EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

   Süleyman ERDOĞAN
   editor@kayserihaber.com.tr                      

   


CEYHUN ÜSTEN


HOŞGÖRÜ İLE BAĞLANMAK BİRBİRİMİZE

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili  Dostlarım;

Haftayı tamamlamak için saatleri sayarken,

Geride kalan zamanın yorgunluğu

Be dahi bıkkınlığı ile düşünüyorum da…

Gerçekten güçlü bir Allah inancı yoksa kişide

Hayatı çekilmez kılan,

Zalimlere,

Açıkgöz geçinen zavallılara katlanmak,

İmkansız olurdu .

Her insan biraz garip,

Biraz mazlum,

Biraz fedakârdır…

Ama bilinmeli ki herkes birbirine eştir son tahlilde…

Allah cc. katın da da ,

Kanun  önünde de eşittir…

Dosttur bu alemde.

Değilse de olmalıdır erenler…

Ademoğlu  bir su damlasıyla oluşur yarenlerim.

Ve dahi  toprağa karışır yok olur gider…

Nasıl ki su damlası,

Çiçeği toprakta yeşertiyorsa,

İnsanoğlu da bu aşkla yeşerir her daim erenler…

Çok zor değildir insanı anlamak,

Bir adım ötesine geçmek!

Yaradan’ın

‘Aşk’ diye üflediği ademoğlu değerlidir  yarenlerim !

Kırmamak,

İncitmemek,

Sevmek gerek…

Sevmek ve saymak gerek tüm yaratılanları…

Hem de tüm samimiyetimizle sevmek gerek

Yaratandan ötürü !

Değer bilmeli herkes,

Değer bildirtmeli Ademoğlu!

İnsan iyi ile kötünün,

Güzel ile çirkinin,

Hayır ile Şerr’in  aynı anda barındırdığı varlıktır  erenler.

Ademoğlu  hem kötüye – şerre,

Hem de iyiye  - güzele  yol alabilecek bir yaradılışa sahip varlıktır.

Ve dahi Yaradan hoş görü edebini insana esas kılmıştır.

Tasavvuf’ta  evren – insan ilişkisi de önemlidir.

Yaradan’a,

Doğa’ya verdiğimiz her olumlu mesajın tasavvufta önemi vardır.

İnsanoğlu  evreni yıkabilceği gibi,

Güzelleştirme yoluna da gidebilir.

Ademoğlu’nun  yeryüzünde bazı misyonları  vardır.

 İyilik güzellik oluşturabilme,

Hoşgörüyü dağıtıp benimsetebilme,

İnsanın en zor günlerinde onlarla birlikte hareket edebilme

 İnsan olmanın temel esaslarındandır!

 En büyük zenginlik ise,

Kanımca başkalarının fakirliğine ortak olabilmektir yarenlerim…

Tasavvufta aşk; 

Yaradan aşkının,

Beşerler üzerinde yansıması ve bundan dolayı da ;

Her  Yaradılana ayrı bir değer verme

İçimizde  insanoğlunu  sahiplenme duygunsu barındırmadır …

Hayatta tek hedefimiz

Tevazu,

 Hoşgörü

Ve dahi   biz Yaradılmışların ikili  ilişkilerinde

Hep öğretici ve öğrenen olmak olmalıdır…

 Hoşgörü ile  bağlanmak  birbirimize, 

Kutsal bir aşk semaya  benzer  erenler,

Ufuk’ta hep güneş doğar  ve asla batmaz...

Gözünüz korkmasın bu dergahtan,

Bu dergah Aşk’ın yoludur !

Sevginin barınağı,

Kardeşliğin çatısı

Hoşgörünün yuvası…

Hoşgörü ile  bağlanmak  birbirimize, 

Kamil insana giden yolda en büyük erdemlerin başında gelir bu fakir için.

Dostlarım  öğrencilerinden biri Mevlana'ya sormuş;

 "Efendim, bu 4 kapı meselesini ben pek anlayamıyorum. Bana anlayabileceğim bir lisanla anlatır mısınız?" diye .

Mevlana Celaleddin-i  Rumi Hazretleri şöyle karşılık vermiş  öğrencisinin talebine

 "Şimdi bak, karşı medresede dersini çalışan dört kişi var ve hepsi rahlelerine eğilmiş.

Sen git bunların hepsinin ensesine bir şamar at, sonra gel sana anlatayım.

" Öğrenci gitmiş, birincinin ensesine bir tokat atmış. Tokadı yiyen derhal ayağa kalkıp arkasını dönmüş ve daha kuvvetli bir tokatla Mevlana'nın öğrencisini yere yıkmış.

 Öğrenci dayağı yemiş, geri dönecek ama hocasına itaat var.

Yaradan’a güvenip ikinciye de bir tokat atmış.

O da derhal ayağa kalkıp elini kaldırmış.

Tam tokadı vuracakken vazgeçip yerine oturmuş.

Öğrenci devam etmiş, üçüncüye de bir tokat atmış.

Üçüncü şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına devam etmiş.

Dördüncü, tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmadan çalışmasına devam etmiş.

Öğrenci Mevlana'ya dönmüş, olanları anlatmış.

 Mevlana Hazretleri : "işte sana istediğin örnekler....

Birinci, şeriat kapısını geçememiş biri idi.

Şeriatta kısasa kısas olduğu için, tokadı yiyince kalktı, aynısını sana iade etti.

İkinci, tarikat kapısındadır.

Tokadı yiyince o da kalktı, tam tokadı iade edecekti ki, tarikat öğretisinde verdiği söz aklına geldi.

"Sana kötülük yapana bile iyilik yap".

Onun için döndü, oturdu.

Üçüncü, marifet kapısına kadar gelmiştir.

İyinin ve kötünün tek Yaradan’dan geldiğini bilir, inanır.

Yaradan bu kötülüğe hangi iblisi alet etti diye merakından şöyle bir dönüp baktı.

Dördüncü, hakikat kapısını da geçmiştir.

İyinin ve kötünün tek sahibi olduğunu ve aynı olduğunu bilir.

Onun için dönüp bakmadı bile...

Bu dergah gerçek aşlın yoludur…