EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

   Süleyman ERDOĞAN
   editor@kayserihaber.com.tr                      

   


CEYHUN ÜSTEN


TOPLUMSAL BİR CİNNETİN EŞİĞİNDEYİZ!

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili Dostlarım;

Şu alemde her bir şeyin müsebbibi biz ademoğullarıyız.

Dünyayı güzelleştiren de,

Çirkinleştiren de bizleriz!

Yeryüzünde her şey bizler için…

Eşref-i mahlukat yani yaratılmışların en şereflisi denmiş bizlere erenler !

Yeryüzünün en şerefli mahlukatı olan insan,

Bugün yeryüzünü bir cehenneme dönüştürmek için kıyasıya yarışıyor,

Daha öldürücü silahlar yapıyor,

Dünyayı topyekûn yok edecek keşifler peşinde koşuyoruz erenler…

Bütün bunları yaparken bir dakika olsun durup düşünmüyoruz!

İnsan dediğimiz varlık,

Birbirini yok etmek,

Birbirinin felaketini hazırlamak için kıyasıya bir yarış içinde!

Yeryüzündeki bütün acıların,

Ve dahi  sefaletlerin biricik mümessili olan da yine aynı ademoğlu!

Dünyanın bütün güzelliklerine inat;

Çirkinliğin,

Kötülüğün,

Zulmün,

Gaddarlığın,

Acımasızlığın,

Çetrefilli yollarında yürüyor yürüyor…

Hatta  yürümekle yetinmeyip koşuyor…

İşte yarenlerim;

Bunca çirkinliğin kol gezdiği dünyada,

Bundan böyle iyi ve güzel olan olgular,

Gömüldüğü kara topraktan,

Bir kez daha ayağa kalkabilir mı bilinmez?

Lakin çok net bir gerçek var ki;

Ademoğlu bütün enerjisini,

Yok oluşu üzerine tüketiyor!

Bunca silah tedariki,

Bunca nükleer ve biyolojik silahlar,

Karanlık kapılar arkasındaki ince hesaplar,

Yiyecek ve içecekler üzerine oynanan bunca hile ve sahtekârlık,

Aslında çok şey fısıldamakta bizlere!

Bütün bu hengamenin içinde

Ne hazindir ki millet olarak silahlanmaktayız erenler!

Zira ortaya çıkan konjüktür de  buna mecburuz da…

Anca kanaatim odur ki bizim önemli bir farkımız var.

Biz öldürmek için,

Masum  insanları yerinden – yurdundan etmek için  değil,

Bu aziz vatanı,

Kutsal bildiğimiz değerlerimizi korumak - savunmak için silahlanmak zorundayız!

Her ne kadar bunu anlamayan ahmaklar,

Bu silahlanmayı gereksiz bulsalar da…

Hâl ve ahvalimiz böyle iken erenler,

Bu ahmak tayfası;

Rehavete kapılmanın ne denli ölümcül olacağını bilmiyor olamazlar diye düşünmekteyim!

Öte yandan;

İnsanlık artık bir kısır çekişme sarmalına girmiş durumda zaten.

Dünya beşten büyük olsa da yarenlerim;

Hakikat yalnızca ve daima 5’i gösteriyor.

Suriye ortada çok önemli bir imtihan.

Dünya beşi mi,

Dünya başı mı her neye sayarsanız sayın,

O zalimleirn tutum ve tavırları da ortadadır.

 İnsanlık Suriye sınavından büyük bir yıkım ile çıkmıştır erenler!

İnsanlığın kırıntısı bile kalmamıştır.

Dünya ağır bir kapitalist ağın içerisinde dönenip duruken,

Buna bağlı olarak insana has bütün değerler lime lime parçalanmıştır.

Dünya ahvali bütün hanelere ve ruhlara da ulaşmıştır artık.

Bizim topraklarımızda da ne hazindir ki,

Para ve menfaat çarkı,

Bütün değerler manzumesini yok etmiş,

Alaşağı etmiştir.

Batı hep aynı batı idi!

Lakin biz ise böyle değildik.

Bizlerin mühimmat meselesi yanında,

Toplumsal problemlere de büyük çareler arayıp bulmamız gerekiyor…

Toplumsal bir cinnetin eşiğindeyiz.

Dostluklar,

Arkadaşlıklar,

Pamuk ipliği misali,

Küçük bir çekişmede kopuveriyor!

Öylesine suni,

Öylesine yüzeysel,

Öylesine önemsiz.

Aile çatırdıyor,

Boşanma sayısı evlilik sayısını geçmiş,

Gençler evliliği gereksiz görüyor!

Büyük şehirler yalnızlar ordusu ile dolu!

Ahlaka mugayir hâl ve davranışlarda patlama olmuş!

Evlat anne babasını yük – görüp sokağa atıyor!

Anne doğurduğu çocuğuna sütünü vermekten imtina ediyor.

Kardeş kardeşi görünce yolunu değiştiriyor.

Komşu – komşuyu tanımıyor.

Öğretmen öğrencine göz koymuş,

Talebe öğretmeninin canına kıyıyor.

Sokaklar aç – sefil insan dolu.

Çocuklar hayvanların kulağını ayağını kesiyor.

Sözün özü erenler

Kıyamet alametleri bir bir gerekleşmekte.

Bütün bu veriler ışığında

Toplumsal bir cinnetin tam da ortasında olduğumuzun farkına varıp,

Fabrika ayarlarımıza dönmek için çaba gerek yarenlerim.

Yeniden;

Sevgi,

Saygı,

Merhamet,

Vefa,

Paylaşma,

Allah Korkusu,

Kuldan Utanma

Duygularını hayatımıza hakim kılmak için gayret gerek.

Bu da ancak yönümüzü ve kalbimizi Rahman’a çevirmekle olur