KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


ASIM CENGİZ GÜR


FETİH SÛRESİ

Notlar - Asım Cengiz GÜR


Ülkemiz ve milletimiz için mevcuttaki ve gelecekteki tehlikenin önlenebilmesi ve bertaraf edilebilmesi için ordumuz 2016´da başlattığı Fırat Kalkanı ve 2018´de başlattığı Zeytin Dalı harekatına ilave olarak Barış Pınarı harekatını başlatmış oldu. Bu sebeple ordumuz Irak´ın yanısıra Suriye topraklarında da operasyon yapıyor. Bununla ilgili sağlıklı bilgi ve yorumları, H. Ali Yıldırım Albayımızın yazılarından takip edebilirsiniz.

Bugünkü Notlar´ımızda biz milletimizin ve İslâm aleminin örf-adet yerine gelmiş ve ibadetmişçesine yapmış olduğu bir icraatı ve tahmin ettiğiniz gibi Fetih Sûresi okunmasını konu edineceğiz. Gerçekten de Fetih sûresi İslâm kültüründe önemli bir yer işgal etmektedir. Çarpışmaya, Operasyona giden, Harekat veya Savaşa katılan; nasıl tarif ederseniz edin; bir mücadele içine giren askerlerimizin bu surede de vaat edilen zafere ulaşabilmeleri, muvaffak ve muzaffer olabilmeleri için gerek sefere çıkarken ve gerek çarpışmalar sürerken çokça okunan bir suredir Fetih Sûresi. Eskiden bu yana cephede askerlerimiz ve cephe gerisindeki halkımız tarafından çokça okunarak, Yüce Mevla´ya yakarılan Fetih Sûresi, bunun yanısıra hükümdarlar, kumandanlar ve askerlere ait silahlar, giysiler, zırhlar üzerine de bu surenin ilk ayeti yazılmıştır.

Bu sure aslında Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.)´in Mekke müşrikleri ile ve büyük bir ileri görüşlülükle imzaladığı, ancak Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.)´e kat´i bir iman ve büyük bir teslimiyetle bağlı olan sahabe efendilerimizi büyük bir üzüntüye sevk eden Hudeybiye Antlaşması´ndan Medine´ye dönerken yolda nazil olmuş ve 29 âyetten oluşan bir sûredir. Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.)´in ?Bu gece bana öyle bir sûre indirildi ki benim için o dünyadan ve dünyadaki her şeyden daha kıymetlidir? dediği ve ardından nazil olan Fetih Sûresini okuduğu rivayet edilmektedir. Sâlih büyüklerimiz bu surenin ayrıca her türlü sıkıntı ve darlıklardan kurtuluşa, mücadele ve mücahedelerde muvaffakiyete de vesile olması için okunmasını tavsiye ve telkin etmişlerdir.

Sûre ismini, ayetlerde geçen ?Feth? kelimesinden almaktadır. Sûrede, ?fethan mübînen? (apaçık bir fetih, büyük fetih) ve ?fethan karîben? (yakın fetih) şekliyle geçmekte olup, Hudeybiye Antlaşmasının (o an müşrikler ve sahabe efendilerimiz tarafından tam idrak edileme de) aslında bir Fetih olduğu ve ileride de Mekke´nin Fethine işaret olduğu belirtilmektedir.

Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.)´in gördüğü bir rüya üzerine hicretin 6. yılı Zilkade ayında (Mart-Nisan 628) yaklaşık 1.400 sahâbî ile birlikte umre için Medine´den Mekke´ye doğru yola çıkan Hz. Peygamber, Mekkeli müşriklerin ne pahasına olursa olsun bu ziyarete engel olacaklarının anlaşılması, hatta müslümanların umre ibadetinden başka bir amaçlarının bulunmadığını bildirmek üzere elçi olarak gönderilen Hz. Osman´ın öldürüldüğü şeklinde yanlış bir haberin gelmesi üzerine kanlarının son damlasına kadar savaşacaklarına dair ashaptan biat aldı (ki buna Bey´atü´r-Rıdvân denilmektedir). Müşriklerle yapılan görüşmeler neticesinde Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.) onlarla bir sulh Antlaşması imzaladı. Müslümanlar için kabul edilemez görülen maddelere ve sahabe efendilerimizin hoşnutsuzluklarını belli etmelerine rağmen, Efendimiz (s.a.v.) antlaşmayı imzaladı. Antlaşma gereği o sene umre yapamayacakları için yanlarında getirdikleri develeri önce Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ve hemen takiben sahabe efendilerimiz kestiler ve saçlarını tıraş ettiler.

Bu antlaşmaya göre Müşrikler ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ve yanındakiler gizli veya açık on yıl süre ile savaşmayacaklardı. Bu madde sebebiyledir ki İslam´ın tebliğ edilmesine başlanmasından o ana kadar geçen 19 yıl boyunca Müslüman olanların sayısınca kişi iki yılda Müslüman oldu. Çünkü bu madde ile artık Müslümanlar istedikleri yere, bir saldırıya uğrayacağı endişesi duymadan gidebiliyor; tebliğ ve irşadda bulunabiliyorlardı. Yine bu imkandan yararlanarak Medine´de bir devlet müessesi ve askeri güç oluşturulabildi.  Medine çevresinde yerleşik ve daha önce müşriklerle yapılan savaşlarda Müslümanlara ihanet etmiş olan Yahudilerle mücadele edebilmenin imkanı oluşmuştu. Ayrıca bu antlaşma ile, müşrikler İslam´ı bir din olarak ve Müslümanları da muhatap olarak kabul etmişlerdir. Daha önce, Müslümanları kendilerine ihanet etmiş ve atalarının inancından sapmış bir grup olarak görüyorlardı. Ayrıca antlaşmanın bazı maddeleri, Kureyş müşriklerinin ekonomik hayatına zarar verecek neticelere yol açması sebebiyle ve bizzat onların isteği ile uygulamadan kaldırılmıştır.

Antlaşma imzalandığında Müslümanların gönlüne düşen haksızlığa ve yenilgiye uğradıklarına ilişkin yanlış düşünce, olayların Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.)´in ileri görüşlülüğünü haklı çıkaracak ve ispat edecek şekilde tahakkuk etmesiyle, hepsini memnun edecek neticelere ulaştırmış ve sonunda da Mekke´nin Fethi´ni mümkün kılmıştır. ?Lâ galiba illallah - Allah´tan başka galip yok? sözü bir defa daha tahakkuk etmiş; bizim zannalarımızdan daha çok hakkın tahakkukunun önemli olduğuna ve her hâlükârda ancak Allah´ın galip geleceğine işaret edilmiştir.

Feth sûresi, hem mağlubiyet zannedilen Hudeybiye Antlaşmasının zafer olduğuna hem de Hayber ve Mekke´nin fethedileceğine bir işaret olduğu gibi, surenin özünün kavranması ve buna göre hareket edilmesi halinde Mü´minler için her dönem de fetihlerin mümkün olabileceğine işaret edilmektedir. Sûrede ayrıca Mü´minler için cennet vaadi ve münafık ve müşrikler için kötü bir akıbete uğrayacaklarına dair tehditler de vardır. Yüce Allah´ın yerde ve gökte ordularının olduğu, ancak MÜ´m inlerden, imanlarının kuvvetlenmesi ve gereğince davranmalarının beklendiği de mealen ifade olunmaktadır. Fetih sûresinde münafıkların genel tavırlarına da işaret edilmekte, ölüm tehlikesi altında iken (Mekke´ye umreye giderken) çeşitli bahanelerle müslümanların arasına katılmama konusundaki gayretleri ancak kesin zafer ve ganimetin beklendiği diğer seferler için ganimetten pay almak için katılmaya can atmalarına dikkat çekilmektedir. Günümüzde de bu münafıkça tutum içinde olanlar görülmektedir.

Sûre sona ererken, Sevgili Peygamber Efendimizin Allah´ın Elçisi olduğuna, O´na itaatin Allah´a itaat olduğuna, İslâm´ın tüm diğer dinlere üstünlük sağlayacağına, başta Ashab-ı kiram efendilerimiz olmak üzere bu kutlu yolda ve kutlu rehberin izinde yürüyenlerin Allah´ın dinine yardımcı olmak üzere her türlü birikim ve imkanlarını sarf etmeleri gerektiğine ve iman edip faydalı işler yapanların neticede mutluluğa ereceklerine dair mesajlar verilmektedir.

Yüce Mevla (c.c.), kendisine imanımızı kemale erdirsin, Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.)´in ahlakı ve yöntemlerini rehber edinmeyi, sâlih işlerde bulunmayı ve ahirette saadet ve selamete ermeyi cümlemize nasib ve müyesser eylesin (amin).

Gürkan Ofis Mobilyaları