EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

   Süleyman ERDOĞAN
   editor@kayserihaber.com.tr                      

   


SEMİH KARAKOÇ


NE EKMEK NEDE SU VARSA YOKSA İNTERNET TUTKUSU

Aşk-ı Zaman - Semih Karakoç


Sevgili Kayseri haber okuyucularım; geçenlerde bilgisayarımın teknik bir arızası vesilesiyle istemeyerek de olsa,  bir internet kafeye gitmek zorunda kaldım. Çok fazla zaman geçirdiğim bu havasız ortamda gençlerin oyun merakı beni oldukça şaşırttı doğrusu. Çoğu lise veya ortaokul öğrencisi saatlerce hiç kalkmadan en güzel çağlarını veya en verimli saatlerini bu kafeler de harcıyordu- aldıkları radyasyonda cabası- Hele ki daha önce görev yaptığım iki şehir,  Bursa ve Mersin´de ise durum vahim ötesi adeta bir sendrom halini almıştı.  İnternet günlük hayatımıza öyle bir yerleşti ki özellikle yeni nesil (Gen Z) lise veya üniversiteli gençlerimize ?Bir gün aç mı kalmak istersiniz yoksa internetsiz mi ?? diye sorulduğunda ?´aman ben aç kalmaya razıyım ama internetsiz veya akıllı telefonsuz asla kalamam ´´ diyorlar.  Gençler, sosyal ağlar üzerinden arkadaşlarıyla çevrimiçi sohbet etmek, sosyal ağlarda görsel öğeler ve yorumlar paylaşmak, oyun oynamak, alışveriş yapmak için internet ortamında çok fazla zaman harcar oldular. Bireysel olarak tanıma ve kendini gerçekleştirme ihtiyacı arttıkça, gençler çevrimiçi kimliklerini oluşturmaya çalışıyor. Bu takdir açlığı, sosyal medyada geçirilen uzun saatler ile birleştiğinde, ergenlerin sağlığı ve refahı ile ilgili çeşitli sorunların önünü açmaktadır. Son yıllarda, medya teknolojisinin ve elektronik iletişimin hızlı bir şekilde gelişmesiyle birlikte, siber zorbalık, yeni bir anti sosyal davranış biçimi olarak büyük bir sorun haline gelmiştir. Öte yandan, bilimsel kanıtlar çevrimiçi ortamda harcanan zamanın siber zorbalık olasılığını artırabileceğini de göstermektedir. Kore´de gençlerin aşırı internet kullanımı veya bağımlılığı, bir dizi psikiyatrik olguların artmasına yol açmıştır. Bunlar arasında en yaygın görülenler depresyon ve intihara meyildir >( suicid).  2011 yılında bile bu ülkede ki gençlerin internete bağımlılık oranı % 12 düzeyindeydi. Durumun ciddiyeti, İnternet bağımlısı gençlere yardım etmek için özel olarak tasarlanmış bir kamp olan ´İnternet Kurtarma Okuluna Katıl´ adı verilen ve hükümet destekli bir programın başlatılmasıyla vurgulanmaktadır. ABD merkezli PCMag´den bir rapora göre de, ebeveynlerin % 76´sı çevrimiçi güvenliğinden endişe duyuyor  ve maruz kaldıkları tehlike konusunda büyük endişeleri var. E tabiî ki birde sosyal medya cinayetleri ve vahşeti: 2017´de Kaliforniya´da 1.700´den fazla insan öldürüldü. Mağdurların yaklaşık 500´ü (yaklaşık % 30´u) öldürüldüklerinde 24 yaşın altındaydı. Amerika Birleşik Devletleri´nde, cinayet, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine göre 2017´de 10-24 yaşları arasındaki insanlar için ABD´deki üçüncü önde gelen ölüm sebebiydi ve bu konuda sosyal medya özellikle Facebook Live ve Twitter´s Periscope, 4chan gibi canlı yayın yapan video servislerinin popülaritesi, katliam şiddet, işkence, tecavüz ve intihar gibi şiddet içeren eylemlerin, yapanlar tarafından paylaşılmasına öncülük ediyordu. Ne ilginçtir ki, bu akıl ötesi, kabul edilemez olayların içindeki kötü aktörler, anti sosyal, kendilerini güçsüz hissetmekle nitelendiren insanlar topluluğuydu (bir nevi cinayet veya şiddet ile dikkat çekmek ve kendini kanıtlamak istedikleri ortada). Önemli sayıda genç artık bu sanal dünyanın kıskacında ve siber zorbalık yeni bir fenomen. Kolektif siber ırkçılık, bölücülük, terör örgütleri propagandaları, kumar ve bahis oyunlarına daha girmedik bile. Okul çağındaki çocukların yüzde 50´sinin teknoloji yoluyla zorbalık yaşadığını belirten raporlarla birlikte önemli ve büyüyen bir problem ile karşı karşıyayız. Milletçe siber psikolojimiz bozuluyor ve başta kızlarım olmak üzere bu alanda acil bir şeyler yapılması gerektiğine inanıyorum. 

Çocuklarımızı çevrimiçi ortamda nasıl güvende tutalım? Ben bu konuda çözümünErken yaş ve sık eğitim olması gerektiğine inanıyorum. Kızım ecem naz ile sürekli iletişim kurarak sanal dünyanın olumsuz yönleri anlatıyorum. Kızımı internete girmeye başladığı anda tehlikeleri konusunda uyarıyorum.  Ayrıca, tanımadığı kişilerin arkadaşlık isteklerini kabul etmemek, yabancı biriyle sohbet isteğini reddetmek, cep telefonu numarasını veya ev adresinizi hiçbir zaman çevrimiçi göndermemek gibi konularda mutlaka kızımı uyarıyorum.  Çocuklarımın Facebook, Instagram, Twitter portallarında, arkadaşları arasında eşimin de olmasını ve paylaşımlarını takip etmesini sağlıyorum. Düzenli bir saat aralığı ile PC, dizüstü bilgisayarı, tablet gibi dijital araçları disiplinli bir şekilde kullanmasını sağlıyorum ve ödevlerini yaptıktan sonra bu teknolojilerin bir ödüllendirme aracı olmasını sağlıyorum. Çocuğumun çevrimiçi aktivitelerini izlemek için ebeveyn kontrol yazılımı kullanmaya başladım. Kızlarım ile mücadelem, internet oldukça mütemadiyen devam edecek gibi duruyor. Fakat siz bu konuda başarılı değilseniz ve internet bağımlılığı aileniz için sendrom düzeyinde ise tavsiyem; ?´BRAVE´´ gibi endişeli çocuklar ve gençler (ve ebeveynleri) için etkileşimli, çevrimiçi bir terapi programıdır. Dikkate almanızı tavsiye ederim çünkü ABD´de oldukça başarılı olmuş? Peace out (internet dilinde selametle kal).