bizleri her dem çocukluğumuzun o büyülü ve masum günlerine götürmez mi sorarım size?

Sevgili dostlarım, kıymetli yarenlerim;

Bizler ülke olarak,

Millet olarak daha doğrusu Müslüman topluluklar olarak gerçekten de çok şanslıyız diye düşünüyorum.

Ancak metropol hayat,

Sözde modern yaşam,

Çalışma koşulları,

Gündelik koşuşturmalarımız,

Telaşlarımız,

Kendimizi dünya nimetlerine fazlaca kaptırmamız

Akrabalık ilişkilerimizi zedeleyip sarsmış olsa da;

Her şeye rağmen hala çoklukla akrabayız, candanız, içteniz diye düşünüyorum erenler…

Biz böyle akrabalık ilişkilerimizi zayıflatmaya, bir kenara itmeye devam edelim dünya üzerinde öyle bir ülke var ki onların durumu içler acısı…

Zira o ülkede hiç kimsenin akrabası yok.

Yani hiç kimsenin teyzesi, halası, amcası, dayısı, amcaoğlu, halakızı, yengesi, görümcesi, eltisi, kayınbiraderi yok maalesef!

Peki sebep ne biliyor musunuz dostlarım?

Çünkü herkesin uzun yıllardır sadece bir çocuk yapma hakkı var.

Her eve tek çocuk!

İkincisi yok…

İkincisi olsa bile kimlik verilmiyor…

Vatandaştan sayılmıyor.

Hiçbir haktan yararlanamıyor ve köle muamelesi görüyor.

Evet…

Çin Halk Cumhuriyeti’nden söz ediyorum dostlarım.

O dünya devi olmaya hazırlanan, son yıllarını ekonomik göstergeleri en iyi olan, son 10 yılın en büyük ilerlemesini gösteren bu dev ülkenin insanların hayatı tam bir keşmekeş…

Bir ülke düşünün ki dostlarım; dünyanın en kalabalık ülkesi olsun,

Dünya üzerinde en çok insan o ülkede yaşasın!

Ancak yine en yalnız,

En kimsesiz,

En garip insanların ülkesi olsun.

Hastalandıklarında alınlarındaki ateşi alacak ne şefkatli bir el,

Ne yumuşak bir ses,

Ne de zor zamanlarda sığınılacak bir limanları olsun!

Öylesine yalnız,

Öylesine kimsesiz,

Öylesine bedbahtlar ki anlatılır gibi değil erenler…

Dünyanın en büyük ülkelerinden biri olan bu ülkede yürütülen bu zoraki nüfus planlamasında azınlıklara iki çocuk yapma hakkı verilmiş.

Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerinin iki çocuk ile yetinmeyip bu sayıyı artırmaları beraberinde birçok sorunun yaşanmasına neden olmuş.

Bir yandan dinini yaşamaya çalışırken, öte yandan soyunu sürdürmeye çalışan bir halk…

Her türlü asimilasyona karşı ayakta durmaya çalışan Doğu Türkistan, Çin’in üvey çocuğu olarak en doğuda yerli yerinde duruyor.

Bu konu üzerinde uzun durulması gereken bir konu olarak belirleyip asıl konumuza dönelim isterseniz dostlarım zira Doğu Türkistan dramı çok daha detaylı ele alınması gereken bir konu…

Çin’in meta zoru vatandaşlarına uyguladığı bu tek çocuklu aile profili ne yazık ki ülkemizde de gönüllü tercih olarak hızla artmakta…

Özellikle batıda ve büyük metropollerde çalışan eğitimli kadınlarda kariyer hırsı adına tek çocuk modası tavan yapmış durumda.

Hem yıpranmamak,

Arzu ettiğimiz makamlara gelebilmek,

Daha özgür yaşayabilmek,

Hem de ekonomik sebeplerden dolayı kadınlarımız tercihini tek çocuktan yana kullanır oldu erenler.

İşyerlerinde kreş gibi unsurların büyük oranda bulunmayışı da çalışan kadınlarımızın bu yönde tercih yapmalarında etkili oluyor pek tabii…

İşte sevgili dostlarım;

Tek çocuklu ailelerin artışları yukarıda bahsettiğimiz “Akrabasızlık” tehlikesini de beraberinde getirmeye devam ediyor.

Anlayacağınız erenle; yirmi otuz sene sonra bizim ülkemizde de halası, dayısı, amcası, teyzesi, yeğeni, ablası, görümcesi, eltisi, kayınbiraderi, kız kardeşi olmayan, sadece kendisi olan yalnız ve güvensiz insanların, buna bağlı psikolojik ve sosyolojik problemlerin ortaya çıkması sorununu hep birlikte görüp göğüsleyeceğiz!

Ve dostlarım gelecek için, kuzucuklarımızın mutlu yarınları ve millet olarak ilelebet payidar olmak için akrabalık ilişkilerini güçlendirecek, akraba dayanışmasını, kaynaşmasını tetikleyecek bir takım çalışmalara ihtiyaç var gibi ne dersiniz?

Sanırım günlük meselelerin ardından koştururken gelecekte karşımıza çakabilecek hususları es geçiyoruz .

Kürtaj çığırtkanlığı yapan zatı muhteremlere konuya birde bu açıdan bakmayı öneriyorum.

Her eve birkaç çocuk gerek;

Kalabalık ev güzeldir, canlıdır, keyiflidir, canınız hiç sıkılmaz.

Hele akrabalar, onlar evlerimize adeta baharı getirirler,

Canlanıverir evde her şey onların gelişi ile, o tatlı koşuşturmaca ruhumuzda tatlı bir huzur bırakır ki bunu tattınız mı asla a unutamazsınız!

Öyle değil mi yarenler?

Mutluluklarda,

Acılarda akraba ile eş –dost ile paylaşınca anlam kazanıyor dostlarım…

Özellikle acılı günlerinizde yanı başınızda size destek olan teselli veren akrabalarınız yok ise emin olun hayatınız son derce anlamsız demektir…

Ya davullu zurnalı düğünler, neşenin tavan yaptığı bayram sabahları akrabalar olmadan bu kadar güzel olabilir mi?

İşte bütün bu nedenlerle akrabalık bağlarımızı asla gevşetmeyelim dostlarım…

Her daim uzak yakın bütün akrabalarımızı arayıp soralım…

Ben 7 çocuklu köylünün ilk çocuğuyum.

Evet sıkıntılı bir çocukluk ve gençlik geçirdim ama kimin umurunda..

Benim anne babam bize sonsuz sevgilerini vererek ekonomik yoksunluğunu fazlası ile kapattılar…

Şimdi benim ve kardeşlerimin doyumsuz birlikteliğini hatırladıkça anne babama milyon defa rahmet okuyorum…

Ama bundan çok daha keyifli olanı çocuklarımın bu birliktelikten duyduğu keyif…

Amca –hala çocukları ile bir araya geldiklerinde hayatı unutuyorlar…

Tıpkı benim çocukluğumda olduğu gibi…

Ve aile içi dayanışmaya, sevgi ve saygıya şahitilik ediyorlar…

Ben dünyanın en zenginiyim…

Çünkü altı kardeşim, altı amcam, altı halam, altı teyzem, iki dayım ve onlarca kuzenim var…

Bu bayram da doya doya faydalanacağım bu zenginliğimden…

Sizlere de tavsiyem eteklerinizdeki taşı döküp

Akrabalarınıza zaman ayırıp ziyaret edin…

 

Gürkan Ofis Mobilyaları