KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


CEYHUN ÜSTEN


HAYAT ÇOK KISA, HEM DE ÇOK…

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili DOSTLARIM;

Hayat çok kısa!

Boş işlerle,

Boş lakırdılarla harcanmayacak kadar kısa…

Hele boş insanlara gereğinden fazla anlam yükleyip,

Kendimizi harap etmeyecek kadar kısa…

Aldığımız her nefesin kıymetini bilmek gerek.

Ademoğlu elindekilerin kıymetini,

Ancak kaybedince anlıyor…

Aldığımız her nefesin,

Uyandığımız her sabahın,

Kokladığımız her çiçeğin,

Tattığımız her lezzetin,

Huzur ve güvenle yürüdüğümüz her yolun,

Başımızı dayadığımız her omuzun

Kıymetini bilmek gerek…

Dostlarım üzerinize afiyet,

Geçtiğimiz gün hastaneye gittim.

Bir yığın insan kuyruklarda,

Bekleme salonlarında,

Tahlilde,

Radyolojide sıra bekliyordu.

Herkesin suratında,

Bıkkınlık,

Endişe,

Acı okunuyordu…

Kimi kendisi için gelmişti hastaneye,

Kimisi bir yakını için.

Henüz yaşını doldurmamış bebekten,

70 yaşındaki teyzeye kadar herkes şifa arıyordu…

Öylesine iç burkucu,

Öylesine yaralayıcı,

Öylesine hazin bir tablo ki anlatmakta aktarmakta zor erenler…

Küçük bir kız çocuğu vardı annesinin kucağında

Durmadan ağlıyordu eve gidelim diye.

Annesi türlü bahanelerle oyalamaya çalışıyordu ama nafile.

Gözü hiçbir şey görmüyordu minik kızın.

Ne şekerleme,

Ne de gazoz vaadi ikna edebilmişti.

İlla da “Gidelim de, gidelim” diye veryansın ediyordu.

Bir ara sordu yan koltukta oturan şalvarlı teyze

“Hastalığı nedir?” diye…

Ve aldığı cevapla suratı bembeyaz oldu.

Adeta sorduğuna pişman oldu dersek yeridir.

Annenin ‘Lösemi’ cevabı hastane koridorunda yankılanırken,

Küçük masum sadece eve dönmek istiyordu.

Daha hayatının baharında bile denilemeyecek yaşta bu küçücük masum…

Göz tansiyonu sebebiyle görme yetisini kaybeden bu ‘Palabıyık Amca’;

Kaderine isyan edip bela okurken,

Hayata acaba sağlıklı olduğu günlerde neler yapardı?

Diye düşünmeden edemedim.

Ya bu ‘Full aksesuarlı’ havalı hanım,

Sedef hastalığının oluşturduğu lekeleri saklamak adına

Bunca takıp takıştırırken;

Hastalık öncesi güzelliği,

Gençliği için hiç şükür etmiş miydi acaba?

Hayatı hiçe sayar havası ile dünyayı cep telefonuna kilitleyen bu delikanlı;

Hastaneleri arşınlamadan önce,

Sağlıklı olmanın kazanımlarını düşünmüş olabilir mi?

Ya bu teyze?

Bu teyzemde 80 yaşında hala gelinlerini şikâyet edip,

Hastalıklarını sıralamaktan fırsat bulup,

Sahip olduklarını gözden geçirip Yaradan’a şükretmiş midir?

Sanırım hayır erenler!

Sevgili dostlarım…

“Sanırım hayır” dedim…

Çünkü biz ancak musibetlerle hayatı algılayabilen değişik karakterlerde bir milletiz…

Hayata hep menfaat penceresinden bakmaya öylesine alışmışız,

Öylesine ben merkezli olmuşuz ki,

Hastanelere gelmek zorunda kalmasak,

Sanırım hayatta ölüm olduğunu dahi hatırlamayacağız.

Hâsılı sevgili dostlarım;

Ancak kaybedince kıymet bilir nankör ve bencil bir toplumun fertleri olarak,

Hayatımızı idame ettirmeye devam ederken,

Kanaatim odur ki;

Şükretmek için hep ‘Musibetler’ beklemeye devam edeceğiz…

Gürkan Ofis Mobilyaları