KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


ASIM CENGİZ GÜR


HASED ETME NE OLUR!

NOTLAR – Asım Cengiz GÜR


Toplumsal hastalıklarımız o kadar çok ki, hangisine yanalım. Hergün televizyon ekranlarından, sosyal medyadan işyerimize, evlerimize, zihnimize, kalbimize gürül gürül akan, kötü haberler ve kötü ahlak örnekleri ile hergeçen gün biraz daha kirleniyoruz ve her geçen bir biraz daha “kanıksıyoruz” ve artık umursamıyoruz.

Bu hastalıkların mutlaka birçok sebebi var ve aslında en büyük sebep yaradılış gayemizi unutmuş olmak. Halbuki biz “Allah’a itaat ve ibadetle güzel kulluk yapmak için” yaradılmıştık. Bu dünyada niçin var olduğumuzu, yaşadığımızı ve yaşam amacımızı unuttuk. Halbuki bu dünyada var olmamızın ve belirli bir süreliğine hayat sürmemizin sebebi “amel/davranış bakımından hangimizin daha güzel olacağının imtihanı” idi. Evet halimizi tahlil etseler bir çok hastalıktan muzdaribiz ve bunlardan bir kaçını Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den dinleyelim, tabî ki ibret alıp, rotamızı düzeltmek için:

“Üç şey vardır ki, bütün günahların kaynağıdır; bunlardan muhakkak sakınınız!:

Kibir: İblîs’i Âdem (a.s.)’a secde etmemeye sevk eden (Allah’a âsî kılan) şey kibirdir.

Hırs: Âdem (a.s.)’ı cennetteki yasak ağaçtan yemeye sevk eden şey de hırstır.

Hased: Âdem (a.s.)’ın iki oğlu (Kâbil)’in, kardeşi (Hâbil)’i öldürmesine sebep de haseddir”.

Kibir, Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in; “kalbinde hardal tanesi kadar bulunanların cennete giremeyeceği” ihtarında bulunduğu kötü huylardan birisi. Kulun kendisini herkesten büyük görmesi, büyüklenmesi, herkesi küçük görmesi şeklinde zuhur eden ve tedavisi çok zor olan bir kalp hastalığı. Her sözünde “ben”, “ben” dedirtir insana. Eskiler “Ben demek şeytan işi” derlermiş. Gerçekten de Şeytan, "Ben Adem’den daha üstünüm. Beni ateşten, onu ise çamurdan yarattın" demiş ve kendi akıl ve ilmini Allah’ın akıl ve ilminden yüksek tutmuş ve emre itaatsizlik etmiştir. Nasihatlere kulak tıkamış ve emri asla kabul etmemiştir. Tedavisi zor bir hastalıktır. Her gördüğü şeyde/kimsede kendisinden üstün bir tarafı olduğunu düşünmektir. Küçükleri gördüğünde, “henüz benim yaşımda değiller, ne kadar az günahı vardır”, yaşlıları gördüğünde “Maaşallah, o kadar yaş yaşamış, mutlaka benden daha fazla itaat ve ibadetle ömür sürmüştür”, bir işte muvaffak olanı gördüğünde “Maaşallah, Yüce Rabbimizin nimetlerini ne güzel kullanmış” ve benzerlerine kendisini alıştırması ile hafifleyebilir. Aksi taktirde şeytana mahsus olan bu kötü ahlak, onun gibi kıyamete kadar inatla sürdürülür ise, (Allah korusun) ahiretini de heba eder insan.

Hırs, “bir şeyi şiddetle arzu etme, ona aşırı derecede tutkun olma, şiddetli ve sonu gelmeyen istek, taşkın arzu, aç gözlülük” gibi anlamlara gelir. Aslında hırs tamamen tehlikeli değildir. Ölçüsünde olması ve elde edilebilecek şeyleri istemekle yetinilmesi ile insan hayatını idame ettirebilir. Eğer insanlar sadece kendi ihtiyaçlarıyla yetinip gelecek kaygısı taşımazlar, geleceğe ait projelerinin bulunmaz ve buna göre çalışmazlar ise, kendilerine emanet olarak bırakılmış olan bu dünya da yaşanmaz olacaktır. Tehlikeli olan ise sınır tanımayan hırstır. Eğer tedavi edilmez ise, insanın bütün hayatı sonu gelmeyen istek ve arzularının peşinde koşmak, onun için yorulmak, onun için üzülmekle geçer. Yaradılış gayesinden ve gerçek hayat amacından uzaklaşan insanın bütün ömrü bununla geçer. İblis’in, Hazreti Adem (a.s.)’ı cennette ebedi kalma/yaşama vaadi ile hırslandırması; Adem (a.s.)’ın ve neslinin cennetten çıkartılarak yeryüzüne gönderilmesine sebep oldu. Hırs öyle bir hastalıktır ki, atalarımız “gözünü toprak doyursun” demişlerdir. Hastalıktan kurtulabilmek, bu dünya hayatının geçici olduğunu ve asıl hayatın “ahiret hayatı” olduğunu hatırlamaktan ve hayatı bu bilinçle yaşamaktan geçer.

Ve Hased. Hased, başkasına nasîb ettiği nîmetin, kendinde olmadığı gerekçesiyle o kişiden de alınmasını istemektir, madem bende yok, onda da olmasın demektir. Hased, aslında hased edilen kimseden çok, hasetçiye zarar verir. İnsanı ancak öfkeye, düşmanlığa ve üzüntüye sevk eder. Karşıdaki kişiye Allah nasib ettikçe, bu insanın öfkesi ve o insana düşmanlığı artar. Bir takım olumsuz işlere bile girişebilir. Netice almadığı, karşısındakindeki o nimet ondan alınmadığı sürece üzüntüsü ve öfkesi artar. Hem kendisine zihnen ve cismen zarar verir hem toplum içinde kendisine karşı bir olumsuz intiba meydana gelir. Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Hased etmekten sakının. Zîrâ hased, ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi iyilikleri yer bitirir” buyurmuşlardır. Hased de büyük hastalıklardandır ve onun da tedavisi zordur. Aslında niyetimiz “madem bende yok, onda da olmasın”dan ziyade, “onda ne güzel nimetler var, bende de olsa”ya çevirilebilse belki mesele halledilebilecektir. Böyle bir davranışa “gıpta etmek” diyoruz. Kendimizden daha iyi imkanlara ve nimetlere sahip olanlara, beceri ve kabiliyet açısından bizden yukarda olanlara gıpta edilebilir. Bu durumda insan hem dua ile hem de çalışma ile, gayret etme ile o nimetlere sahip olabilirler. Yine de bunun bir nasib işi olduğunu, çoğu şeyin çalışmakla elde edilebileceğini, ancak; her çalışanın nimete eremiyebileceğini, neticede bunun bir imtihan vesilesi olduğunu akıldan çıkarmaması gerekir insanın. Ayrıca insanın imreneceği bir şey gördüğü zaman geçmişte büyüklerimizin yaptıkları gibi “Maaşallah-Allah’ın dilediği olur”, “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh-Allah’dan başka güç ve kuvvet sahibi yok (Ondaki nimetler Ancak Allah’ın güç ve kuvveti ile olmuştur” sözlerini dilden düşürmemeye dikkat etmek gerekir.

Aslında Müslümanlar kötülenmiş huylara düşmeyip, karşılığı olan erdemli davranışlara sahip olabildikleri ve koruyabildikleri süreçte kapitalizm topluma etkin olamamıştır. Ancak Müslümanlar arasında kibir, hırs ve hasedin yaygınlaşması, İslâm dışı beşerî sistemlerin topluma etkisini arttırmıştır. Şahsi, ailevî, toplumsal ve tüm dünyada huzur istiyor isek Yaradılış Gayemizi ve Niçin Bu Dünyada Bulunduğumuzu, Asıl Hayat Amacı’mızı sorgulamalı ve hayatımıza bu çerçevede yön verebilmeliyiz. Gayret bizden, Tevfîk Allah’dandır.

Gürkan Ofis Mobilyaları