EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

   Süleyman ERDOĞAN
   editor@kayserihaber.com.tr                      

   


VELİ ALTINKAYA


NUR ÇOCUK... (Tekrar)

GÜNDEM - Veli ALTINKAYA


Yıl: 571... Nisan ayının 20. günü... Pazartesi sabaha karşı. Kameri Rebi-ül evvel ayının 12. günü... Mekke ufukları ağarırken bir ‘Nur Çocuk’ dünyaya geliyor.

Dünyaya gelen ‘Nur Çocuk’ kim mi?.

Hasan bin Sabit anlatıyor.

“Ben sekiz yaşında var- yoktum. Medine’de sabah vakti, sokakta deli gibi koşan bir Yahudi gördüm. Yahudi koşarken çığlığı basıyordu. Hey Yahudiler toplanın! Yahudiler üşüştüler ve sordular. Ne var, ne diye haykırıyorsun?”

Yahudi, gözleri fal taşı gibi açılmış, soluk soluğa cevap verdi:

 “Ahmet’in yıldızı bu gece doğdu. Ahmet bu gece dünyaya geldi...”

Evet, dünyaya gelen; Kainatın Sahibi’nin  “Sen olmasaydın eflaki (kainatı) yaratmazdım” buyurduğu, Gaye İnsan ve Ufuk Peygamber’dir. Yani Topyekun Bütün Zaman ve Mekanın Peygamberi.

***********************

Nur Çocuk’tan öncesine gidelim:

“Ya Rabbi bana 10 evlat ver. Bu evlatlarımla mübarek kuyuyu bulayım. Sonra da bu evlatlarımdan birini sana kurban edeyim.”

Dua kabul oluyor. Zemzem suyu bulunuyor ve Abdülmuttalip’in 10 evladı oluyor. Artık ahh yerine getirilecektir. Kurbanlar kesilir, sıkıntı bitmez. Abdülmuttalip çocukları arasından kura çeker. Şans Abdullah’a vurmuştur. Abdullah, kurban edilmek üzereyken Kureyşliler’in itirazlarıyla, bir Yahudi kadın 10 deve kesilmesini söyler. 10 deve bir yana, Abdullah bir yana konur. Sürekli kura atılır. 100. deveye kadar kura hep Abdullah’ta kalır. Abdullah sonunda 100 deve kurban edilerek kurtarılır.

Bu olaydan sonra yüz deve kurbanı ile kurtulan Abdullah’ın ünü yayılmıştır.

Bir gün Kabe civarında Beni Esad Kabilesi’nin yolundan geçerken karşısına güzel ve zengin bir kadın çıkar.

Kadın derki:

“Hey delikanlı senin için baban 100 deve kurban etmiş. Benimle bu gece kal sana 100 deve vereyim.”

Mukaddes Baba, “Harama el süremem” diyerek teklifi reddeder ve kısa bir süre sonra da Beni Zühre kolundan Vehip’in kızı Mukaddes Anne Amine ile evlenir.

Bir kaç gün sonra yine Esad Kabilesi’nin yolundan geçmektedir. Daha önce 100 deveye karşılık kendisiyle birlikte olmasını isteyen kadın yine karşısındadır. Ama, bu defa sessiz ve tepkisiz.

Mukaddes Baba sorar:

-“Ne o, halin değişmiş!...”

Kadın cevap verir:

-“O gün alnında esrarlı bir nur vardı. Kendimden geçtim ve sana o teklifte bulundum. Artık o nuru sende göremiyorum.”

Evet “O NUR”, yeryüzündeki annelerin en büyüğü Amine Hatun’a geçmiştir artık.

Ve “O NUR”, ana rahminde iki aylıkken, ticaret için Medine’ye giden Baba Abdullah hastalanır ve ölür.

Nur Çocuk, doğmadan öksüz kalmıştır. Ve melekler Mukaddes Baba’nın ölümü üzerine Rablarına seslenirler:

-“Ya Rab! Resulün öksüz kaldı”

Hitap:

-“O’nun koruyucusu ve yardımcısı benim...”

***********************

Araplar’ın adetleri gereği doğum haberi yakınlarına hemen bildiriliyor. Dede Abdülmuttalip Kabe’ de dua etmektedir. Haberi alınca kasideler söylüyor, Kureyşliler’e büyük bir ziyafet çekiyor.

Nur Çocuk doğduğunda 3 yaşında olan “hidayet yolcusu” amca Hz. Abbas anlatıyor:

- “3 yaşındaydım, kadınlar, kardeşini öp dediler, ben de öptüm..”

Diğer amca, İslam’ın azılı düşmanı olacak olan amca; Ebu Leheb’te müjdeyi kendisine getiren cariyeyi, aristokrat damarının kabaran gururuyla azat ediyor.

Aynı, amca yıllar sonra yeğeninin baş tuttuğu davanın en büyük ve azılı düşmanı olacaktır.

O’nu ölümünden sonra rüyasında gören bazı sahabenin ifadesine göre ise, Nur Çocuğu müjdeleyen cariyeyi azat ettiği pazartesi günleri cehennemde azap görmemektedir.

***********************

Aziz Anne Amine, Nur Çocuk 5-6 yaşındayken Medine’ye kardeşlerinin yanına gider. Kocası Mukaddes Baba Abdullah’ta Medine’ de vefat etmiştir. Anne yolda hastalanır. “Nur Çocuk” telaş ve ızdırap içinde kalmıştır. Aziz Anne ölüm döşeğinde, “Nur Çocuğa” şiirler okuyor, O’nu teskin etmeye çalışıyor. Aziz Anne Nur Çocuğunun gözleri önünde, yanaklarından dökülen yaşlarla, babadan öksüz olan Nur Çocuğu yetim de bırakıyor.

***********************

Nur Çocuk daha sonra “annemden sonra annem sensin” dediği Ümmü Eymene’ye teslim.

Sonra sekiz yaşındayken Aziz Dede Abdülmüttalip de ölüyor. Dededen, amca Ebu Talip’e vasiyet:

--“Abdullah’ın oğlunu sana emanet ediyorum, iyi bak ve üstüne titre...”

Sonrası malum.

Çileli, ama şerefli bir hayat.

Ve “ulvi dini” yaymaya memur kılınış.

Mevlid Kandili dolayısıyla, doğumunun 1448. yılında, ‘Nur Çocuk’un varoluş gerekçesi ve tebliğ görevinin manasının, insanlık tarafından daha iyi anlaşılması dileğiyle, Gaye İnsan ve Ufuk Peygamber’in şefaatini bekleyen bir kul olarak Allah Kelamı’nın muhatabı önünde saygı ile eğiliyorum.