KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

   Süleyman ERDOĞAN
   editor@kayserihaber.com.tr                      

   


CEYHUN ÜSTEN


KIRMAK GEREK ZİNCİRLERİ BAZEN

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Susmayı öğrendim,

Çok konuşanlardan..!

Alçak Gönüllü olmanın erdemini tattım,

Çok bilmişlere inat..!

Gerçekten bilenlerin az konuştuğuna şahit oldum sessizce..!

Her yaşananın sadece bir deneyim olduğunu kavradım.!

Değmeyecek insanlara çok anlam yüklemenin ruhuma verdiği zararı keşfettim,

Acı tecrübelerimle..!

Kendim olmayı seçtim,

Başkalarından alınmış parçalardan oluşmayı değil.. !

Kendi hayatlarını yönetemeyenlerin,

Başka hayatlara müdahelelerine güldüm sadece…

Kokuşmuş zihniyetlerin,

Yalan gülümsemelerin içinde yer almaktansa;

Uzaktan onlara seyirci kalıp,

Muhafaza etmeyi öğrendim insanlığımı…

Varlığımı hakedenleri hayatıma dahil etmeyi,

Ciğeri beş para etmezlere HOŞÇAKAL demeyi birde....

Bu uzun yolda dostlarım

YALNIZ ama BAŞIM DİK yürümeyi öğrendim..!

Bizzat yaşayarak öğretti hayat  hangi ağaca yaslanmam gerektiğini...

Kimlere umut bağlayıp,

Kimlere kulak vermeme gerektiğini

Kimleri canım cicim deyip sırtlamam;

Kimleri görünce yolumu değiştirmem gerektiğini...

Acıyı yudum yudum içmeden

Keyfine varılamayacağını neşe ve coşkunun...

Aç kalmadan,

Tokluğun kıymet-i harbiyesinin olmadığını,

Katlanmadan derin acılara,

Hissetmeden Azrail’in soğuk nefesini ensemde

Hayatın gerçek değerini anlayamayacağımı

Hepsini öğretti...

Hem de bir daha unutmamacasına kazıdı hafızama…

Ben ateşlerde kavrulup pişerek okudum hayatın manasını...

Yunusca bakmayı

Taptukca kucaklamayı

Hep bu hayatın içinde anladım dostlarım

                                     

                            *******************

 

Gonca güllerimi elimle yoldum

Çağlayan ırmaktım, bakraca doldum.

Ben böyle değildim acep ne oldum?

Sırrımı ellere diyemem gayri…

Bülbül konmaz oldu gonca gülüme,

Derim söyleyemem gayri ellere,

Öyle hasretim ki tatlı dillere

Sırrımı ellere diyemem gayrı…

 

Gerçekten büyük ihtiyaç sevgili dostlar,

Çevrenizde sırlarınızı paylaşabileceğiniz birilerinin olması.

Gerçekten büyük nimet

Şayet varsa yanı başınızda çekincesiz içinizi dökebileceğiniz birilerinin olması.

Hele de benim gibi konuşarak rahatlayabilen delilerdenseniz,

İhtiyaçtan öte zorunluluk…

İnsanız gün içerisinde çeşit çeşit ruh haline bürünüyoruz;

An geliyor seviniyor,

An geliyor kızıyor,

An geliyor üzülüyor derken…

Bir günde dört mevsim yaşayan iklimler gibi değişkenliklerle günü tamamlıyoruz.

Bunca yaşımıza,

Bunca yaşanmışlıklarımıza,

Bunca hayat tecrübelerimize rağmen

İnsanları tanımakta

Hala hatalara düşüyoruz…

Bilemiyorsunuz ki;

“İnsan oğlu çiğ süt emmiş’’ derler ya hani…

Nerede,

Ne zaman,

Ne yapacakları hiç belli olmuyor.

Peki ne yapmalıyız;

Her daim gardımızı alıp savunmada mı kalmalıyız?

Böyle bir hayata katlanılabilir mi?

Ya da sürekli suskunluk sipirali modunda mı yaşayacağız?

Doğrusu 50 yaşında,

Bunca yaşanmışlıklarıma rağmen hala bu soruların cevabını bulmakta zorlanıyorum.

Hala aldığım her darbede,

“Bir daha asla” deyip ;

Her defasında bıraktığım yerden devam ediyorum.

Ve anladım ki sonundai

Yüce Yaradan böyle bir fıtrat uygun görmüş bu fakire…

Değişemem!

50 yıllık ezberlerimi bozamam!

Her an zarar gelecek diye insanlara şüpheyle yaklaşamam.

Ben insanlara güvenmeye devam edeceğim!

Ve “Sırrımı ellere diyeceğim.’’

Sürekli kuytularda,

Sürekli kısık sesle,

Ürkek,

Titrek,

Mahçup…

Bu ben olamam!

Kimse bu olmamalı zaten!

Kırmak gerek zincirleri

Kırıp dikilmek gerek karşılarına!

Aksi halde hep kaybedenlerden oluruz

Konuşmak,

Haykırmak,

Susmamak gerek!

Hainler,

Sinsiler,

İki yüzlüler,

Münafıklar var diye

Hayatlarımızı cendereye almaktansa

Gür sesle,

Göğsümüzü gere gere

Neysek öyle davranarak

Hayatta tutunmak gerek.