KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


CEYHUN ÜSTEN


ŞİDDETİN ÖNÜ ALINAMIYOR!

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Seneler var ki toplumumuzda bir “Kadına şiddet” teranesi tekrarlanıp duruyor erenler…

Bu uğurda bitip tükenmeyen toplantılar düzenlenmekte,

Paneller yapılmakta,

Yazılar yazılıp çizilmekte,

Televizyon radyo programları yapılmakta.

Ve dostlarım neredeyse millet olarak koro halinde bağırıyoruz: “Kadına şiddet var!”diye…

Oysa ben fakire göre aslında şiddet kelimesinin kendisi tartışılmalıdır.

Zira bu ülkede sadece kadınlar şiddete maruz kalmıyor.

‘Şiddet’ olgusunun sürekli olarak “Kadın” üzerinde konuşulması kanımca doğru bir yaklaşım değil…

Ben fakire göre “Şiddet” ve “Hiddet” kavramları birbirlerinin tetikleyicisi olarak bir arada kullanılmalı ve bu iki fiil üzerinde tartışma yapılıp neden ve sonuca gidilmeli…

Ülkemizde bu eylemin mağdurları sadece kadınlar değil ne yazık ki dostlarım, sadece kadınlar maruz kalmıyor şiddete.

Çocuklar!

Gençler!

Polisler!

Askerler!

Öğretmenler!

Medya mensupları!

Yaşlılar!

Şoförler vs…

Yani bu ülkede hemen herkes bir şekilde “şiddet ve “hiddet” eylemlerine hayatları boyunca bir kez de olsa uğruyorlar erenler.

Ayrıca kanaatimce şiddet sadece fiziksel saldırı olarak algılanmamalıdır.

Şayet araştıracak olsak maddi yani fiziksel şiddetin, manevi şiddetin yanında öylesine küçük bir yüzdede kaldığını emin olun hepimiz tesbit ederiz yarenlerim.

Fakat ne yazı ki bizim ülkede manevi şiddet “Şiddet” kapsamında değerlendirilmiyor.

Manevi şiddet göz önüne alınmıyor bile erenler!

Oysa bu ülkede kadınlar kadar erkekler de manevi şiddete maruz kalıyorlar…

İşyerleri mobbing uygulayan gaddar amirlerle kaynıyor.

Özellikle üst düzey yöneticilerin emirleri altındaki kimselere baskı, sindirme, yok sayma, aşağılama, çeşitli bahanelerle çalışma şevkini kırma ve işten ayrılmaya zemin hazırlayıp zorlama gibi şiddet türlerinin bizim ülkede adı bile bilinmiyor neredeyse.

Bilinse dahi suç sayılmıyor zaten!

Yani amirinden bu nedenlerle rahatsız olan mağdurun bunu şikâyet edecek bir muhatabı olmadığı gibi buna yasal bir hakkı da yok…

Çünkü hala bunlar şiddet kapsamına girmiyor!

Sözün özü dostlarım illa ki kafa göz patlayacak, dayak yiyeceksiniz veya öleceksiniz ki adı şiddet olsun!

Akşamları sırf işyerinde maruz kaldığı ‘Mobbing’ nedeniyle evine mutsuz ve gergin giden insan sayısı azımsanmayacak kadar fazla…

Ve bu kimseler işinden olmamak,

İş yerinde daha da huzursuz edilmemek için şikâyet eyleminde bulunmayıp susmaktadırlar.

Bu da bir süre sonra bu kimseleri strese, bunalıma sürüklemekte, dolayısıyla moral motivasyon ve iş kaybı, işte verimsizlik, durağanlık, hoşnutsuzluk, güvensizlik, niteliksizlik olarak bütün topluma geri dönmektedir.

Yani şiddet sadece kadına değil bu ülkede erenler!

Bu ülkede şiddet herkese var.

Oğlunun evinde gelin baskısına dayanmak zorunda kalan yaşlı nine de şiddet mağduru değil mi sorarım size?

Peki ya Huzurevi’nde son dayanağı olan görevlilerin her türlü alay ve hiddetini göğüslemek zorunda kalan dedenin maruz kaldığı muamele şiddet değil de nedir?

Bu ihtiyarcık şiddet mağduru değil midir?

Şiddet ve hiddet insana yakışmaz dostlarım.

İnsan olanın merhameti, şefkati ve adaleti olan insanoğlunun yapacağı fiiller değildir.

Aslında bütün bu sorunların şifası, reçetesi İslam dininde değil midir?

İslam dini insanın sosyal, evlilik ve iş hayatında nasıl davranacağına dair her türlü kural ve kaide belirlenmiştir erenler.

İnsanın mutluluk ve huzuru için her türlü yasak da mevcuttur dinimizde.

Yüce Allah'ın 99 Esma-i İlahisi hayatımızın her noktasında lazım olan her şeyi, kâinat defterine açık seçik yazmıştır lakin reçeteyi okumak, duymak ve hissetmek lazımdır.

Allah sevgisinin ve korkusunun bilindiği,

Bulunduğu

Ve dahi kök saldığı bir yürekte şiddet ve hiddete meyil vuku bulur mu erenler?

Kim öldürür?

Kim kandırır?

Kim aldatır?

Kim üzer?

Kim ağlatır?

Kim çalar?

Kim çırpar?

Kim zulmeder?

Kim incitir?

Kim hak ve hukuku çiğner?

Allah sevgisinin ve inancının olduğu hangi yürek, mazlumun gözyaşlarına bigâne kalır, dayanabilir sorarım size dostlarım?

O muhteşem sonsuzluk için!

Üç günlük dünyaya kim meyleder?

Kim geleceğini satar yalan dünyaya?

Şiddetin türü ne olursa olsun, şiddeti uygulayan insana hangi cezaları verirseniz veriniz dostlarım, emin olun bunu yine tekrarlayacaktır.

Zira bunun manevi bir eksikliğin sıkıntısı olduğunu artık bilmemiz, görmemiz lazım gelmekte erenler.

En olmadık koltuklarda oturanların bile çok ciddi ruhi problemleri, arazları olabildiği bir gerçektir!

Bütün bunları görüp kabul etmemiz lazım.

Dostlarım şiddet konulu toplantılarda hep vazgeçilmez bir slogan vardır…

Hani hep derler ya “Kadınlarda şiddeti engellemek için eğitim şart” diye.

Bana göre bu klişeler maalesef gerçekleri yansıtmıyor yarenlerim.

Eğer bu klişe sloganda olduğu gibi olsaydı nice kolej mezunları

Arkadaşlarını kıtır kıtır doğramaz!

Üniversite mezunları hiç öldürmez!

Hepsi birer melek olurdu öyle değil mi?

Hayır erenler!

Şiddet ve hiddet bir inançsızlığın,

Ciddi bir manevi boşluğun ve birtakım ruhi hastalıkların ürünüdür kanaatimce…

Merhamet ediniz ki merhamet edilesiniz!” sözünü bilen, duyan, hisseden, inanan ve hayatına tatbik eden kimse için, başka söze gerek var mıdır?

Gürkan Ofis Mobilyaları