EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

   Süleyman ERDOĞAN
   editor@kayserihaber.com.tr                      

   


VELİ ALTINKAYA


KASAP ALAYI

Gündem - Veli Altınkaya


(30 Nisan 2016 Tarihli Tekrar Yazı)

Talas Zincidere´de bulunan Komando Tugayı TSK´nın gözde birliklerinden biri. Terörle mücadele, Kıbrıs çıkartmasında bu birlik çok önemli görevler üstlenmiş. Zincidere´de bulunan ve halk arasında ?Kasap Alayı´ olarak bilinen 44. Alay askerleri 1. Cihan Harbi ve Milli Mücadele´de çok önemli başarılara imza atmışlar.

2016 Nisanı´nda İngilizleri ağır bir hezimete uğrattığımız Kut´ül Amare Zaferi´nin 100. yılıydı. Bu zaferde ecdadımızın başarısı Genelkurmay Askeri Tarih Stratejik Etüt Dairesi´nce hazırlanan Birinci Cihan Harbi adlı eserin 3. cildinde şöyle anlatılıyor:

?Vakit gece yarısını geçmiş, çöl semaları simsiyah olmuştu. Birden top patlamaları, uçak saldırıları, tank gülleleri ve ağır makineli tüfek ateşleriyle İngiliz birlikleri Türk siperlerine karşı harekete geçtiler. Dört bir yandan, tüm ordularıyla hücum ediyorlardı. Çok kalabalıktılar. Uçaklardan Türk mevzilerine atılan bombalar gökyüzünü ışığa boğuyordu.

O gece 44. Alay´ın yiğit gençleri yüzlerce şehit verdiler. Şehitlerin kanlı naaşları toplanıp çölün sıcak kumlarına defnedildi. Anadolu´nun gün görmemiş yiğit evlatlarının düşleri, hayalleri, özlemleri de genç bedenleri ile birlikte çöl topraklarına gömüldü kaldı.

Irak Cephesi´nin İngilizler karşısında güçlendirilmesi için, Türk Genel Kurmayı cepheye kuvvet kaydırmanın yollarını aradı. Birinci Cihan Harbi öncesi 1914 yılının ortalarına kadar karargahı Kayseri-Zincidere´de bulunan 44. Kayseri Alayı 5. Kolordu´ya bağlı olarak Çanakkale kara muharebelerinin kazanılmasıyla bu cephedeki ve diğer yerlerdeki birliklerden 51. ve 52. Tümenler teşkil edilerek 18. Kolordu kurulur. Bu Kolordu önce Ruslara karşı 3´ncü orduyu takviye etmek üzere Türk Kafkas Cephesi´ne gönderilir.  44. Kayseri Alayı da 51. Tümen´e bağlı olarak bu görevlendirmede yer alır. 18. Kolordu, Erzurum´da görevini icra ederken Irak Cephe Komutanlığı´nın acil yardım istemesi üzerine Bitlis-Diyarbakır-Musul üzerinden geçerek 22 Kasım 1915´te başlayacak olan Selmanpak Muharebesi´ne iştirak ettiler. 23 Şubat 1916? 51. ve 52. Tümenler, Felahiye Grubu Komutanlığı´nı oluşturdular. 5 Mart 1916 günü 44. Piyade Alayı, İngilizlerin Felahiye´ye taarruzları halinde 52. tümene yardım maksadıyla Benitememin´e  gönderildi. 9 Nisan 1916 günü İngilizlerin 13. Tümen´i 243 subay, 7 bin 120 er ile saat  04.20´de 3. Felahiye Muharebeleri için 38, 39 ve 40. Tugayları birinci safta taarruza başladılar.

Karanlıktan yararlanarak Felahiye mevziinde asıl muharebe hattında tertiplenmiş bulunan 7. ve 44. piyade alayları cephelerine sokulan İngiliz 13. Tümen birliklerini ancak 600 metre mesafeye geldiklerinde fark edebildiler. Gece boyunca çamurlar içinde İngiliz birliklerine karşı başarıyla direnen 44. Alay, kendisinden kat kat üstün olan düşman birliklerini şiddetli top ve makinalı tüfek ateşi ile mağlup etmiştir. Bu savaşta İngilizler on binin üzerinde kayıp vermiştir.?

Buradaki İngilizlerin uğradıkları dehşet anını esir düşen General Tohwshend, Kut´ül Amare´den ayrılırken 6. Irak Ordusu Komutanı Halil Kut´a (Enver Paşa´nın amcası Halil Paşa) yolladığı mektupta şöyle belirtiyor:

 ?Kut´ül Amare ve Cehennem benim olsaydı, herhalde Kut´ül Amare´yi satar, Cehennemi muhafaza ederdim.

4 ay 23 gün süren Kut´ül Amare kuşatmasının sonunda İngiliz kuvvetleri 29 Nisan 1916 günü öğleden sonra Türk kuvvetlerine teslim olmuşlardır. 13´ü general olmak üzere 277 subay (Towshend de içinde) 204 Hintli subay, 2 bin 592 İngiliz eri, 6 bin 918 Hintli er, 3 bin 248 gayr-i muharip er olmak üzere 13.301 esir. Ayrıca 40 tahrip edilmiş top, 3 uçak, 2 gemi ve 40 otomobil de teslim alınanlar arasındadır...?

Sonrasını bu savaşta tabur komutanı olarak görev yapan Tavlusunlu hukukçu Fuat Erciyes´in hatıralarından takip edelim.

 ?Korna´da Şatt-ül Arap´ın vahşi sahillerinde İngilizlerle başlayan ilk muharebemiz 1915 başı kıtalarımızın Halep ve Musullu erlerden teşekkül etmiş ve harp hazırlığımızın layıkıyla yapılmamış olmasından aleyhimize neticelenmiş ve biz yarı bozgun halinde önce Fırat ve sonra Dicle nehirleri sahalarında ıstırap ve meşakkat dolu harpler ve hadiseler geçirerek (Bağdat) civarında Selmanpak´a gelmiş bulunuyoruz. Peşimizi bırakmayan havadan uçak, nehirden gambotlar ve karadan piyade ve süvari kıtalar ile bizi takip eden İngilizlerin ve bunlardan daha müziç ve daha korkunç olarak çöl sağ ve sol cenahımızdan kumlar içine saklanarak apansız münferit ve toplu taarruzlarla bize çok ıstırap veren Arapların hücumları ile fazla zaiyata uğramış, çok hırpalanmış haldeyiz. Gece toplanmış olduğumuz Selmanpak´ta ertesi gün Anayurt´tan daha evvelce oraya gelmiş olan Genç Türk ve sıhhatli görünüşleriyle bizi hayran bırakan bu Anadolu yavrularından rast geldiğimizin boynuna sarılıyoruz ve Korna´da Arap efradıyla uğradığımız mağlubiyetlerden kurtulduğumuzun sevinci içindeyiz.

İkinci günü Irak Çölü semasında parlak renklerle tan yeri ağarırken İngiliz taarruzu başlıyor. İki gün geceli gündüzlü süren kanlı boğuşmanın ardından düşman ateşi kesildi. Düşman geri çekilmeye başlıyor. Biz düşmanı takibe koyulduk güneye doğru yeniden bu takip Kut´ül Amare´de tahassüz eden General Towshend´in 35.000 kişilik ordusunu muhasaraya kadar devam ediyor.

Selmanpak Muharebesi´nden sonra anlıyoruz o kanlı harpte İngilizler 10.000´i mütecaviz ölü ve yaralı vermişler. Son gece, çöl sol cenahımızı çevirmek isteyen düşmana karşı o öldürücü müdafaa ve taarruzu yapan 44. Kayseri Alayı imiş. Bu alay Birinci Dünya Harbi´nin devamınca girdiği bütün harplerde düşmanı mağlup ederek mutlaka zafer kazanmasının ifadesi olarak (Kasap Alayı) diye de şöhret almıştır.

Şanlı tarihimizde nice zaferlere adını yazdırmış olan Türk ordusunun numunelerinden sadece birisidir 44. Alay. Burada şunu belirtmeden geçemeyeceğim savaşta kazanmanın yolu barış zamanında çokça çalışmaktan geçmektedir. Savaş elbette ki istenilen bir şey değildir. Ancak milli menfaatlerimiz söz konusu olunca savaştan kaçma gibi bir seçeneğimiz de bulunmamaktadır.?