KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


SAMİ DAYANGAÇ


TÜRKÜLERİN ÖYKÜSÜ: ZAHİDEM

GÖZLEM - Sami DAYANGAÇ


Neşet Ertaş'ın en sevilen türkülerinden biri de ‘Zahidem’ dir. Ertaş'a Zahide'nin kim olduğunu sorduk. "Herkesin bir Zahide'si var" yanıtını verdi. Yine sorduk:

-Sizinkisi hangisi?

-Sevdim kavuşamadım... Zahide'm türküsünü çığırdım...

Türkü çok tutuldu... Sonra baktım, başka türkücüler, Zahide'm türküsüne yeni yeni dörtlükler eklemeye başladılar... Zahide'm türküsü uzadıkça uzadı. Sanki destan olup, çıktı... Meğer herkesin bir Zahide'si varmış.

-Ya sizinki?

-Benimki, boynumu bükük koyan bir eski aşk hikayesi (Kendi ağzından)

Halk arasında ‘Zahidem’ adıyla ün yapan türkünün şairi Aşık Arap Mustafa, 1901 yılında Çiçekdağı’na bağlı Orta Hacı Ahmetli köyünde dünyaya gelmiştir. Babasını annesini çok küçük yaşlarda yitirdi. İlk önce bir akrabasının himayesinde, daha sonraları da onun bunun yanında büyüdü.

Arap Mustafa’nın babası düğünlerde, toplantılarda ‘Koca Oyunu’ adı verilen oyunda ‘Arap’ rolünü üstlenirdi. Bu nedenle Mustafa’ya da ‘Arap’ lakabı takılmıştır. Kimsesiz kalan Arap Mustafa 10 yaşına gelince Yukarı Hacı Ahmetli köyünden Hacı Bürozadeler’den Mehmet’e çiftçi durdu. Zaman içinde çalışkan, babayiğit, giyimine özen gösteren yakışıklı bir delikanlı olan Arap Mustafa, ağasının yeni yetişen Zahide’ye gönlünü kaptırdı. Fakir ve kimsesiz olduğundan bu sırrını bir türlü açığa vuramadı.

20’sinde askere giden Mustafa’nın aklı, deliler gibi sevdiği Zahide’de kalmıştı. Köydeki dostlarına mektuplar göndererek Zahide’den haber almaya çalışan Arap Mustafa, Zahide’nin başka biriyle evlendirildiğini ve düğününün de bir hafta sonra olacağını duyunca üzüntüsünü aşağıda içli mısralara dökmüştür. Türküyü Neşet Ertaş plağa okuyup tanıtmıştır.

Zahide Kurbanım n'olacak Halim

Gene bir laf duydum kırıldı belim

Gelenden gidenden haber sorarım

Zahidem bu hafta oluyor gelin

Hezeli de deli gönül hezeli

Çiçekdağı döktü m'ola gazeli

Dolaştım alemi gurbet gezeli

Bulamadım Zahidem'den güzeli

Ay ile doğar da gün ile aşar,

Zahide’mi görenin tebdili şaşar

İyinin kaderi kötüye düşer,

Diken arasında kalmış gül gibi.

Zahide’m kurbanım kurtar bu dardan

Baban anlamadı bizim bu haldan

Kekiline sürmüş kokulu yağdan,

Derdin beni del’ediyor Zahide’m.

Ziyaret’ten çıktım Cender’in özü

Kum gibi kaynıyor Zahide’m gözü

Aslını sorarsan esalet yerden

Hacı Bürolardan Mehmet’in kızı.

Gurbet ellerinde esinim esir

Zahide’m kurbanım hep bende kusur

Eğer baban seni bana verirse

Nemize yetmiyor el kadar hasır.

Çiçekdağı’nda da hiç gitmez duman

Zahide’m kurbanım hallarım yaman

Yapamadım şu babayın gönlünü

Fakir diye bana vermedi baban.

Anamdan doğalı çok çektim cefa,

Şu yalan dünyada sürmedim sefa,

Adımı namımı soran olursa,

Orta Hacı Ahmetli Arap Mustafa

Arapoğlu Mustafa’nın kendisine Mecnun gibi aşık olduğundan etkilenen Zahide, Mustafa için şiirler söylemiştir. Bu şiirin üç kıtasını H. Vahit Bulut, 1973 yılında Yukarı Hacı Ahmetli köyünden Zahide’nin yakın arkadaşı ve sırdaşı Fatik’ten derlemiştir. Baştaki iki kıta tarafımızdan derlenmiştir.

Bu nasıl sevdaymış geldi başıma

Felek ağu kattı tatlı aşıma

Sevda çekenlere zor gelir gurbet

Gece gündüz elim kalkmaz işime.

Aşağıda sap kağnısı geliyo

Derdin beni elik elik eliyo

Kurbanlar olayım gara Mustafam

Babam beni yad ellere veriyo.

Arapoğlu derler gayeten atik

Gözleri kara da, kaşları çatık

Git nazlı yare de bir haber getir

Bastığın yerlere kurbanım Fatik.

Ağlayarak yayığımı yayarım

Yarim gitti günlerini sayarım

Çıksa Büyüköz’e mendil sallasa

Islık çalsa ıslığını duyarım.

Coşkuna da deli gönül coşkuna

Aşkından Zahide döndü şaşkına

Sensiz edemiyom nazlı civanım

N’olur bir yol görün Allah aşkına...

Gürkan Ofis Mobilyaları