İSTİSMAR VE ŞİDDETİN ÖNLENMESİNDE BİLİM, İLETİŞİM VE TOPLUM
Prof. Dr. Hakan AYDIN
Tarih: 1.3.2019 00:00:01 / 521okunma / yorum
Prof. Dr. Hakan AYDIN

İstismar ve şiddet olayları bizleri hayretler içinde bırakan bir çeşitlilikle Türkiye´nin önemli gündem maddelerinden biri olmayı sürdürmekte. Bu yapısal sorunun dehşetli görünümüyle hemen her gün değişik medya ortamlarında karşılaşmakta, değişik formlarda ortaya çıkan olayları derin üzüntüyle hatta acıyla karşılamaktayız. Adalet Bakanlığı´nın, konu kapsamında yayınladığı 7 maddelik bir genelge örneğinde olduğu gibi yetkililerin çözüm arayışlarını ve/veya çabalarını da bu nedenle büyük bir titizlikle değerlendirme eğilimindeyiz. Ancak konunun hassasiyeti onu tüm bağıntılı noktalarıyla daha kapsamlı ve yapısal bir şekilde ele almayı zorunlu kılıyor. 

İstismar ve şiddetin çeşitli nedenlerle ortaya çıkan en temel toplumsal sorunlardan biri olduğunda şüphe yok. Bu tür sorunlar temelde eğitim, aile, medya, ekonomik şartlar, dogmatik inançlar ve çeşitlendirebileceğimiz diğer kültürel ve sosyal problemlerin bir sonucu olarak ortaya çıkmakta. Gerek çeşitli araç ve gereçlerin kullanılmasıyla fiziksel, gerek yaygın kullanılan kitle iletişim araçlarıyla teknolojik ve gerekse de çeşitli davranış biçimleriyle psikolojik yönelimli bir sorun olarak somutlaşmaktalar. İstismar ve şiddetin önlenememesinin birçok nedeni var. Bu durum bazen istismar ve şiddetin gerek bizzat ona maruz kalanlar gerekse de bunlara şahit olan toplum kesimleri tarafından normalleştirilmesi, içselleştirilmesi ve doğallaştırılması olarak bazen de değişmekte olan toplum yapısının yeterince analiz edilememesinin çözüm arayışlarını zayıflatması olarak belirginleşiyor. Nitekim istismar ve şiddetin medya yansımaları bu vahim tabloyu net bir biçimde ortaya koymakta.

Sağlıklı bir toplumsal yapının önündeki en temel sorunlardan biri olarak karşımıza çıkan bu tablo hiç şüphesiz öncelikle kamu kurumlarına önemli sorumluluklar yüklemekte. Kamu kurumlarının konuyla ilgili sorumluluklarını gereği gibi yerine getirebilmeleri de birçok faktör yanında bilimsel bilgi, etkin iletişim ve toplumsal desteğe gereksinim duymakta.

İstismar ve Şiddetin Önlenmesinde Bilim ve Eğitim

İstismar ve şiddetin önlenmesi öncelikle hem bilimsel bilgiye hem de bu bilginin politikalara ve eğitimlere yansıtılmasına gerek duymaktadır. “İstismar ve şiddetin önlenmesi sorunsalı” bağlamında bilimsel ve yönetimsel bilgi toplayarak program ve uygulamaların geliştirilmesine katkı sağlayan girişimler son derece sınırlıdır. Bunun için yine öncelikle sağlıklı verilere erişim olanakları kolaylaştırılmalıdır. Örneğin Yüksek Öğretim Kurulu, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı´nın ortak protokolüyle kişilik hakları korunmak kaydıyla suç ve suçluya ilişkin birikmiş veriler, görüşmeler de dâhil olmak üzere çeşitli yollarla özellikle araştırma üniversitelerin ve ilgili bilim insanlarının erişimine açılmalıdır. Bu durum istismar ve dahi şiddetle mücadele politikalarına katkı sağlayacak önemli bir veri zenginliği açığa çıkaracak ve:

(1) İstismar ve şiddet eğilimlerini ortaya çıkaran etkenlerin sağlıklı belirlenmesi,

(2) Suç ve suçlulukla ilgili uzmanlaşmanın ve bunun yeni gerekliliklere göre çeşitlenmesinin sağlanabilmesi,

(3) Mağdur çocuk ve ailelere yönelik koruyucu ve destekleyici faaliyetlerin yapılandırılması ve geliştirilebilmesi,

(4) İstismarla ve şiddetle mücadele mesleksel gruplarının mesleki formasyonlarının güçlendirilmesi,

(5) Yasal düzenlemeler için güçlü ve sağlıklı bir arka plan oluşturulabilmesi,

(6) Nihayetinde istismar ve şiddetle mücadelede devlet politikasının şekillendirilmesi açısından büyük önem taşıyacaktır.

İstismar ve şiddetin önlenmesi konusundaki bilgi birikimi yukarıda ifade edildiği üzere mesleksel gruplarının mesleki formasyonlarının güçlendirilmesine katkı sunacağı gibi millî eğitim müfredatına koruyucu bilinç ve davranış gelişimini sağlayacak içeriklerin eklenmesine de zengin seçenekler sunacaktır.

Bilimsel ve yönetimsel bilgi bu tür girişimler yanında, ilgili meslek gruplarına yönelik ve yeni gerekliliklere göre belirli aralıklarla geliştirilmesi/güncellenmesi ve uygulanması gereken eğitim programları içinde yaşamsal bir öneme sahiptir. Örneğin bu konuların sağlıklı bir şekilde tespitinde bilgi, beceri ve farkındalıkları arttırılması gereken grupların başında ilgili öğretmenler gelmektedir. Öğretmenlerin farkındalığı sayesinde ortaya çıkarılan istismar olayları, konunun önemini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Yine gerekli eğitim programlarını şekillendirecek yeterli bilimsel ve yönetimsel bilgi olmadan alan profesyonellerinin; ilgili hekimlerin, polislerin, sosyal hizmet uzmanlarının, psikologların, medya profesyonellerinin bilgi, beceri ve farkındalıklarının geliştirilmesi ve güncellenmesi mümkün olamayacaktır. Tüm bunların yanında alan profesyonellerinin lisans müfredatının bu tür becerileri içerecek şekilde geliştirilmesi ve güncellenmesi için de bilimsel bilgiye ihtiyaç duyulmaktadır. Konuyla ilgili politikalara ve eğitimlere yansıtıl(a)mayan bilimsel bilginin elbette ki hiçbir yararı olamayacaktır. Bu nedenle her ilde doğrudan veya dolaylı olarak alanla ilgili meslek gruplarının eğitim ihtiyaçlarının ihtiyaç duyulan aralıklarla giderilmesi zorunluluk arz etmektedir.

İstismar ve Şiddetin Önlenmesinde İletişim ve Toplum

İstismar ve şiddet olaylarına ilişkin haberlerin hassasiyetle verilmesi gerektiği medya ve iletişim dünyasının önemli tartışma konularından biridir. Konuyla ilgili haberleri mutfak işleminden geçirirken nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda çok sayıda uzman görüşü bulunmaktadır. Bununla birlikte hala tatmin edici bir mesafe almaktan uzak olduğumuzu belirtmek gerekir. Çoğu zaman kendimizi farkındalık ve duyarlılık geliştirmeye dönük bir amaçla, acımasız dünya sendromu, teşhir, nesneleştirme ve sıradanlaştırma arasında bocalarken bulabiliriz. Medyanın, görevleriyle sorumluluklarının uyumlaştırılması gereken alanların başında istismar ve şiddet olaylarının geldiğini söylemek iddialı bir söylem olmayacaktır. Medya alanındaki kamu kurumları, meslek örgütleri, ağırlıklı olarak medya yöneticileri, bu konuda üniversitelerin düşünsel birikiminden yararlanmayı önemsemelidirler.

Geleneksel medya reaksiyonları yanında yeni medya reaksiyonları da gün geçtikçe yeni olamasa bile ilave bir sorun alanı olarak belirginleşmektedir. Bir görüntü veya imajın sosyal medya ve /veya ağlar aracılığıyla kısa sürede çok sayıda kişiye ulaşabilmesi arama-kurtarma çabalarını güçlendirirken, örneğin resmi olanlar yanında gönüllü girişimleri de sürece dâhil ederken, kitlesel duygulanımı arttırmaktadır. Yoğun kitlesel duygulanıma yola açan haber ve bilgi dolaşımı insanların gözünde kimi zaman kesin bir bilgi sahibi olmadıkları bir olayla ilgili vahşet örüntüleri oluşturabilmektedir. Geleneksel ve yeni medya ile ilişkili bu tür sorunlu alanlar yeni sorunlara kapı aralamakta örneğin kültürel deneyimlerle sapkın olaylar arasındaki çizgiyi silikleştirmektedir.

Etkin iletişim, toplum desteğinin elde edilebilmesi açısından da son derece önemlidir. Bu konuda farkındalık yanında“bilgi akışını” sonuçlandıracak duyarlılığın geliştirilmesini sağlama çabaları da önemli görülmelidir. Zira bu tür olayların öncelikle önlenmesi, bunun mümkün olamadığı durumlarda şüphelilerin belirlenmesi ve yakalanması için toplumun bilgi sunarak destek vermesi hayati önem taşımaktadır. Bu desteği alabilmek her şeyden önce vatandaşlar ile ilgili kurumlar arasında yoğun ve “destekleyici” bir iletişimi gerektirmektedir. Diğerlerine nazaran toplumla daha iç içe görev yapan meslek profesyonellerinin bilinç ve farkındalık düzeylerinin arttırılması bu konuda yarar sağlayabilir.

 

Prof. Dr. Hakan AYDIN

Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi

Resmi İlanlar

SAYFA EDİTÖRÜ

/resimler/2015-4/16/1020184616446.jpg

 

    Süleyman ERDOĞAN
     editor@kayserihaber.com.tr 
    

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
25 Mart 2019 Pazartesi
KAYTV

Kaytv kayseri üzerinde

 

İLETİŞİM

Adres : Turgut Reis Mahallesi
İlgi Sok. Şehit İsmal Uygun Ap
No:22/A Kocasinan / KAYSERİ
Telefon : 0 352 235 63 63
Fax : 0 352 235 84 74

 

KANALIMIZA ABONE OL