İTÜ´DE KAYSERİLİ BİR PROFESÖR: AKSEL ÖZTÜRK
Bilimsel ve Sistemsel Bakış - Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI
Tarih: 9.9.2019 00:00:03 / 651okunma / yorum
Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI

Değerli dostlar, bugün size İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Makine Mühendisliği Bölümünde (Makine Fakültesi) öğretim üyesi olarak görev yapmış, pek çok İTÜ´lünün de hocası olmuş, aynı zamanda Kayserili olan Prof. Dr. Aksel Öztürk Hocadan bahsedeceğim. Onunla ilgili bazı bilgileri ve anılarımı sizinle paylaşacağım.

/resimler/2019-9/8/1605349519437.jpg

Genel olarak belli yaşta olup da makine mühendisliği alanında eğitim yapmış olanlar, hocayı tanısa da şimdiki nesil pek tanımamaktadır. Yeni neslin, mesleklerinde belli aşama kaydetmiş ve başarılı olmuş kişileri tanıyarak, onların tecrübelerinden yararlanması; birikimlerin geleceğe aktarımı ve kullanımı açısından önem ifade etmektedir. Bu açıdan, bir neslin önceki nesilleri tanıması bu anlamda faydalı olacaktır. Yaşamdan elde edilmiş çeşitli dersler de böylelikle ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla bilgi ve deneyimler kaybolmayıp, sonraki nesillerin kullanımına sunulacaktır. Benzer tanıtımların böyle bir yararı da olacaktır.

Değerli dostlar, hoca yaş olarak 80´i aşmış durumdadır. Allah kendisine daha uzun ve sağlıklı ömürler versin. Bildiğim kadarıyla Kayseri Lisesi´nden muzun olduktan sonra, İTÜ´ye giriş sınavlarına katılır fakat giriş sınavlarında sağlık sorunlarından dolayı başarılı olamaz. O zamanlar üniversiteye girişlerde merkezi sınavlar olmakla birlikte, ayrıca İTÜ, ODTÜ gibi okulların kendi yaptıkları sınavlar da vardır. Hoca İTÜ´nün sınavlarında başarılı olamayınca, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi´ne kaydını yaptırır. Bir yıl fakültenin matematik bölümünde okur. Ancak bir kez İTÜ´de okumayı kafasına koymuştur. İnatçı ve mücadeleci de bir yapısı vardır. Bir sonraki sene tekrar sınava girer. Bu kez de birinci olarak İTÜ Makine Fakültesi´ne kaydını yaptırır. Hoca burada okuduktan sonra yüksek mühendis olarak mezun olur. O zamanlar İTÜ 5 yıl mühendislik eğitimi verir. Mezun olanlar yüksek mühendis diploması alırlar. Orada böyle bir sistem vardır. Bu sistem sadece İTÜ´de vardır. Başka bir yerde de yoktur. Hoca İTÜ´den mezun olduktan sonra, ABD´de bulunan Michigan Üniversitesi´ne gider ve yine makine mühendisliği alanında doktora yapar. Orada tanıştığı Nancy adlı bir Hanımefendi ile de evlenir. Özellikle o yıllarda daha baskın bir görüş olarak; bir Türk´ün hele de bir Kayserilinin, yabancı ile evlenmesi hoş karşılanmazsa da hoca bu konuda da farklılığını gösterir. Fakat Nancy Hanım bir Türk gibi hem ülkeyi hem de Kayseri´yi çok benimser. Hoca ABD´den döndükten belli bir süre sonra, İTÜ´nün Maçka´da bulunan mühendislik fakültesine atanır ve emekli oluncaya kadar da İTÜ´den hiç ayrılmaz. İTÜ bu anlamda onun için ilk ve son işyeridir. Pek çok mezununda da olduğu gibi belki de onun için de İTÜ bir sevdadır…

Değerli dostlar, ben İTÜ Makine Fakültesi´ne girdiğimde, o yıllarda orada bir Kayserili hoca olacağını hiç düşünemezdim bile. Bilindiği gibi Kayseri´de o yıllarda gelişen hâkim düşünce; ticaretin her şeyden daha önemli olduğu ancak ticarette başarılı olamayanların okuduğu şeklindedir. O dönemlerdeki ticaret de en fazla Kazancılar Çarşısı´nda, Kapalı Çarşıda veya Kaleönü´ndeki bir dükkânda, dönemine göre yapılan bir faaliyettir. Bu faaliyeti küçümsemek adına söylemiyorum. Bunu her şeyin özellikle de bilimin veya sanatın üstüne koyan düşüncenin, doğru olmadığını ifade anlamında söylüyorum. Dolayısıyla bu düşüncenin; belli dönemlerde, belli alanlarda Kayserinin geride kalmasına neden olduğu, hatta belli alanlarda da daha fazla ilerlemesine engel olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bu yüzden uzun bir süre gerek üniversitelerde gerekse de kamu ve özel sektördeki önemli mevkilerde, bir Kayseriliyi pek göremedim. Şimdi bu düşünce şükür gerilerde kaldı. Yanlış olduğu anlaşıldı. Bilimsel düşüncenin yani hakikatin karşısında durmanın manasızlığı, Kayseri´ye ve Kayserililere biraz pahalıya mal olsa da sonunda bu düşünce aşıldı.

Ben hocayı İTÜ´ye girdikten belli bir süre sonra tanıdım. Bizim dersimize de gelmezdi. Hocanın verdiği dersleri, bizim şubeye fakültenin diğer hocaları verirdi. Galiba hocanın Kayseri vurgusu da pek yoktu ki fakültede Kayserili bir hoca olduğunu duymadım. Belki de ben çok yakınında olmadığım için bilmiyordum. O zamanlar hocalara yaklaşmak şimdiki gibi kolay değildi. Öğrenci ile hoca arasında ciddi mesafeler vardı. Ayrıca İstanbul´da egemen bir kültür, İTÜ´de de egemen bir gelenek vardı. Söz konusu yapı içerisinde, Kayserili vurgusu yapmak, muhtemelen hoca için de olsa kolay değildi. Sanırım bu yüzden, hocanın Kayserili olduğunu belli bir süre bilmedim. Kaldı ki kendisi de uzun süre İstanbul´da yaşadığından dolayı, Kayseri´ye de uzaklaşmış olabilirdi. Hoca kendini mesleğine adamış olduğundan ve çoğunlukla da termodinamik ve ilgili konularla uğraştığından, ister istemez o dönemler itibariyle doğduğu ve büyüdüğü kültüre biraz uzak kalmış da olabilirdi. Kim bilir… Hocanın yaşı ilerleyince tekrar kendi kültürüne daha çok yakınlaştığını gördüm. Daha yakından da tanıyınca, özünün Kayserili olduğunu anladım. Boşuna dememişler; her şey sonunda aslına döner diye…

Yukarıda da dedim ya ben kendisinden hiç ders almadım. Ancak Prof. Dr. Abdurahman Kılıç hocamızla birlikte yazdığı, Termodinamik kitabını çok okudum. Kitabından çok yararlandım. Bizim zamanımızda, çok sınırlı Türkçe mühendislik kitapları vardı. Termodinamik konusunda da durum benzerdi. O dönemler Türkçe kaynak olarak hocanın kitabı önemli bir eserdi. Ayrıca merhum Prof. Dr. Ahmet Rasim Büyüktür (tek yazarlı) ile Prof. Dr. Nilüfer Eğrican ve Yrd. Doç. Dr. Hamra Atılgan (iki yazarlı) hocalarımızın da kitapları mevcuttu. Üç kitabın da kendine has özellikleri vardı. Ben ismi geçen hocaların hepsinden termodinamik ve ilgili alanlarda ders aldım. Ancak Aksel hocadan ders almak, kısmet olmadı. Diğer hocalarımız gibi dersini çok iyi anlatan bir hoca olduğunu bildiğimden, bir gün yüksek lisans dersini dinlemeye gittim. İlk dersti. Hoca o derste lisansta görülen termodinamiği, genel olarak tekrar etti. Dersi anlatış biçimi, tahtayı kullanışı ve yazısı da gerçekten harikaydı. Dersini işleme açısından belki de sadece ülkemizde değil tüm dünyada ender rastlanır hocalardandı. Maalesef biz insana değer verme noktasında kendi insanımızın kıymetini pek bilemiyoruz. Onları göremiyoruz hatta bazen de önemsemiyoruz…

Hoca daha sonraları Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesine Dekan oldu. Ben de o sıralar İTÜ´de yüksek lisansı bitirmek üzereydim veya yeni bitirmiştim. Şimdi tam hatırlamıyorum, hoca ile de galiba dekan olduktan sonra tanıştık. Daha doğrusu o beni tanımış oldu. İki Kayserili olarak hem de Kayseri´de. Hocayı daha yakından tanıyınca, şivesinin Kayserililere benzediğini fark ettim. Muhtemelen daha öncesinde dikkat etmedim. Mantık yapısı da Kayserilileri andırıyordu. Hocayı dinlerken, gerek şive olarak gerekse de düşünce sistematiği açısından, hep eski hemşeriler aklıma gelirdi. Genelde olayları belli bir mantık anlayışı içerisinde değerlendirirdi. Eski hemşerilere benzer bir zekâ yapısı da gözlemlenirdi.

Hoca dekan olduğu sıralar ben de Ankara´da Kalkınma Bankası´nda çalışıyordum. Bir yandan da doktora yapıyordum. Dışarıdan doktora yapmak zor olduğundan, daha uygun olur düşüncesiyle hocaya asistan olmaya karar verdim. Kayseri de zaten memleketimdi. Asistanlık sınavına girdim ve kazandım. Ancak, hocanın okulda düşündüğü şeyleri gerçekleştirme noktasında yönetim ile ilgili bazı sıkıntılar yaşaması; Kalkınma Bankası´ndaki bir arkadaşın, kurumda benim gibi elemanlara ihtiyaç olmasını dikte etmesi; kurum ile asistan maaşları arasındaki fark ile diğer nedenlerden dolayı, fakülteye asistan olarak atanmış olmama rağmen, asistanlık görevine başlamadım. Sonrasında bu durum için kısmet değilmiş, dedim. Hayırlısı belki de böyleymiş, derim…

Değerli dostlar, hocanın net bir duruşu vardı. Sözünü pek esirgemezdi. Adalete ve hakkaniyete önem verirdi. Derste öğrencileri de çok zorlardı. Bunun kişisel karakterinden kaynaklı bir özelliği olduğu belliydi. Ancak, ben onun bu özelliğinin biraz da aldığı eğitim ve verdiği termodinamik dersiyle ilişkili olduğunu da düşünüyorum. Zira Klasik Termodinamikte belli doğrular vardır. Bunlar değişmez, katı doğrulardır. Burada çelişkiye de yer yoktur. İşin doğası böyledir. Bilim denilen gerçek, özellikle de klasik bilimler, kendi doğası içerisinde çelişki barındırmazlar, barındıramazlar. Çelişki olsa zaten bilim olamazlar. Ancak şurası da bir gerçek ki bilimsel gerçekler de değişebilir, anlayışları da zamanla dönüşebilir. Bu da ayrı bir gerçektir. Hoca, sanırım bilimsel anlayıştan oldukça fazla etkilenmiştir. Zaten etkilenmese muhtemelen bu kadar iyi hoca olamazdı. Çünkü etkileme, etkilenmeyle gelişir. Etkilenmeden etki edemezdi. Bu bakımdan, hocanın zaman zaman sosyal yaşamda da hayatın termodinamik süreçler gibi yürüyeceği düşüncesiyle hareket ettiğini sanıyorum. Kendisinin ara sıra farklı platformlarda, sosyal konularla ilgili yazılarındaki yaklaşımlarına da bakıyorum, benzer bir mantıkla hareket ettiğini görüyorum. Ancak sosyal dünya lineer (doğrusal) bir dünya değildir. Şunu yaparsan bunu elde edersin diye bir gerçek, bu dünyada pek yoktur. Burada bazen en fazla ektiğini, çoğu zaman da ektiğini bile biçemezsin. Sosyal dünya bu manada pek doğrusal değil, daha çok eğriseldir. Ayrıca bu dünyada, her zaman iki kere iki de dört etmez. Bazen üç eder, bazen de beş, ara sıra da dört eder. Söz konusu ayırım önemlidir. Eşyayı yöneten yasalar, insanoğlunu temel alan sosyal yaşamı tamamen yönetemez, fakat etkiler. Bunları daha önceki yazılarımda defaten ifade etmiştim.

Dolayısıyla hocanın bu konularda daha keskin olması yerine, yaşamdaki çeşitliliği ve değişkenliği de gözeterek; görüşlerini daha geniş bir çerçevede ve daha yumuşak bir zeminde ortaya koyması, belki de daha faydalı olacaktır. Böylelikle kitlelere daha çok yarar sağlayacaktır. Zira eşyanın davranışı ile insan davranışı, birbirine benzese de aynı değildir. Bunlar farklı dünyalardır. Mutlaka benzer yönleri vardır. Ancak aynı değildir. Farklılıklar da bana göre derindir. Bunların gözetilmesi de gerekir. Kaldı ki Gazali´ye göre bir insan bir alanda çok başarılı olsa da onun diğer alanlarda da aynı derecede başarılı bir yapı ortaya koyması, beklenmemelidir. Bu hakikat de dikkate alınmalıdır…

Değerli dostlar, Aksel Hoca gerçekten ülkemizin belli dönemlerinde, makine mühendisliğinde önemli alanları teşkil eden Isı Transferi, Termodinamik gibi bilimlerin mühendislik öğrencilerine öğretilmesinde; gerek dersleri ile gerekse de kitapları ile çok katkı vermiş biridir. Söz konusu bilimlerin ülkemizde gelişmesine de destek olmuştur. Bu alandaki birçok kavramın Türkçeleşmesinde, diğer hocalarımızla birlikte önemli emekler de vermiştir. Üniversitelerde farklı seviyelerde yaptığı idarecilik görevleri de alana yaptığı önemli katkılardandır.

Samimi de bir yapısı vardır. Sonuçta bazı konularda farklı düşüncelere sahip olunsa da Hoca Kayseri ve ülkemiz için bir değerdir. Bu açıdan bu yazı, değerlerin tanıtımına küçük de olsa bir katkı gayesiyle kaleme alınmıştır. Bir anlamda da tarihe not düşülmeye çalışılmıştır…

 

Hoşça kalın…

 

 

                                                                                                                         

Anahtar Kelimeler: KAYSERİLİ, PROFESÖR, AKSEL, ÖZTÜRK
Yazarın Diğer Yazıları
ALINGANLIK ÜZERİNE (23 Eylül 2019 - Pazartesi)
BASKETBOL ŞAMPİYONASI VE ANIMSATTIKLARI (16 Eylül 2019 - Pazartesi)
ZAMANDA YAŞAMAK ZAMANLA ANLAMAK (26 Ağustos 2019 - Pazartesi)
İNSANLAR, BAYRAMLAR VE ANLAMLAR… (19 Ağustos 2019 - Pazartesi)
BU NASIL BİR DAVRANIŞ?.. (05 Ağustos 2019 - Pazartesi)
SÜMER LİSESİ… (27 Temmuz 2019 - Cumartesi)
SADECE BİZ Mİ VARIZ? (15 Temmuz 2019 - Pazartesi)
HANGİ SORUNLARA HANGİ SORULAR… (12 Temmuz 2019 - Cuma)
FİZİK BİLMEK NE ANLAMA GELİR?.. (04 Temmuz 2019 - Perşembe)
SORUNSUZ BİR YAŞAM OLACAK MI?.. (29 Haziran 2019 - Cumartesi)
SORUNLARI KİMLER ÇÖZECEK? (27 Haziran 2019 - Perşembe)
DÜNYA KAÇ MİLYAR İNSANI BESLEYEBİLİR? (22 Haziran 2019 - Cumartesi)
DİLİN ÖNEMİ VE DEĞERİ (20 Haziran 2019 - Perşembe)
BİR SINAVIN ARDINDAN… (18 Haziran 2019 - Salı)
İNSAN KAYNAĞIMIZ (15 Haziran 2019 - Cumartesi)
GENÇLERE SINAVLARLA İLGİLİ TAVSİYELERİM… (13 Haziran 2019 - Perşembe)
MAL MÜLK SEVDASI… (10 Haziran 2019 - Pazartesi)
DOSTLUKLAR VE BAYRAMLAR… (04 Haziran 2019 - Salı)
KARAR VERMEK… (01 Haziran 2019 - Cumartesi)
KİŞİSEL İLETİŞİMİN FORMÜLÜ VAR MI? (30 Mayıs 2019 - Perşembe)
BİLİM SÖYLEŞİLERİ (25 Mayıs 2019 - Cumartesi)
19 MAYIS GÜNÜ KUTLAMALARINDAN BİR ANI (II) (22 Mayıs 2019 - Çarşamba)
ÇOK HIZLI AKIP GİDEN ZAMAN... (18 Mayıs 2019 - Cumartesi)
TOPLUMSAL GÜVEN SORUNU (14 Mayıs 2019 - Salı)
İNSAN DA BİR ISI MAKİNASI MI? (11 Mayıs 2019 - Cumartesi)
TOPLUMSAL ENERJİMİZ (09 Mayıs 2019 - Perşembe)
KASABAYA ELEKTRİĞİN GELDİĞİ GECE… (04 Mayıs 2019 - Cumartesi)
TUZHİSAR´IN SIHHİYECİSİ (25 Nisan 2019 - Perşembe)
KİME HANGİ BİLGİ GEREKLİ… (23 Nisan 2019 - Salı)
TÜKETEN İNSAN TÜKENEN CİHAN… (20 Nisan 2019 - Cumartesi)
KARADELİĞİN FOTOĞRAFI (18 Nisan 2019 - Perşembe)
YAPAY ZEKÂDAN DOĞAL ZEKÂYA (13 Nisan 2019 - Cumartesi)
TV KANALLARINA (AKADEMİK) BAKIŞ (09 Nisan 2019 - Salı)
HATA YAPMANIN YOLLARI (02 Nisan 2019 - Salı)
HAYATIN ÜNİVERSİTESİ OLUR DA… (28 Mart 2019 - Perşembe)
PARANIN KANUNU (26 Mart 2019 - Salı)
KIYAMETİN ENTROPİSİ (23 Mart 2019 - Cumartesi)
KÜRESEL ISINMA KÜRESEL BOZUNMA (21 Mart 2019 - Perşembe)
İCAT ÇIKARMA! (19 Mart 2019 - Salı)
KÜRESELLEŞEN DÜNYA YALNIZLAŞAN SİMA (16 Mart 2019 - Cumartesi)
HIRSLAR VE TUTKULAR (14 Mart 2019 - Perşembe)
SORUNLARIN KAYNAĞI VE ÇÖZÜMÜ (12 Mart 2019 - Salı)
BİLİM HER ŞEYİ AÇIKLAR MI? (05 Mart 2019 - Salı)
TECRÜBE Mİ TEORİ Mİ? (02 Mart 2019 - Cumartesi)
SAMİMİYET, GAYRET VE BAŞARI (28 Şubat 2019 - Perşembe)
ELEŞTİRİ VE ELEŞTİREL BAKIŞ (26 Şubat 2019 - Salı)
BİLGİNİN ÜRETİMİ VE GELİNEN NOKTA… (23 Şubat 2019 - Cumartesi)
KALIPÇI BAKIŞTAN KALBİ BAKIŞA (21 Şubat 2019 - Perşembe)
HAYAT BAYRAM OLMASA DA… (19 Şubat 2019 - Salı)
HAYAT BAYRAM OLSA İNSANLAR DA BİRLİK (16 Şubat 2019 - Cumartesi)
TELEVİZYONLARDAKİ PROGRAMLAR (14 Şubat 2019 - Perşembe)
AKIL YAŞTA MI? BAŞTA MI? (09 Şubat 2019 - Cumartesi)
BİLİMİN TABANA YAYILMASI (07 Şubat 2019 - Perşembe)
OTİZM: BİR SALGIN MI? (02 Şubat 2019 - Cumartesi)
TOPLUMSAL DUYARSIZLIĞIN ARTIŞI MI? (31 Ocak 2019 - Perşembe)
DEĞİŞEN DÜNYA DEĞİŞEN İNSAN (24 Ocak 2019 - Perşembe)
SOSYAL MEYDANDAN SOSYAL MEDYAYA (19 Ocak 2019 - Cumartesi)
YAŞAMIN ANLAMI ÜZERİNE (17 Ocak 2019 - Perşembe)
ÇEKİM VAR DA, ÇEKEN DE VAR MI? (15 Ocak 2019 - Salı)
NE KADAR VE NEREDE KUANTUM? (10 Ocak 2019 - Perşembe)
İKİ İLKOKULUM VE İKİ ÖĞRETMENİM (I) (03 Ocak 2019 - Perşembe)
ENTROPİ: YAŞAMIN BEDELİ Mİ? (29 Aralık 2018 - Cumartesi)
KİŞİSEL İLİŞKİLER VE TOPLUMSAL YAPI (27 Aralık 2018 - Perşembe)
POSTMODERN YAŞAM (25 Aralık 2018 - Salı)
MODERN YAŞAM (22 Aralık 2018 - Cumartesi)
GELENEKSEL YAŞAM (20 Aralık 2018 - Perşembe)
SİZİN ANNENİZ HİÇ ÖLMESİN… (18 Aralık 2018 - Salı)
OKUMAK VE YAZMAK (13 Aralık 2018 - Perşembe)
GENÇLERE TAVSİYELER (08 Aralık 2018 - Cumartesi)
NEREYE GİDİYORUZ? (04 Aralık 2018 - Salı)
YERELLİK Mİ? EVRENSELLİK Mİ? (22 Kasım 2018 - Perşembe)
NİCELİK Mİ? NİTELİK Mİ? (20 Kasım 2018 - Salı)
YAŞAMDAKİ DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM (15 Kasım 2018 - Perşembe)
ENERJİMİZİ NEREDE HARCIYORUZ? (06 Kasım 2018 - Salı)
ÜLKEMİZİN ENERJİ SEPETİNE BAKIŞ (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
ENERJİ NEDİR? NE DEĞİLDİR? (II) (30 Ekim 2018 - Salı)
ENERJİ NEDİR? NE DEĞİLDİR? (I) (27 Ekim 2018 - Cumartesi)
Sayfa:
Resmi İlanlar

SAYFA EDİTÖRÜ

/resimler/2015-4/16/1020184616446.jpg

 

    Süleyman ERDOĞAN
     editor@kayserihaber.com.tr 
    

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
23 Eylül 2019 Pazartesi
KAYTV

Kaytv kayseri üzerinde

 

İLETİŞİM

Adres : Turgut Reis Mahallesi
İlgi Sok. Şehit İsmal Uygun Ap
No:22/A Kocasinan / KAYSERİ
Telefon : 0 352 235 63 63
Fax : 0 352 235 84 74

 

KANALIMIZA ABONE OL