KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

   Süleyman ERDOĞAN
   editor@kayserihaber.com.tr                      

   


CEYHUN ÜSTEN


RAMAZAN MÜSLÜMANI OLMAMAK GEREK

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili Dostlarım;

Her ne kadar bir çok nimetinden mahrum kaldıysak da

Mübarek Ramazan ayı hayatımıza tarifsiz bir lezzet, doyumsuz bir tat kattı…

Ve geriye sayım başladı bile.

Geldi gelecek,

Bu sıkıntılı süreçte nasıl oruç tutacağız gibi endişeler şimdilerde “Nasılda geçti 15 gün hiç anlamadık” tarzı söylemlere bıraktı.

Daha da hüzün veren  Ramazan ayı ile birlikte mübarek üç ayları da noktalayıp,

İçinde bulunduğumuz manevi yönü çok güçlü olan günlerde son bulacak.

Yine evde kapalı kalacak olsak da erenler

Gün gün bayrama ulaşma duygusu çok keyif veriyor,

Lakin bu müstesna günlerin son bulması,

Sanki bütün hesapları başa çevirecekmiş hissi uyandırıyor bu fakirde…

Zira ne hazindir ki bizler bayram tatili ile birlikte ibadet işini tatile yollamayı alışkanlık haline getirdik.

Öyle ki  ramazanda alnı secdeden kalkmayan bir çok insan

Bayram namazından sonra bir rahata eriyor,

İbadet işini öyle bir boşluyor ki ta bir daha ki ramazana kadar.

Oysa yarenlerim;

Ülkemizde yaşayan yaklaşık  87 milyon  nüfusun yüzde doksan dokuzundan fazlası Müslüman

Yada en azından kendilerine dinleri ile ilgili bir soru yöneltildiğinde

 “Ben de Müslümanım” diye cevap verenlerin oranı bu şekildedir. 

Peki  sorarım size  erenler:

 “Müslümanım” diye cevap veren bu kitlenin,

Ne kadarı İslam dinini gereği gibi yaşamaktadır?

Yarenlerim;

Cennet mekan  Resullah  Efendimizin  bizlere aktardığı kadarı  ile mükellef yaşa gelmiş ve aklî muvazenesi yerinde olan her erkek ve kadın; kelime-i şehadetle girmiş olduğu İslam dininin her türlü emirleri ve yasakları ile muhataptır.

Kişilerin makam ve mevkii,

Ekonomik gücü,

Servet ve  gücü ne olursa olsun,

Hangi yaş ve cinsiyet grubunda bulunursa bulunsun,

Her Müslüman  ilahî emirleri yerine getirmek,

Dinin emrettiği  yasaklardan  son derece uzak durmak mecburiyetindedir. 

Allah (c.c.) tarafından bildirilen hiçbir emirde ve hiçbir yasakta keyfîlik ve ihtiyarîlik yoktur erenler.

Dağdaki çoban,

Tarladaki çiftçi,

Resmî veya gayr-i resmî yerlerde çalışan amir ve memur,

Her çeşit işçi ve işveren,

Asker ve sivil,

Devletin en tepe noktasında görevliler ile her kademedeki bürokratlar,

İlahi emirler,

Haramlar ve yasaklar karşısında  eşit konumdadır.

İslam dininde hiç kimseye karşı

Bir ayrıcalık,  

Bir ayrımcılık,

Bir tefrik kesinlikle söz konusu değildir.

Zira İslam Dini’nin evrensel bir din olmasının önemli esprilerinden biri de

Eşitlik ilkesine önem vermesidir erenler…

Madem ki, millet olarak İslam’ı din,

Hazret-i Muhammed’i (s.a.v.) peygamber,

Kur’an-ı Kerim’i de kitap olarak seçmiş;

Şüphesiz ve hiçbir zorlama olmadan kabul etmiş,

Yani müslüman olmuşuz,

Öyle ise İslam’ı gerçek manada ve müslümanca yaşamalıyız…

Fakat  bu yaşam için her şeyden önce sapasağlam, katıksız ve katkısız bir imana sahip olmamız gerekmez mi erenler.

Yapmacık,

Göstermelik ve taklidî bir imanla ebedî olan ahiret hayatını kazanmanın çok zor hatta imkansız değimlidir?

Yaradan’ın katında muteber ve sağlam bir imana sahip olabilmek için,

Bu hususta doğru bir bilgiye sahip olmak lazımdır.

İmanın;

Hem kuvvetlenmesi,

Hem de yeterli derecede İslamî bilgilerin öğrenilmesi için,

Bir Müslüman’ın doğru ilim öğrenmeye,

Boş vakitlerinin önemli bir bölümünü ayırması lazımdır.

Dostlarım; 

Her bakımdan doğru insana imanî açıdan yön verici bir ilim öğrenmek için ise

Ya dinî  eğitime devam edilmeli,

 Ya İslamî manada kaynak özelliği olan eserler ciddi şekilde ve  gerekirse  tekrar tekrar okunmalı,

Yahut da ilmiyle ve ameliyle  tanınan  kimselerin  rahle-i tedrisine devam edilmeli değimlidir?

 Bizim dinimiz olan İslamiyet;

 Beşikten mezara kadar ilmi tavsiye etmiyor mu?

 “Benim yaşım geçti, altmış, yetmiş yaşına gelmiş bir emekliyim.” diyerek

iman ile ilgili ilimleri öğrenmekten uzak kalmak yoktur bizim dinimizde  erenler.

 Müslümanlığımız,

Şayet  “Elhamdüllilah  Müslümanım”  söyleminden  ileri geçsin arzusunda isek  dostlarım,

Yani gerçekten müslüman isek,

Gerçekten geçici olan bu dünya hayatından sonra

Ebedî bir hayatın varlığına inanıyorsak,

Bu âlemde yaptıklarımızdan sonsuz âlemde mutlaka sorguya çekileceğimiz hakikatine adımız gibi inanıyorsak;

Hayat tarzımızı,

Yaşam biçimimizi,

Dinimizin emrettiği doğrultuda düzenlemeli ve dosdoğru olmalıyız.

Dostlarım;

Ancak böylesine bir hayatın müdavimlerine; hem katıksız, hem katkısız ve hem de her yönden sağlam bir iman sahibi ve doğru ilim sahibi, müslüman diyebiliriz  kanaatindeyim.

İdeal bir ferdin ve ideal bir toplumun,

Dini inançlarına ve İslamî yapısına tavizsiz bir şekilde uyması lazımdır erenler.

Böylesine bir uygunluk

Hem kişileri,

Hem aileleri,

Hem de  bireylerin oluşturmuş olduğu toplumu huzurlu hale getirir.

Cemiyet içinde arzu edilen kardeşlik, birlik ve dirlik böyle sağlanır.

Dinî inançlara saygı ve onu  layıkı ile uygulama aynı zamanda,

O ülke bazında huzur getirir.

 İstenen birlik ve dirliğin temelleri en sağlam olarak bu şekilde atılmış olur.

Ve yine ben fakire göre dostlarım;

Sağlıklı, huzurlu, madden ve mânen rahat bir ortam içinde yaşamanın şaşmaz ve değişmez reçetesi,

Katıksız bir şekilde müslümanca yaşamaktan geçer yarenler.

İnsan olduğunu,

Müslüman olduğunu düşünen,

Derin derin tefekküre dalan  her insan ve her iman sahibi birey için inancını sağlamlaştırmak elzemdir.

Bunun için de ilim öğrenmeye,

Bilgi ve kültür hazinesini her gün biraz daha artırmaya gayret etmek,

Bu hususta ciddi şekilde çaba sarf etmek gerekir.

Böylesine bir gayretin, çabanın ve faaliyetin içinde bulunan bireyler ve toplumlar;

Dünyanın da,

Ahiretin de mutluluğuna,

Selametine ve saadetine nail olurlar.

Ne büyük bahtiyarlıktır bunları rahat bir ortamda layıkı ile yerine getirebilen bahtiyar zümreye.

Ve ne kadar yazık ki, şu imtihan dünyasını hay-huyla ve gaflet içinde geçiren zavallılara!..

Rabbim hepimizi imanlı kullarının zümresine ilhak eyleyip,

İslam’ı gereği gibi yaşayanlardan eylesin…

Ve en yakın zamanda şu salgın hastalık tehlikesinden bizleri kurtarsın inşallah.

Kalın sağlıcakla…