KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


HERKES BİR ÂLEM: NE SAYGI NE DE KAYGI…


HERKES BİR ÂLEM: NE SAYGI NE DE KAYGI…

 

Yaşadığımız çağ, eskisiyle kıyaslandığında biraz garip sanki. Her şey olmasa da pek çok şey değişti. Teknoloji değişti, bakış açıları değişti, anlayışlar değişti; davranışlar değişti. Özellikle kişisel davranışla alakalı olarak kişilere saygı ve toplumsal gelecekle ilgili kaygı noktasında ciddi değişim, toplumun birçok katmanında gözlenmekte. Zengininden fakirine, eğitimlisinden eğitimsizine kadar uzanan büyük ve geniş bir yelpazede...

Değişimi hızlı yaşayan nesil olduğumuzu düşünmekteyim. Değişimle gelişen sosyal yapı; batılı desen batılı değil, doğulu desen hiç değil. Ne olduğu konusunda pek de tanımlanamayan davranış biçimi, özellikle büyük şehirlerde, toplumun bazı kesimlerinde etkin görünmektedir. İnsanlar işine geldiğinde Türk, gelmediğinde de batılı gibi davranmaktadır. Gençlerin bu hususta biraz daha fazla kararsız davranış sergiledikleri söylenebilir. Ebeveynlerin, eğitimcilerin veya toplumdaki diğer kimselerin, gençlere çok da iyi örnek olamadığı ifade edilebilir.

Maddi alanı esas alarak geliştirilen yenidünya düzeni, kendini her alanda ciddi şekilde hissettirmektedir. Bu görüşü benimseyen ve toplumda gerek ekonomik gerekse de makam itibariyle etkili olan bazı kimselerin, yukarıda da ifade edildiği gibi gençlere örnek olma hususunda çok da başarılı olamadığı söylenebilir. Zira kişisel çıkarları korumaya dayalı bireysel davranış anlayışı, genel olarak bu gibi kişilerde daha çok kendini hissettirmektedir. Gençler yaş ve tecrübe itibariyle kendilerinden önde olanları, rol model olarak benimsemeye ve çevresinden de etkilenmeye daha yatkın kimseler olduğundan; belli ekonomik güce ve makama sahip insanların bu noktada topluma ve özellikle de gençlere karşı sorumluluğu, diğerlerine göre daha fazladır. Gel gör ki kim hangi oranda ve ne kadar hassasiyetle bunun farkında? Net olarak bilmek mümkün değildir. Toplumda duyarlı kişilerin varlığı da elbette mümkün. Bunu inkâr etmek, ne mümkün! Ancak egemen davranış ve baskın anlayış diğer tarafın lehine gibi.

Olgun yaşta sayılabilecek nice insanlarla karşılaştım ve/veya tanıştım. Bazılarının daha çok dünyevi menfaatlerini koruma derdine düştüğünü, gözlemledim. Elbette o da gerekli. Doğası gereği yaşam, dünyevi ihtiyaçların karşılanması hususunda sürekli mücadeleyi gerektirmektedir. Eskilerin deyimiyle muhannete muhtaç olmamak da önemlidir. Ancak bunun da sınırı var. Türkçede de bir atasözü var; “Kefenin cebi yok”… Yunus Emre de “Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olur” demiş. Gel gör ki insanoğlu bunu anlamamazlıktan gelmekte ve bir bakıma biraz da kendini kandırmaktadır. Sürekli maddi kazanç peşinde koşmak, mal mülk biriktirmek amaç olmuş sanki. Bunlar belli bir seviyeden sonra aslında araçtır. Mal mülk sahibi olmak, elbette kazançtır. Kötü de değildir. Ancak esas amaç; aslında hayırlı eserler bırakmak, güzel nesiller yetiştirmektir. Eserler ve nesiller hayırlı ve güzel olunca, mal da mülk de zaten sonrasında gelecektir. Eskiler “Deli evladın var, malı neylersin; akıllı evladın var yine malı neylersin” derdi. Zira deli, var olanı tüketir; akıllı ise olmasa da üretirdi…

Yaşamı kolaylaştıran, medeniyetin gelişimine katkı veren, bilimsel ve teknolojik gelişime öncülük eden, buluş ve fikir sahibi, pek çok insan maddi kazançtan ziyade eser peşinde koşan, topluma ve insanlığa faydalı olmaya çalışan kimseler olmuştur. Onlar da diğerleri gibi olsaydı sadece mal mülk peşinde koşsaydı insanlık merkantilist ekonomik anlayışın yani zenginliğin salt toprağa ve madenlere bağlı olduğu dönemde kalır ve onu aşamazdı. Bilim, sanat, edebiyat gibi alanların gelişimi de şimdiki seviyede olamazdı. Dünyadan nice sultanlar, hakanlar, krallar, servet sahibi kimseler gelmiş geçmiş de şimdi çoğunun ismi unutulmuş hatta belki de silinmiştir. Hatırlayanları bile kalmamıştır. Kalıcı olanlar ile hatırlananlar ise eserler ile sahipleri olmuştur…

Geçmişe, geleceğe, geleneğe değer veren bir kültürün ve inancın, günümüzdeki bazı mensuplarının; söyledikleri ile eylemlerinin farklı olması tezatlıktır. Söylem başka, eylem başka durumu sorgulanmalıdır. Ancak mal mülk sevdası galiba peygamberimiz Hz. Muhammed’in ifadesiyle ümmetin en çetin imtihanlarındandır. Ancak aynı Peygamber; “Bilim Çin’de de olsa gidiniz; bilim müminin yitik malıdır, onu nerede görse alır” da demiştir. O günkü koşullarda ilim, irfan, hikmet, bilim ve teknoloji için Çin’e bile gitmeyi tavsiye eden, hedef gösteren anlayışın günümüzdeki sahiplerinin, kalıcı ve evrensel değerler ortaya koyacakken dünyevi arzular peşinde koşup, sonrasında kaybolması, çok acı olsa gerektir…

 

Hoşça kalın…

 

Gürkan Ofis Mobilyaları