EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

   Süleyman ERDOĞAN
   editor@kayserihaber.com.tr                      

   


CEYHUN ÜSTEN


FAZLA TEVAZU GEREKSİZ!

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili Dostlarım;

Hayat gerçekten zor!

Hatta bazen öylesine çekilmez oluyor ki…

Ve bir kez daha anladım ki

Fazla tevazu gereksiz,

Zira beş para etmez insanlardan nasihat dinlemek zorunda kalıyorsunuz.

Bu beş para etmez yığın

Kendini bir halt zannedip

Aleme akıl vermeye kalkıyor…

Ve bu yaratıklara

Her şey çok basit,

Her şey çok kolay,

Herkes her şeyi yapabilir görünüyor.

Gerçekten anlamlandırmak zor.

Kafanızı çevirdiğiniz her nokta da bir cahil cesareti…

Ademoğlu öylesine garip bir ruh halindeki erenler

Dalmak kolay iş,

Uçmak kolay iş,

Astronot olmak çocuk oyuncağı,

Cerrah olmanın lafı bile edilmez,

Yöneticilik kolay,

Yazarlık kolay,

Öğretmenlik kolay,

Polis olmak kolay,

Çiftçi olmak kolay,

Sözün kısası zor olan hiçbir şey yok şu yalan dünyada…

Ne eğitimin,

Ne tecrübenin,

Ne emeğin,

Ne yılların kıymet-i harbiyesi var…

Sokaktan  gelişi güzel 10 kişi toplayıp  film setine çıkartalım;

Emin olun büyük kısmı  değme 'Artistler’ e taş çıkartır. 

Lakin  oyunculuğun göründüğü gibi kolay olmadığı;

Bİlgi,

Teknik donanım,

Ve hepsinden önemlisi EĞİTM gerektirdiği

Çok kısa zaman sonra ortaya çıkacaktır…

Yani çok geçmeden takke düşüp,

Kel gözükecektir erenler…

Çünkü 'Artistik Hareketlerde' iyi,

Ancak bilgi,

Beceri,

Eğitim ve yatırım gerektiren

'Zorunlu Hareketlerde';

Ne yazık ki millet olarak yok noktasındayız.

'Serbest Stil’ de

Yani ‘Karakucak Güreş’te bir zamanlar iyiydik,

Fakat çok hazindir ki 

'Grekoromen Güreş' te

Hiçbir zaman en iyi olamadık.

Hatta birkaç bireysel başarı dışında esamemiz okunmadı…

Kuralsızlık,

Kaidesizlik,

Yöntem bilmezlik,

Her daim kaostur  erenler,

İşte bu gerçekten hareketle

Bizler işin teknik bilgisine çok önem vermek zorundayız…

Hiç şüphesiz Yüce Allah adildir;

Çünkü Allah her şeyi bilir sevgili dostlarım. 

Bilgi yoksa 'Zanla' karar veririz.

Oysa eksik bilgiyle ‘Adil Karar’ vermek,

Etkin yönetim sergilemek mümkün değildir.

Tıpkı ataların:

Yarım bilgili hekim candan, yarım bilgili imam dinden eder” sözü ile altını çizdikleri gibi…

Buradan yolara çıkarak ve haddim olmayarak önerim  

İşletmemizi ,

Çalışanlarımızı iyi tanıyalım…

Gerekli bütün bilgileri ve belgeleri tasnif edilmiş,

Ulaşılabilir ve kullanıma hazır olarak bilgisayar ve arşiv ortamında tutalım.

Gidemediğimiz yer bizim olmadığı gibi,

Kullanamadığımız raflarda bekleyen tomar tomar kâğıtlardaki bilgi de

Kullanamadığımız için bizler için  'Yok' hükmündedir kanaatimce.

‘Bilgi Çağı’nın gereklerini yerine getirmek ,

Adil,

Verimli,

Ve dahi herkesin ( işveren – çalışan) huzur bulacağı iş ortamını sağlamak

Hem kurumlar için,

Hem de ülke ekonomisi adına  inanın çok faydalı olacaktır yarenlerim...

Şunu hiç aklımızdan çıkartmayalım !

Yüce Allah kulun zerre kadar hayrını ve şerrini kaydediyor.

Allah unutmaz ve haksızlık yapmaz.

Peki neden kaydediyor?

Çünkü gün gelecek,

Doğru ve yanlışlarımızla dolu kitabımız elimize tutuşturulacak da ondan…

İşte  o an gelipte,

Bizatihi kendi yazdığımız kitaba bakınca,

 'Nereden çıktı bunlar' !

Şeklindeki şark kurnazlıklarımız işe yaramayacak.

Yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim 

Peygamberimize Efendimiz’e geldi,

Derhal yazıldı.

İslam 'Kayıt-Dışı' bir medeniyet değildir.

Bu bir örnek teşkil etsin

Ve sizler  de her şeyi en ince detayına kadar yazın sevgili dostlarım !

Zira “ Laf uçar, yazı kalır”.

‘Güven’ gerekli ancak yetersiz.

Var olan güveni de kaybetmemek için

Yürütülen  çalışmalarda detaylı sözleşme yazın.

En iyi senaryoyu da,

En kötü senaryoyu da yazın!

Belgeyi küçük görüp,

“Bana güven, gerisini merak etme sen” diyenle iş tutmayın. 

Evlenmek kadar boşanmak da,

Birleşmek kadar ayrılmak da haktır.

İkisinin de kurallarını yazın.

Siz değilse de,

Bir bilene yazdırın.

Materyalist adam,

“Bana bir adım atana ben neden iki adım atayım” der.

Oysa Allah (c.c):

“Bana bir adım atana, ben on adım atarım” buyuruyor.

Ve ekliyor :

“Bana yürüyerek gelene ben koşarak gelirim”

 İnsanı ve tabiatı mükemmel yaratarak zaten bunu göstermedi mi?

Üstelik ortada adım filan da yokken!

ABD'de batmakta olup da,

Her nasılsa dipten dönüp büyüyüp gelişen şirket sahipleri ile yapılan bir anket çalışmasında

'Ne yaptınız da dipten döndünüz?' sorusuna en çok verilen ortak cevap

"Sebepler sükût edebilir.

Ancak sebepleri yaratanı severseniz,

Gelip bir sabah elini omuzunuza koyduğunu ve yürü arkadaş,

Birlikte yürüyelim bu yolu' dediğine şahit olup hayret edeceksiniz.

İşin sonuna kadar hakkını verin.

Bilgiye dayalı olarak sebeplere sonuna kadar riayet edin.

Ama unutmayın :

Fizik ve matematik kanunlarının hepsi birer sebeptir.

Ve sebepleri Allah cc. Yaratır !

Samimi olursak emin olun bir sebep bittiğinde,

Yüce  Allah yepyeni sebep yaratacaktır.

Adresi şaşırmayın,

 'Allah'ım eldeki fizik kanunlar,

Sebepler,

İşime,

Derdime,

Borcuma,

Bana yetmiyor,

Yenisini yarat,

Önümüzü aç diye dua edelim… 

Materyalist şu debdebeli dünyanın bütün yükünü tek başına omuzlarında taşıyor.

Sizler kendinizi hamal yapmayın…

İnanın,

Çalışın,

Öğrenin,

Son noktaya kadar çeperlerinizi zorlayın,

Ve çabalarınızın sonunda 

Hikmete ram olun,

Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler”!