KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


MARS’A YOLCULUK VAR DA…

BİLİMSEL VE SİSTEMSEL BAKIŞ - Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, geçen hafta perşembe günü Kızıl Gezegen olarak da adlandırılan Mars’a, Azim veya Sebat (Perseverenca) adı verilen bir uzay aracı indirdi. Tüm dünya, iniş olayını heyecanla izledi. Heyecanlanmamak ise mümkün değildi. En nihayetinde olay, tüm insanlığı bir şekilde doğrudan veya dolaylı olarak ilgilendiriyordu. İnişi gerçekleştiren ve yöneten uzmanlar kadar olmasa da bunun herkesi ilgilendiren bir boyutu olduğu da kuşkusuzdu.

Olayı sadece merak açısından veya teknolojik gelişim açısından değerlendirmek, yeterli olmayacaktır. Zira gelecekte Mars’a seyahatin yolu açılmış olacaktır…

 

Uzay aracının Mars’tan alacağı örnekleri inceleyerek dünyaya göndermesi beklenmektedir. Dolayısıyla Mars’ta yaşam izlerinin olup olmadığı hususu, açıklığa kavuşturulmaya çalışılacaktır. Orada yaşam olmasa bile yaşamın oluşturulması ile ilgili çalışmalara ışık tutacak, önemli bir adım atılacaktır.

Elbette söz konusu çalışma; yakın zamanda, Mars’a gidilmesi veya bir yaşam üssü kurulması ile ilgili gelişme değildir. Kaldı ki buna şimdilik zaten ihtiyaç da yoktur. Ancak biliyoruz ki uzun vadede de olsa Dünya’nın geleceğinin parlak olmayacağı ile ilgili pek de iç açıcı olmayan bulgular ve görüşler söz konusudur. Eksenin değişeceği, Güneş’in Dünya’ya daha çok yaklaşacağı veya parlaklığının artacağı vs. olaylar, uzak da olsa gelecekte Dünya’daki yaşamı tehlikeli hale getirecektir. Yaşamın tehlikeye girmesi ise insanlığın da sonunun gelebileceği, anlamına gelecektir. Bu durumda da yeni çözümlerin geliştirilmesi gerekecektir. Çözüm üretmek de öyle çok kısa sürede olamayacaktır. Bu yüzden şimdiden, daha henüz vakit varken çözüm arayışlarının temelleri atılmalıdır. Bugün olmasa bile gelecekte, gezegenler arası seyahatlerin yapılması zaten beklenmektedir. Belki de insanoğlu kurtuluşu, Dünya’dan göç etmekle bulacaktır. Kolay olmasa da bunun gerçekleşmesi, imkânsız değildir. Sadece kaynağa, zamana ve teknolojiye ihtiyaç vardır…

 

Daha hızlı giden, radyasyona dayanımı güçlü ve diğer yaşam koşullarını sağlayan, uzay gemileri gerçekleştirildiği zaman, seyahat amacıyla bile Dünya dışına gidip gelmek, mümkün olacaktır. Fakat burada bazı tecrübelere de ihtiyaç duyulacaktır. Zira Dünya dışındaki koşullarda, yaşamın özelliklerinin de bilinmesi gerekecektir. Bu konuda ABD’li bir astronotun söyledikleri oldukça ilginçtir. Astronota göre Ay’a gitmekle Mars’a gitmek, aynı şey olmasa da önce Ay’a gidip, orada yaşamla ilgili tecrübe kazanıp, sonrasında edinilen tecrübeleri Mars’a taşımak, daha anlamlı olacaktır. Bana göre de insanoğlu Dünya dışına çıkmayı, olağan seyahat haline getirdiğinde ise şairin ifadesiyle artık demir alma zamanı (günü) gelmiş; yol bir kez açılmış, geriye de dönüş imkânsız olacaktır…

Mars’ta da tıpkı Dünya’daki gibi belli süre sonra, sıcaklık artacaktır. Yaşam tehlikeli olmaya başlayacaktır. Sonrasında da muhtemelen başka bir gezegene yolculuk yapılacaktır…

İnsanoğlu zaten hep yolcu değil mi? O, zaman içinde yolculuk yapmıyor mu? Yaşamın kendisi de adeta yolculuk değil mi?

İnsan, çok da uzun olmayan bir geçmişten gelse de insanlık çok uzun bir geçmişten geliyor. Birçoğu sadece bugünü görse de az da olsa geçmişi de gören oluyor…

 

İnsanoğlu tüm yaşamı boyunca, oradan oraya hep seyahat etmektedir. Yapısı da buna müsaittir. Şimdiye kadar seyahat, daha çok Dünya ile sınırlı kalmıştı. Bazıları için kuşkulu olsa da en fazla Ay’a gidilmişti. Ay’a gidiş programının bundan sonra tekrar başlayacağı düşünülmektedir. Çünkü bıçağın kemiğe dayanmasına az kaldığını, uzmanlar ifade etmektedir. Küresel ısınmanın belirtileri, bunun en bariz alametidir. Gelecek yıllarda, su, gıda ve yakıt gibi diğer kaynak sıkıntılarının da başlaması muhtemeldir. Zira insanoğlunun Dünya’yı çok istismar ettiği, güç ve zenginlik uğruna kaynakları hoyratça kullandığı, bilinen hakikatlerdir. Ayrıca bunların dışında, gelecekte gelişecek olaylar da sonun kaçınılmaz olduğu gerçeğini, ortaya koyan diğer hakikatlerdir. Yapılması gereken, büyük ihtimalle başka mekânlara (gezegenlere) seyahat etmektir. Belki de bu daha hayırlı olacaktır. Tıpkı peygamberimiz, Hz Muhammed’in ifadesiyle tebdili mekânda (yer değiştirmede) ferahlık olacaktır. Bu bakımdan konu, sadece ABD’yi veya diğer devlet yöneticilerini ilgilendiren bir olgu değildir. Herkesi ilgilendirmektedir. Yalnız NASA değil tüm devletlerin ortak olacağı, bir projenin hayata geçirilmesi, elzemdir. Aksi takdirde gelecekteki nesiller açısından, teknolojiye sahip olanlar başka mekânlara göç ederken, ona sahip olmayanların sonu ne olacaktır? Yoksa onlar Mars’a taşınamayacak, Dünya’da mı kalacaktır?

 

Bugün Mars’a göç etmek, birçoğumuza anlamsız gelecektir. Ancak gelecekte ise hayati anlam taşıyacaktır. Gelecekteki torunlarımız, muhtemelen “Başkalarının dedeleri uzay seyahatleri ile ilgili çalışıp, çözüm üretirken bizimkiler bu konuda fazla bir şey yapmamış” diyecektir. Belki de onlar bunu bile diyemeyecektir…

Mars’a inişi gerçekleştirmek, bir bakıma gelecek nesli kurtarma projesinin ilk adımı demektir. Dolayısıyla bizim de uzay ile ilgili projelerimizin şimdiden başlaması, gelecek nesillerin kurtulması açısından hayati anlam taşıyacaktır. Yoksa vebalden kurtulmak, mümkün olamayacaktır…

 

 

Hoşça kalın…

Gürkan Ofis Mobilyaları