MATEMATİĞİN KAYSERİ´DEKİ ANLAMI VE GİZEMLİ DÜNYASI (I)
Bilimsel ve Sistemsel Bakış - Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI
Tarih: 13.10.2018 00:00:01 / 902okunma / yorum
Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI

Bilindiği üzere Kayseri Haber Gazetesindeki ilkyazım, lisedeki merhum matematik hocamızın vefatının ardından bende gelişen duygular ile ilgiliydi. O yazımda hoca ile ilgili bir cümlede; hoca tahtayı formüllerle doldurduğunda, biz kendimizi matematiğin o gizemli dünyasında hissederdik demiştim. Bu yazımda da bu vesileyle hem bu konuya biraz açıklık getirmek hem de matematiksel düşünce ve bu düşünceyi ortaya koyan insanlarının yöntem ve metotlarını bir nebzede olsa sizlerle paylaşmak istiyorum. Zira bilgi paylaşımı ne kadar çok olursa ben de o kadar çok mutlu olurum. Biliyorsunuz; üzüntüler paylaşıldıkça azalırsa da, bilgi de paylaşıldıkça artarmış. Tıpkı sevinçler gibi.

Gerçekten matematiğin böyle bir gizemli yapısı ve dünyası var mı? Varsa, bu gizem neden pratik hayatta yeterince anlaşılmıyor? Daha doğrusu matematik bizim sandığımız gibi mi? Bilim mi? Sanat mı? Zanaat mı?  Matematiğin bilinen tüm bu anlamlarının dışında daha farklı bir yapısı ve anlamları var mı? Matematiği nasıl anlayacağız? Neden yeterince anlamıyoruz? Matematik örneğin Kayseri´de, ticarette kullanıldığı gibi bir araç mı? Bir amaç mı?

Değerli okuyucular, bu yazımda sizlere bu soruların yanıtlarını vermeye çalışacağım. Olabildiğince basit ve anlaşılabilir olmasına da gayret ederek. Hatta hayretleri de ortaya çıkartmaya çalışarak ve formüller de kullanmayarak. Formülsüz de matematik olmazsa da biz burada matematik yapmaktan daha çok matematik düşüncesinin ne olduğunu ortaya koymaya çalışacağız. Gayret edeceğiz. Düşüneceğiz ve düşündürmeye çalışacağız.

Matematiğin kelime anlamı olarak farklı kaynaklarda farklı bilgiler verilse de genel olarak ders, öğrenilen şey, bilgi gibi anlamlarına geldiği ifade edilmektedir. Bunun, pratik manada daha çok hesap etmek, hesaplamak, değer vermek hatta üzerinde çalışan bir alanın geometrik şeklini belirlemek anlamlarına geldiğini düşünmekteyim. Zira matematiğin en çok ilgi alanı şekiller ve sayılardır. Bu alanlar, geometri ve aritmetik olarak ifade edilebilir. Ayrıca bunlar matematiğin somut alanıdır. Buna Somut Matematik de denebilir. Ancak somut matematiğin bu iki alanından daha farklı alanlarının da olduğu bir gerçektir. Matematiğin somut alanı ile birlikte bir de soyut alanı vardır. Buna da Soyut Matematik denmektedir. Soyut matematik liselerde temel olarak okutulmaya başlatılan daha sonrada üniversitelerin matematik bölümlerinde ileri seviyelerde okutulan bir matematik alanıdır. Ancak hangi alanı olursa olsun son tahlilde matematik, basit olarak şekillere, sayılara ve diğer soyut kavramlara dayalı bir bilim olduğu söylenebilir. Ancak biz burada okuyucu tarafından fazla soyutlanmadan J; konuya soyut tarafından daha çok somut tarafından bakmaya gayret edeceğiz.

Eski Mısır´da Nil Nehrinin taşmasından sonra arazilerin kaybolan sınırlarının tespitinde kullanılması şeklinde tarihsel bir gerçek olarak dikkat çeken matematik, bu yönü ile pratik hayatta herhangi bir değerin ölçüsünü ortaya koyması açısından önemli bir araç olarak kabul edilebilir. Eski Kayseri´de bu anlamda matematiğin bu alanının özellikle taş ustaları, çeşitli tamirciler, bakkal, manav gibi küçük esnaflar tarafından çok iyi kullanıldığını gözlemledim. O eski esnafların kafadan, çok hızlı ve pratik bir yöntemle ve sayılar arasındaki ilişkileri de kullanarak çeşitli matematik işlemleri yaptıklarını gördüğümde, onların neden matematikçi değil de; usta, tamirci, bakkal, manav veya fırıncı gibi esnaflar olduklarını bir türlü anlayamadım. O yıllarda, Kayseri´de aile toplantılarında bile mutlaka büyüklerimiz bizleri sınamak için matematik soruları sorarlardı. Bu sanki bir gelenekti. Hatta merhum dayım aile içi oturmalarımızda bize: iki sekiz, bir on dokuz, üç yirmi, bir otuz kaç eder?  Gibi şiirsel sorular sorar ve bu soruları kafadan hesaplamamızı isterdi. Biz ise, dayım şiir mi okuyor? Soru mu soruyor? Diye biraz da telaş içerisinde anlamaya çalışırken, o da bize gülerdi. Merhum babam da örneğin bir alışveriş yaptıktan sonra çarpma işlemi yaptığında daha sonra da mutlaka sağlamasını da yapardı. Kullandığı sağlama metodu ise çok ilginçti. O metodu nerede öğrendi bilmiyorum. Ancak o metodu bugün bilenin çok az olduğunu biliyorum. Dayım da babam da ilkokul mezunu olmalarına rağmen pratik matematiğe ilgileri çok ilginçti hem de bilgiçti. Sadece onların mı? O dönemlerde ki pek çok insanların matematiğe ilgileri benzerdi. Bana göre bu ilgi, pratik yaşamın koşullarından geliyordu. Alım, satım, üretim gibi olguların çok yoğun olduğu toplumlarda; matematiğin sayı ve şekille (geometri) ilgili olan alanı o toplumdaki kişiler tarafından ihtiyaca binaen çok kullanılmaktadır. Dolayısıyla bu manada, Kayserililerin matematikle çok haşir neşir bir ilişki yapılarının olduğunu hep gözlemlemişimdir.  Bu bir anlamda da zorunluluktur. Zira bir ürünün, ticari bir malın miktarını net olarak ancak matematiksel kavramlarla ortaya koyabiliriz. Örneğin, elimizde Kayseri´nin orta yerinde bulunan bir fabrikada üretilmiş hem de çok kaliteli bir kumaşın miktarını tanımlarken; 150 cm eninde, 30 m boyunda şeklinde ifade etmek durumundayız. Kumaşı, geometrik özellikleri yani eni ve boyu ile değil de ağırlığı ile tarif etmek istersek de bu sefer; 15 kilogram (kuvvet biriminde) demek durumundayız. İşte matematiğin bu alanı pratik yaşamda en çok kullanılanıdır. Matematikte böyle bir yapısı olmasaydı, Kayseri ve tüm dünyada ticaretin gelişmesi pek mümkün olamayacaktı. Bu bakımdan matematiğin bu alanı belki de bir ihtiyaçtan ve belki de bir kalemle birlikte ortaya çıkmıştır. Kim bilir. Her ne kadar günümüzde çok gelişmiş bilgisayarlar olsa da, bana göre kalemsiz özellikle matematiğin soyut alanını geliştirmek pek mümkün gözükmemektedir.

Matematiğin bu alanından başka bir de sembolik alanı vardır. Burada sayılar sembollerle; işlemle de sembolik olarak ifade edilir. Sayılar yerine,  x, y, z, a,b,c… terimleri kullanılır. Örneğin, 2+3 denmez. Onun yerine bunları sembolize eden a+b denir. Özel ifadeler yerine genel ifadeler kullanılır. Bu noktada, matematiğin teoremleri sembollerle genelleştirilir ve hatta yaygınlaştırılır. Aksi takdirde teoremlerin ve prensiplerin genelleştirilmeleri pek de kolay olmayacaktır.

Bu alan aynı zamanda bir düşüncenin, bir gözlemin veya bir doğa yasasının matematik sembolleri ile ifade edilmesine katkıda bulunur. Yani olguyu veya yasayı matematiksel formül şeklinde biçimlendirir. Bu bakımdan bu tarz bir formülün arkasında düşünülmüş veya gözlenmiş bir sonuç yapı vardır. Bu yapı bilinmezse bu formüller bunları okuyanlara hep karmaşık ve anlaşılmaz gelecektir. Hâlbuki iyi bilinmelidir ki anlaşılmayan bir kavram asla matematiksel formül şeklinde ifade edilemez. Zira bu formüller söz konusu kavramın anlaşılması için üretilmişlerdir veya türetilmişlerdir. Bu yönteme mühendislik tekniğinde matematik modelleme de denilebilir. Bu, konu olgunun matematik diline çevrilmesi işlemidir.  Dolayısıyla modelleme, bir anlamda bir olgunun görünmezden görünür hale getirilmesidir. Tıpkı bir ressamın, bir müzisyenin veya bir şairin düşünce ve duygusunu resim, müzik veya şiir ile ortaya koyması gibi. Bu noktada, tüm bilimler matematiğe ihtiyaç duyarlar. Matematik olmasaydı diğer tüm diğer bilimler belli bir sınırlar içinde kalır ve fazla gelişemezlerdi.  

Bu gün çekim yasası, enerji yasası gibi evreni yöneten yasaların yapılarını ve yansımalarını ancak matematik formülleri ile anlıyoruz. Onları bu formüllerle kavrıyoruz.

Bu formüller aynı zamanda bir niteliğin (özelliğin), bir niceliğe (sayılara) dönüştürülmesi ile ilgili ortaya çıkan yapılardır. Bu yapı gözle görülmese bile hissedilen bir doğa yasasının veya bir özelliğin yani bir olgunun adeta ete kemiğe büründürülmesidir.

Kimilerine göre evrensel ve ebedi gerçeklerin şiirsel ifadeleri olan bu formüller, kimilerine göre de dünyayı da değiştirmiştir. Düşünceleri de etkilemiştir. Bu değişim direkt olarak görülmese de her gelişimin ve bu gelişimin ortaya çıkardığı her sosyal düşüncenin arkasında bu formüllerin önemli payı vardır. Bu bir matematik tekniğidir. Bu tekniğin geliştirilmesi ile teknoloji gelişmiş ve bugün dünyada insanlığın hiçbir dönemimde görülmemiş yeni bir teknolojik yaşam olgusu ortaya çıkmıştır. Bu gelişim hala devam etmektedir. Belki de hiç durmayacaktır. Bu sayede gelecekte insanlığı çok daha farklı bir yaşam alanı beklemektedir. Bu, insanların yerine daha çok algoritmaların yani bilgisayarların ve robotların sayılara bağlı olarak yönettiği bir yaşam alanı olacaktır. Belki de bu alan, Dünyanın da dışına taşarak başka gezegenlerde başka bir yapıya dönüşerek gelişecektir.

Bu tekniğin geliştirilmesi aynı zamanda içinde bulunduğumuz evrenin anlaşılması açısından da önemli dönüm bir dönüm noktası olmuştur. Bu minvalde gerek teknolojinin gerekse de bilimin bu noktaya gelmesinde matematiğin rolü yadsınamaz bir gerçektir. Ayrıca teolojik açıdan da matematik ayrı bir yere sahiptir. Zira kimilerine göre matematik, Tanrının evereni yaratırken kullandığı dildir.  

Devam edecek…

Yazarın Diğer Yazıları
OKUMAK VE YAZMAK (13 Aralık 2018 - Perşembe)
GENÇLERE TAVSİYELER (08 Aralık 2018 - Cumartesi)
NEREYE GİDİYORUZ? (04 Aralık 2018 - Salı)
YERELLİK Mİ? EVRENSELLİK Mİ? (22 Kasım 2018 - Perşembe)
NİCELİK Mİ? NİTELİK Mİ? (20 Kasım 2018 - Salı)
YAŞAMDAKİ DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM (15 Kasım 2018 - Perşembe)
ENERJİMİZİ NEREDE HARCIYORUZ? (06 Kasım 2018 - Salı)
ÜLKEMİZİN ENERJİ SEPETİNE BAKIŞ (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
ENERJİ NEDİR? NE DEĞİLDİR? (II) (30 Ekim 2018 - Salı)
ENERJİ NEDİR? NE DEĞİLDİR? (I) (27 Ekim 2018 - Cumartesi)
Sayfa:
Resmi İlanlar

SAYFA EDİTÖRÜ

/resimler/2015-4/16/1020184616446.jpg

 

    Süleyman ERDOĞAN
     editor@kayserihaber.com.tr 
    

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Kayseri
13 Aralık 2018 Perşembe
Bugün
Sağanak
3 °C
-3 °C
Cuma
Bulutlu
6 °C
0 °C
Cumartesi
Bulutlu
7 °C
-1 °C
KAYTV

Kaytv kayseri üzerinde

 

İLETİŞİM

Adres : Turgut Reis Mahallesi
İlgi Sok. Şehit İsmal Uygun Ap
No:22/A Kocasinan / KAYSERİ
Telefon : 0 352 235 63 63
Fax : 0 352 235 84 74