KAYSERİLİ EMİN AMCA
Bilimsel ve Sistemsel Bakış - Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI
Tarih: 7.10.2019 00:00:01 / 10110okunma / yorum
Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI

Değerli dostlar, geçen gün bir arkadaşım, Kayserili bir amca ile ilgili bir video gönderdi. Önce, bunun Kayserinin geleneksel yaşamı ile ilgili sıradan bir video olduğunu sanmıştım. Ancak yanılmışım. Biraz izleyince, yanıldığımı hemen anladım. Zira bunun sıradan bir video olmadığı, videoda konuşan bir amcanın daha ilk konuşmasından anlaşılıyordu.

Seksen iki yaşındaki Emin amca, hayat hikâyesini anlatıyordu. Bu ses, sanki geçmişten geliyordu. Olaylara bakışı, yaklaşım biçimi ve şivesi çok tanıdıktı. Ancak bunlar günümüzde çok da yaygın olmayan hatta ender olandı.

Emin amca bir TV programında konuşuyordu. Yaşadığı olayları ve başından geçenleri anlatıyordu. Hem de bunları tüm samimiyetle ve içtenlikle ifade ediyordu. Yaşamını ve hikâyesini, tüm insanlara ve insanlığa ibret olacak şekilde ortaya koyuyordu.

Anlattığına göre Kayserinin Gömeç Köyünde dünyaya gelmişti. Dört yaşında babasını kaybetmiş ve yetim kalmıştı. Daha sonraları annesi de evlenmişti. Kız kardeşi ile birlikte, üvey babasının evine gitmişti. Üvey babasının da iki kızı varmış. Akrabaları kızlardan birini, amcaya gelin adayı yapmış. Kendisinin tabiriyle namzet etmişler. Belli bir süre sonra da evlenmişler.

Daha çocukken babası ölen, yetim kalan, annesi de evlenmek zorunda kalan Emin amca; çok erken yaşta değişik çilelerle tanışmış. Özellikle de küçük yaşta, çileli bir yaşam sürmüş. Ancak anladığım kadarıyla ümidini hiç kaybetmemiş.  Zira her zorlukta bir kolaylık da vardır, prensibi burada da geçerliymiş. Emin amcanın hanımı olan teyze de güzel bir insanmış. Bir kez olsun, ne teyze amcayı ne de amca teyzeyi fazla üzmemiş. Belki bunda, teyzenin annesini, amcanın da babasını kaybetmesi de etkendir. Ne de olsa birisi öksüz; diğeri de yetimdir. Başta çok yoksulluk da çekmişlerdir. Ancak her yoksullukta bir zenginlik vardır, denilebilir. Termodinamik yasalara göre de mutlak yoksulluk yoktur, derim. Hatta olamaz da diyebilirim. Yoksulluk olarak görünen ortamda bir zenginlik, zenginlik olarak görünen ortamda da bir yoksulluk olabilir. Asıl maharet bunu görebilmektir. Ne yokluğa fazla üzülmemek, ne de varlığa fazla sevinmemektir.

Bu prensip, doğanın en temel prensiplerinden biridir. Her yer ve mekânda geçerlidir. Zamandan da bağımsızdır. Tüm mesele bunu fark etmek ve anlamaktır. Bakan ve görebilenler için evren ve yaşam çok farklıdır. Bilindiği üzere evrende her şey, belli prensipler çerçevesinde hareket etmekte ve ömrünü tamamlamaktadır. Evren denen devasa makine de belli prensipler dâhilinde çalışmaktadır. Sistem böyle, yapı böyle işlemektedir. Bu konuda söyleyecek çok söz olsa da bunları şimdilik burada bırakıp, amcaya tekrar dönmek gerekmektedir.

Hayvancılıkla uğraşırlar. Teyze süt sağar, yoğurt yapar; Emin amca da satar. Artanı da komşulara ve olmayanlara dağıtırlar. Zaman zaman amca karşı çıkar. Ancak Teyze de “Allah bize verdi. Zamanında bizim de fazla bir şeyimiz yoktu. Şimdi ise ineklerimiz var. Annemizin ve babamızın hayrı için ben de fazla kalanları, olmayanlara veriyorum” der. Bu anlayış, Anadolu´nun geleneksel anlayışıdır. Benim çocukluğumda ve kısmen de olsa halen Kayseri ve benzeri şehirlerde egemen, toplumsal bir anlayıştır. Az da olsa kendinde olanı zenginlik sayan ve onunla yetinen hatta ona şükür eden bir anlayıştır. Bu aynı zamanda, halkımızı bir arada tutan ve birbirine kenetleyen bakıştır. Azalsa da hâlâ devam etmektedir. Kaldı ki teyze fakirlikteki zenginliği görmüş ve kendinden daha zengin olanlara değil, kendinden daha fakir olanlara bakmıştır. Sadece bakmakla kalmamış, bakmakla yetinmemiş ayrıca onları da gözetmiştir.

Bugünlerde, toplumumuzun en büyük çıkmazlardan biri de toplumun çoğunun kendinden daha zengin olanlara bakması ve onları örnek almasıdır. Hâlbuki eskiden, yaşlılarımız maddiyat olarak hep kendinden aşağıda olanlara bakardı. Böylelikle daha çok şükür ederlerdi. Aynı zamanda fakirleri de gözetirlerdi. Bu davranış, belki de onların daha mutlu ve huzurlu olmalarının da nedeniydi…

Teyzenin bir kap sütle veya yoğurtla da olsa yardımdan geri kalmaması, bu duygunun tarihten ve kadim kültürden gelen yansımasıydı. Zaten Emin amca da adeta tarihten ve kültürden gelen gelenekleri ve erdemleri temsil ediyordu. Konuşurken hep geçmişten gelen değerlerle konuşuyor, aynı zamanda onları benimsediğini de hissettiriyordu.

Amcanın anlattığına göre çocukları evlenmiş. Hanımı da vefat etmiş. Teyze vefat etmeden önce, son iki yıl evine bile gelememiş. Kendisi de halen hasta bir evladıyla yaşıyormuş. Bu yaşına rağmen evladını, herhangi bir kuruma da vermemiş. Zira onu Allah´tan gelen bir hediye olarak kabul etmiş. Eşi öldükten sonra onun için hayat, bakıma muhtaç evladından dolayı biraz zor olsa da çocuğunun; diğer anne ve baba tanımaz kimselerden daha iyi olduğunu biliyormuş.

Bu ne biçim bir bakış açısıydı! Bu bakış açısı ile ilgili farklı pek çok yaklaşımlar ortaya konulabilir; sayfalar dolusu kitaplar da yazılabilirdi. Amca bunları nasıl öğrenmişti? Belki de doğru dürüst okula bile gitmemişti. Ancak anladığım kadarıyla, hayat üniversitesini bitirmişti. Yaşamdan elde ettiği bilgileri, kendi bakış açısından çok da iyi analiz ettiği, her halinden belliydi. Ezbere yaşamadığı da hakikatti. Gençken hayvanları olduğundan, onlara çok iyi baktığını da söyledi. Hayvanları da anlamıştı. Belki de bu anlayış, onun yaşamdaki pek çok şeyi fark etmesine vesileydi. İnsanları da anladığı muayyendi. Aynı zamanda çok samimi ve inançlı biriydi. Her hali samimiyetin ifadesiydi. Sözlerin etkisi de zaten samimiyetten gelirdi

Emin amca günümüzde maddiyatın egemen olduğunu; pek çok kimsenin de maddiyata daha çok önem verdiğini ifade ederek; adam, anne ve baba kıymetinin bilinmediğini hatta bunun kalmadığını söylüyordu. Toplumu bu konuda, bir hikâye anlatarak uyarıyordu. Hikâyeye göre çobanın birinin sürüsünde bulunan bir koç, sağa sola sataşır. Onu, bunu boynuzlarıyla iter, kakar ve rahatsız edermiş. Günlerden bir gün oradan Hızır A.S. geçer. Koçun tavrını görür ve onun kulağına eğilerek der ki ona buna sataşma, bak ölüm var! Ondan sonra koç ne yer ne de içer... Epey de zayıflar. Sürünün sahibi, koçun durumunu fark eder; çobana sorar, bu koça ne oldu? Çoban da der ki “Efendim, bir gün sürüleri yayarken bir adam sürülerin yanından gidiyordu, koçun yaptıklarını görünce, kulağına bir şey söyledi. O zamandan beri de koç ne yedi ne de içti”… Emin amca hikâyeyi anlattıktan sonra misalden hareket ederek; dikkatli olun, aldanmayın dünyanın malına, mülküne; zira ölüm var, dedi…

Değerli dostlar, koskoca evren, küçücük dünya ve onun içindeki mikro yaşamların hali. Her biri çok farklı ve çok değişik olaylarla dolu, sanki. Eskiler genellikle; kimin ne yaşadığını, Allah´tan başka kimse bilemez, derdi. Emin amca örneğinde de görüldüğü gibi bakan, gören, anlayan ve öğrenen için yaşam; nice dersleri ve hadiseleri barındırıyor idi. O, aynı zamanda bir öğretmendi. Acı da olsa, pek çok şeyi yaşamdan öğrendiğimiz de bir gerçekti. Hepimizin bildiği, asıl gerçek olan nihai son bizi beklerken ebediyete kadar yaşayacak gibi davranmak ve sahiplenmek çare miydi?

Faydalı şeyler yapmak, güzel eserler bırakmak varken bu hırs, bu dünyevileşme arzusu da neydi? İnsanın içinden; nedir bu çile, nedir bu hile diye sorması geliyor? Kandırılan kim, kanan kim? Bilen varsa söylesin haykırırcasına, sesi sanki kulaklarımda çınlıyor…

İçinde bulunduğumuz yeni ve farklı anlayışa karşın Emin amca geçmişten gelen bir yaklaşımla, tüm toplumu hatta insanlığı; sevgi, saygı, merhamet ve yardımlaşma noktasında uyarıyor. Umarım, buradan herkes üzerine düşen dersleri alıyor. Toplum olarak bunlara çok ihtiyacın olduğu adeta ortaya çıkıyor.

Bu duruş sadece Türk toplumuna değil, tüm dünyaya örnek bir duruş olacaktır. Zira insanlığın buna çok ihtiyacı vardır…

 

Hoşça kalın…

Anahtar Kelimeler: KAYSERİLİ, EMİN, AMCA
Yazarın Diğer Yazıları
KAHRAMAN TÜRK KAVMİ: ÖZBEKLER (16 Ekim 2019 - Çarşamba)
KAYSERİ LİSESİ (30 Eylül 2019 - Pazartesi)
ALINGANLIK ÜZERİNE (23 Eylül 2019 - Pazartesi)
BASKETBOL ŞAMPİYONASI VE ANIMSATTIKLARI (16 Eylül 2019 - Pazartesi)
ZAMANDA YAŞAMAK ZAMANLA ANLAMAK (26 Ağustos 2019 - Pazartesi)
İNSANLAR, BAYRAMLAR VE ANLAMLAR… (19 Ağustos 2019 - Pazartesi)
BU NASIL BİR DAVRANIŞ?.. (05 Ağustos 2019 - Pazartesi)
SÜMER LİSESİ… (27 Temmuz 2019 - Cumartesi)
SADECE BİZ Mİ VARIZ? (15 Temmuz 2019 - Pazartesi)
HANGİ SORUNLARA HANGİ SORULAR… (12 Temmuz 2019 - Cuma)
FİZİK BİLMEK NE ANLAMA GELİR?.. (04 Temmuz 2019 - Perşembe)
SORUNSUZ BİR YAŞAM OLACAK MI?.. (29 Haziran 2019 - Cumartesi)
SORUNLARI KİMLER ÇÖZECEK? (27 Haziran 2019 - Perşembe)
DÜNYA KAÇ MİLYAR İNSANI BESLEYEBİLİR? (22 Haziran 2019 - Cumartesi)
DİLİN ÖNEMİ VE DEĞERİ (20 Haziran 2019 - Perşembe)
BİR SINAVIN ARDINDAN… (18 Haziran 2019 - Salı)
İNSAN KAYNAĞIMIZ (15 Haziran 2019 - Cumartesi)
GENÇLERE SINAVLARLA İLGİLİ TAVSİYELERİM… (13 Haziran 2019 - Perşembe)
MAL MÜLK SEVDASI… (10 Haziran 2019 - Pazartesi)
DOSTLUKLAR VE BAYRAMLAR… (04 Haziran 2019 - Salı)
KARAR VERMEK… (01 Haziran 2019 - Cumartesi)
KİŞİSEL İLETİŞİMİN FORMÜLÜ VAR MI? (30 Mayıs 2019 - Perşembe)
BİLİM SÖYLEŞİLERİ (25 Mayıs 2019 - Cumartesi)
19 MAYIS GÜNÜ KUTLAMALARINDAN BİR ANI (II) (22 Mayıs 2019 - Çarşamba)
ÇOK HIZLI AKIP GİDEN ZAMAN... (18 Mayıs 2019 - Cumartesi)
TOPLUMSAL GÜVEN SORUNU (14 Mayıs 2019 - Salı)
İNSAN DA BİR ISI MAKİNASI MI? (11 Mayıs 2019 - Cumartesi)
TOPLUMSAL ENERJİMİZ (09 Mayıs 2019 - Perşembe)
KASABAYA ELEKTRİĞİN GELDİĞİ GECE… (04 Mayıs 2019 - Cumartesi)
TUZHİSAR´IN SIHHİYECİSİ (25 Nisan 2019 - Perşembe)
KİME HANGİ BİLGİ GEREKLİ… (23 Nisan 2019 - Salı)
TÜKETEN İNSAN TÜKENEN CİHAN… (20 Nisan 2019 - Cumartesi)
KARADELİĞİN FOTOĞRAFI (18 Nisan 2019 - Perşembe)
YAPAY ZEKÂDAN DOĞAL ZEKÂYA (13 Nisan 2019 - Cumartesi)
TV KANALLARINA (AKADEMİK) BAKIŞ (09 Nisan 2019 - Salı)
HATA YAPMANIN YOLLARI (02 Nisan 2019 - Salı)
HAYATIN ÜNİVERSİTESİ OLUR DA… (28 Mart 2019 - Perşembe)
PARANIN KANUNU (26 Mart 2019 - Salı)
KIYAMETİN ENTROPİSİ (23 Mart 2019 - Cumartesi)
KÜRESEL ISINMA KÜRESEL BOZUNMA (21 Mart 2019 - Perşembe)
İCAT ÇIKARMA! (19 Mart 2019 - Salı)
KÜRESELLEŞEN DÜNYA YALNIZLAŞAN SİMA (16 Mart 2019 - Cumartesi)
HIRSLAR VE TUTKULAR (14 Mart 2019 - Perşembe)
SORUNLARIN KAYNAĞI VE ÇÖZÜMÜ (12 Mart 2019 - Salı)
BİLİM HER ŞEYİ AÇIKLAR MI? (05 Mart 2019 - Salı)
TECRÜBE Mİ TEORİ Mİ? (02 Mart 2019 - Cumartesi)
SAMİMİYET, GAYRET VE BAŞARI (28 Şubat 2019 - Perşembe)
ELEŞTİRİ VE ELEŞTİREL BAKIŞ (26 Şubat 2019 - Salı)
BİLGİNİN ÜRETİMİ VE GELİNEN NOKTA… (23 Şubat 2019 - Cumartesi)
KALIPÇI BAKIŞTAN KALBİ BAKIŞA (21 Şubat 2019 - Perşembe)
HAYAT BAYRAM OLMASA DA… (19 Şubat 2019 - Salı)
HAYAT BAYRAM OLSA İNSANLAR DA BİRLİK (16 Şubat 2019 - Cumartesi)
TELEVİZYONLARDAKİ PROGRAMLAR (14 Şubat 2019 - Perşembe)
AKIL YAŞTA MI? BAŞTA MI? (09 Şubat 2019 - Cumartesi)
BİLİMİN TABANA YAYILMASI (07 Şubat 2019 - Perşembe)
OTİZM: BİR SALGIN MI? (02 Şubat 2019 - Cumartesi)
TOPLUMSAL DUYARSIZLIĞIN ARTIŞI MI? (31 Ocak 2019 - Perşembe)
DEĞİŞEN DÜNYA DEĞİŞEN İNSAN (24 Ocak 2019 - Perşembe)
SOSYAL MEYDANDAN SOSYAL MEDYAYA (19 Ocak 2019 - Cumartesi)
YAŞAMIN ANLAMI ÜZERİNE (17 Ocak 2019 - Perşembe)
ÇEKİM VAR DA, ÇEKEN DE VAR MI? (15 Ocak 2019 - Salı)
NE KADAR VE NEREDE KUANTUM? (10 Ocak 2019 - Perşembe)
İKİ İLKOKULUM VE İKİ ÖĞRETMENİM (I) (03 Ocak 2019 - Perşembe)
ENTROPİ: YAŞAMIN BEDELİ Mİ? (29 Aralık 2018 - Cumartesi)
KİŞİSEL İLİŞKİLER VE TOPLUMSAL YAPI (27 Aralık 2018 - Perşembe)
POSTMODERN YAŞAM (25 Aralık 2018 - Salı)
MODERN YAŞAM (22 Aralık 2018 - Cumartesi)
GELENEKSEL YAŞAM (20 Aralık 2018 - Perşembe)
SİZİN ANNENİZ HİÇ ÖLMESİN… (18 Aralık 2018 - Salı)
OKUMAK VE YAZMAK (13 Aralık 2018 - Perşembe)
GENÇLERE TAVSİYELER (08 Aralık 2018 - Cumartesi)
NEREYE GİDİYORUZ? (04 Aralık 2018 - Salı)
YERELLİK Mİ? EVRENSELLİK Mİ? (22 Kasım 2018 - Perşembe)
NİCELİK Mİ? NİTELİK Mİ? (20 Kasım 2018 - Salı)
YAŞAMDAKİ DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM (15 Kasım 2018 - Perşembe)
ENERJİMİZİ NEREDE HARCIYORUZ? (06 Kasım 2018 - Salı)
ÜLKEMİZİN ENERJİ SEPETİNE BAKIŞ (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
ENERJİ NEDİR? NE DEĞİLDİR? (II) (30 Ekim 2018 - Salı)
ENERJİ NEDİR? NE DEĞİLDİR? (I) (27 Ekim 2018 - Cumartesi)
Sayfa:
Resmi İlanlar

SAYFA EDİTÖRÜ

/resimler/2015-4/16/1020184616446.jpg

 

    Süleyman ERDOĞAN
     editor@kayserihaber.com.tr 
    

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
19 Ekim 2019 Cumartesi
KAYTV

Kaytv kayseri üzerinde

 

İLETİŞİM

Adres : Turgut Reis Mahallesi
İlgi Sok. Şehit İsmal Uygun Ap
No:22/A Kocasinan / KAYSERİ
Telefon : 0 352 235 63 63
Fax : 0 352 235 84 74

 

KANALIMIZA ABONE OL