KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


CEYHUN ÜSTEN


HARCANIP GİDİYOR ÖMÜR DEDİĞİN…

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili Dostlarım;

Zaman sonsuz değil…

Her şeyin bir başlangıcı olduğu gibi

Bir de bitişi var…

Öyle ki dünya ya henüz gözlerini açmış bir bebeğin bile ömrü;

Doğduğu andan itibaren eksilmeye başlar…

Henüz her şeyden habersiz,

Ve dahi günahsız bu balaca için

Zaman ivme kazanarak tükenmeye,

Ömür defterinden sayfalar tek tek düşmeye başlar…

İşte tam da bu süreçte

‘Zaman’ ve ’Ölüm ‘

Birbirine ne çok şey teklif eder erenler…

Aslında hayat dediğimiz zaman aralığı

Bir kum saati misali göz açıp kapayıncaya kadar erir gider …

Ne durur,

Ne dinlenir…

Aşağıdan yukarıya,

Yukarıdan aşağıya…

Sürekli akar durur!

Son bulmaya meyillidir her daim!

Hiçbir gücün engel olmadığı bu ilahi kurgu

Ademoğlları’na

‘Ömür Defteri’ dediğimiz

Dokunanı yakan

Bir karne hazırlar.

İşte dostlarım

Göz açıp - kapanıncaya kadar son bulan bu zaman aralığını

İyilik – güzellik,

Huzur – sağlık

İman – tefekkür gibi

Hayırlara vesile olup,

Dualar alacak işlerle nihayetlendirebilirsek

Hem ‘Fani Alem’ de,

Hem de ‘Ebediyet’ te

Kazanan biz oluruz erenler…

Yok şayet zamanı hor kullanır

Hiç bitmeyecek gibi gördüğümüz o süreci

Dünyalıklar peşinde koşarak harcar isek!

Kaybedenlerin en büyüğü olmak kaçınılmaz sondur yarenlerim…

Bu süreçte en büyük handikap;

Hiç kuşkusuz bu gerçeklere

Ömür defteri kapanmak üzere iken vakıf olmak olacaktır.

Zira o aşamadan sonra hayatı geriye döndürmek,

Hataları telafi edip

Kazananlardan olmak

Hiç de olası değildir erenler…

Taaa eski zamanlardan,

Üniversite yıllarından beri sıkça dinlediğim

Güzel bir türkü vardır

Ve ben fakir bu türküyü ne zaman hatırlasam,

Ne zaman dinlesem,

Benim için akan kum saatinin,

Apansız hızlanmaya başladığını hissederim,

Her ne hikmetse…

Sizde hatırlarsınız bu türküyü dostlarım,

Hani merhum Hasret Gültekin’in tanıttığı,

Emel Taşçıoğlu’nun muhteşem yorumu ile dinlediğimiz,

Özellikle TRT’nin türkü kadar muhteşem,

‘Ömür Dediğin ‘ isimli programına jenerik müziği yaptığı türkü.

Hatırladınız değimli ?

Bir insan ömrünü neye vermeli

Harcanıp gidiyor ömür dediğin

Yolda kalan da bir yürüyen de bir

Savrulup gidiyor ömür dediğin!”

Hiç düşündünüz mü dostlarım;

Hakikatte insan ömrünü ne için harcamalı?

İnsanın hicret ve niyeti kimin için,

Kimler için olmalı?

Sırtını neye,

Kime dayamalı?

Maddenin;

Yıkılan,

Çürüyen,

Eskiyen,

Hiç olan taraflarına mı,

Yoksa mananın sonsuzluk iklimine mi?

Ademoğlu bildiği halde,

Her an ölüm korkusunu içinde taşıyıp hissettiği halde,

Zamanın önüne geçemediği halde neden şaşıdır?

Ne için gafildir?

Niye kendinden uzaklardadır?

Çünkü dostlarım;

İnsan bilse de,

İnansa da,

Kendisi için akan kum saatinin hızla tükenmeye başladığına,

Bir türlü inanmak istemez…

Bildiği her şeyi tehir etmeye,

Ertelemeye eğilimlidir!

Bütün felaketler,

Acılar,

Elemler,

Hastalıklar,

Ölümler hep başkası içindir sanki erenler…

Kendisine hiçbir şey olmaz,

Terslikler kendisini bulmaz,

Tesir etmez!

Belki bu kandırmaca,

Bu avuntu,

Kendimizi rahatlatma çabasından başka bir şey değildir…

Belki bir parça huzur ve sevinç almaya gelişimizin,

Ve dahi kendimizi inandırmamızın sonucudur…

Ama her ne olursa olsun biz fani olduğumuzu çoklukla unuturuz,

Unutmak isteriz…

Unutmaya meyilliyizdir!

Dostlarım;

Kulak verin zamanın sırrına erenlere…

Sanki fani oluşumuzun,

Konup - göçücü oluşumuzun,

Aks-i sedası gibi değil mi şu yakarışları…

Ey Nefsim!

Kalbim gibi ağla ve bağır ve de ki:

Fâniyim,

Fâni olanı istemem;

Acizim,

Aciz olanı istemem.

Ruhumu Rahmân’a teslim eyledim,

 Gayrı istemem.

İsterim,

Bir yâr-ı bâki isterim.

Zerreyim,

Fakat bir şems-i sermed isterim.

Hiç ender hiçim,

Fakat bu mevcûdâdı umumen isterim.”

Hayatın bütün acıları,

Hüzün - elem ve ıstırapları

Üstümüze - üstümüze gelse de dostlarım!

Bu hakikati bilip - inanmışsak,

Hayatın ve bütün unsurlarının geçiciliğini kabullenmişsek,

Bu imtihanda bütün kırık notlarımızın,

Bütün kırgınlıklarımızın,

Bütün acılarımızın da geçici olduğunu bilme idrakinde olmamız gerekmez mi?

Bu dünyadaki kısacık ömrümüz için yaptığımız;

Bunca entrika,

Bunca hile, yalan, kandırmaca,

Bunca inkâr, tamahkârlık, hırs,

Ve dahi dalkavukluk sahiden bizi nereye götürür?

Bizi daha kaç yıl taşır?

Ölüm her nefes alışımızda yanı başımızdayken,

Bunu neden düşünmez ki ademoğlu?

Mezara götüreceği sadece birkaç metrelik bez iken;

Bu kadar para pula meyil etmek!

Hangi aklın,

Hangi ferasetin öğretisidir sorarım size erenler?

Bu biriktirdiğimiz şeylerin hangisi işimizi görür,

Hangisi taşınırdır?

Bir insan ömrünü neye vermeli?

Dünya!

Bu üç paralık ve üç günlük yer…

Bu kadar risk almaya değer mi a dostlar!

Günü kurtarmak için,

Anı kurtarmak için,

Dünyayı kotarmak için söylenen onca yalan,

Yapılan bunca ihanet ve kandırmaca,

‘Zalimce ve ölümcül’ planlar ne zaman suya düşer,

Ne zaman gerçeğin sahici perdesi gözlerimize iner dersiniz?

Bu fâni dünyada yok sayılmamız,

İhanete uğramamız,

Acılarımızın görmezden gelinmesi,

Hakir görülmemiz,

Türlü bencillik ve hilelere kurban edilmemiz,

Karalanmamız,

Yaralanmamız,

Bizim değerimizden bir şey eksiltmez dostlarım.

Aksine yapanın

Kalitesini,

İnsanlık kumaşını,

Ve ahlakını tesciller!

Bu geçici handa

Bunca gel - gitler bizim içindir aslında dostlarım;

Bu geçici arzular bizi yolumuzdan alıkoymalı mıdır?

Bir insan ömrünü Hakk’a ve Hakk için vermeli değimlidir?

Başarı kimsenin vebalini almadan,

Kul hakkına girmeden,

Kimseye kul olmadan,

Dalkavukluk köprüsünden geçmeden,

Menfaat ve bencilliğin ruh iklimine uğramadan yakalanmış,

Mana zenginliği değimlidir yarenlerim?

Başarı;

Gurur, kibir ve hırstan arınmak değimlidir?

Başarı fâni olduğumuzu,

Bütün bu dünyanın geçici olduğunun bilincinde olmak,

Bütün maddi varlığımızı manaya teslim etmek değimlidir?

Başarı Hakk’a uygun düşmek değimlidir?

Bütün bu sorulara cevabınızın,

“Tabi ki öyledir” olduğundan kuşku duymayan bu fakirin sizlerden istirhamı

Gelin cümle ezberlerimizi bir kez daha gözden geçirelim…

Yeni beyaz sayfalara,

Yalnızca kendi inandıklarımızı kaydedelim…

Hayatı yeni baştan yorumlayıp

Yeni baştan gözden geçirelim önceliklerimizi…

Birilerinin sesi olmak yerine

Hakk’ın sesi olmaya çalışalım!

Ve dahi haklının sesi!

Kolay olmayacağı aşikar erenler…

Fakat imkansız da değil!

Gürkan Ofis Mobilyaları