KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


CEYHUN ÜSTEN


HAYALLERİMİN RENKLERİ SOLDU…

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Oysa hayallerim vardı

Masalsı güzelliklerle başlangıç yapan...

Kapalı kapılar ardına sığdıramadığım,

Yürek çarpıntılarım birde...

Zemheri ayazlarına kurban verdim hepsini...

Şimdi;

Ak saçlarım,

Çizgilerin kesiştiği yorgun yüzüm

Ve hazin hayat hikayem kaldı yegane sermayem…

Birde omuzlarıma çöken yılgınlıklarım!

Artık günleri saymaktayım batan her güneşle

Masal tadında hayallerimin renkleri soldu...

Şimdi yer gök siyah

Ömrün kısalığı çarpar camlara...

  C. ÜSTEN

Sevgili Dostlarım;

Yorgun yüreğim kaldıramıyor artık bu hengameyi.

Hayat denen yanılgılar sarmalına tahammülüm kalmadı.

Tükendim bu iki yüzlüklere şahit olmaktan

Bu gidişlere,

Gözyaşı dolu vedalara,

Sonu gelmeyen özlem ve hasretlere...

Ve dahi bencilliklere, hırs ve gözü dönmüşlüğe...

Oysa biz farklı olacaktık,

Bizler büyüklerimizin hatalarını yinelemeyecektik...

Hiç kimse biz olamazdı,

Hiç kimse sen olamazdı,

Hiç kimse ben olamazdı...

Hiç kimse bizi koparamazdı;

Giremezdi kimse aramıza...

Öyle büyük vaatlerimiz yoktu bir birimize ve geleceğe dair

Süslü kelimelerimiz,

Hayata maskelerin gerisinden bakan suratlarımız ve dahi ötekileştirmek fiilini hayata geçiren kahpe yüreklerimiz de yoktu...

Olduğu gibi yaşardık bizler her şeyi.

Yalansız, riyasız, abartısız, samimiyetsiz...

En olmadık anlarda bile küçük bir bakış, bir tatlı tebessüm ya da ani bir kaş çatış birçok dile gelmemiş sözcüğü anlatırdı bize.

Anlardık birbirimizi.

Anlardık hepimizi...

Kucaklardık, sarıp sarmalardık, omuz verir, sırt sırta karşılardık tüm güçlükleri...

Kimse beni, seni, onu, bizi üzemezdi....

Çünkü bizler kocaman yüreklerimizle bakıyorduk geleceğe...

Gelecek güzellikler getirecek, o güzellikler bizlerin ürünü olacak diye yeminler edip, kavilleşiyorduk.

" 'Biz' hep 'Biz' kaldığımız müddetçe ben her şeyin karşısında dimdik durabilirdim"

Kimse yıkamazdı beni.

Kimse yıkamazdı bizi...

Böyle bir dostluk, kardeşlik, arkadaşlık herkese kısmet olmazdı...

Herkes yaşayamazdı böylesine bağlığı.

Bizler yakaladık yaşadık.

Birileri görseydi birileri duysaydı herkesin kıskanacağı herkesin yaşamak isteyeceği türden bir şeyler yaşadık.

Yaşadık da o güzellikleri çok çabuk öldürdük.

Sonra bir gün baktık ki her şey bu kadar güzelken, yada güzel olduğunu düşünürken en çok zararı bizler vermişiz birbirimize.

Belki küçük kıskançlıklarımızdan, belki paylaşımlarımızı menfaate dayandırdığımızı fark etmediğimizden...

Belki de gerçekten kaybetme korkusundan.

Belki gitme vaktinin geldiğini fark edip, kabul edememekten.

Derken apansız gelen karşılıklı suçlamalar, doyumsuzluklarımız, önüne geçemediğimiz hırslarımız ve 'Biz' i unutup 'Ben' in haykırışlarına kulak kabartışımız bizleri kopartıp fırlattı uzak diyarlara...

Kanaatimce bizler hak etmemiştik bütün bu parçalanmışlığı...

Geçmiş, geçmiş, geçmiş…

Sürekli bunda takılıp kaldık.

Doğru çok temiz değildik belki, ama yüreğimiz temizdi, ideallerimiz temizdi.

Şimdi düşünüyorum da ne çok beklentilerimiz vardı geleceğe dair.

Ne çok söylenmemiş sözümüz.

Hepsi yüreğimizde kaldı düğüm düğüm...

Ve şimdi yokuz işte

Yürekler ayrı.

İdealler parçalamış,

Yaşam darma duman...

Savrulmuşuz farklı coğrafyalara küsgün, kırgın, bedbaht...

Yarım kalmış hayallerimiz, geleceğe dair umutlarımız...

Eleştirdiğimiz büyüklerimizin izinden giden, hatta onların yedi ceddine rahmet okutan eylem ve söylemlerimizle birer 'Mankurt' a dönüşmüşüz...

İplerimiz birilerinin elinde, bizlere sadece komutları yapmak kalıyor...

Geleceği değiştireceğiz hayalleri kurarken çarka dişli oluvermişiz haberimiz yok...

Bakamıyoruz bir birimizin suratlarına es kaza karşılaştığımızda...

Ruhlarımız kirlenmiş,

Bedenlerimiz suçlu!

Alınlarımızda koca koca lekeler, boyunlarımızda bu utancı perçinleyen yaftalar...

İdeallerini satan, yarınları ipotek altına alınmış, yaşamı banka cüzdanlarının ardından göğüsleyen yüreksiz mahluklar oluvermişiz...

Korkularımıza esir etmişiz benliğimizi

Umut pınarlarımız kurumuş, sularımız kirli ve kokmuş...

Oysa nasıl düşlerimiz vardı!

Çocuktuk, masal tadındaydı her şey...

Elma şekerinden ibaret şimdi anılarımız,

Büyüdük;

Önce Elma şekerimiz düştü elimizde sapı kaldı...

Sonra heyecanı kaybettik

Ne bayramı,

Ne sabahı kaldı inanmadıklarımızın...

Gürkan Ofis Mobilyaları