KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


ASIM CENGİZ GÜR


ETME BULMA DÜNYASI

Notlar - Asım Cengiz GÜR


Atalarımız ne güzel özetlemişler hayatı; ?Kim ne yaparsa kendine yapar?, ?Kendim ettim, kendim buldum? ve benzeri özlü sözlerle. Bu yüzden insan bilinçli bir yaşamı seçmeli ve bunun için gayret etmeli. Boşvermişlik, akıntıya kapılıp gitmek, herkes gibi olmak ve benzeri birçok düşünce insanın hayatını karartabilir. Tabii ki hayat derken sadece bu dünyadan bahsetmiyoruz. Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.)´in de işaret ettiği gibi ?Asıl hayat, ahiret hayatıdır?. Bu dünya mı? Bu dünyada kısıtlı bir süre içinde barınacağımız, yaradılış gayemizi unutmayarak ya da unutarak hedefler belirlediğimiz, planlar çizdiğimiz ve yaşadığımız dünya hayatı. Yine Efendimiz (s.a.v.)´in deyimi ile (meâlen): ?Uzun bir yolculukta, uygun bir yerde verilen bir (çay-ihtiyaç) molası?. Aslında bir gözümüzün, yolculuk ettiğimiz otobüsümüzde olması, uyarıcıların anonslarına kulak vermemiz yoksa ?otobüsü kaçıracağımız? sonra da ?kaldık dağlar başında ooff? diyeceğimiz yer.

Hakiki iman sahipleri, Yüce Allah (c.c.) tarafından yaradıldığımızı, sıramız geldiğinde (açılan geçitten) dünyaya merhaba dediğimizi, yine bir gün bu dünyaya elvada diyeceğimizi, ve yeni açılan bir geçitten asıl yurdumuza ulaşmak için diriltileceğimizi; ?İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn- ayetinin işaret ettiği gibi kendisine ait olduğumuz ve kendisinden geldiğimiz o yüce Rabbimiz´in huzuruna hesap vermek için gideceğimizi asla unutmazlar. Hakiki iman sahipleri, hayatın sadece bu dünyadan ibaret olmadığını bilir. Ölümün bir son olmadığını da bilir. Bu sebeple kendisine gösterilen istikamette yürümeye gayret eder. Bir düşünürün ifadesi ile ?dünyadaki hemen tüm kötülüğün sebebi, kötülük yapanların hayatı sadece bu dünyadan ibaret sanmaları?dır, bir gün gelip yapılanların hesabının verileceğine inanmamalarıdır.

Geçen haftaki notlarımızda da belirttiğimiz gibi, bu şuurla yaşamayan insanların oluşturduğu topluluklar da sünnet-i ilahiyye (ilahi kanunlar) gereği bozulacaklar. ?İçimizdeki beyinsizler yüzünden bize de cezalandırır mısın Allah´ım!? diye haykırır insanlar. Bu dünya iyiye giden ticaretimiz/işlerimiz, mallarımız, evlerimiz, bağlarımız, güzel binitlerimiz, canlarımız, sevdiklerimiz ile imtihan olacağımız ve bunun için bunların bazen arttırılıp bazen eksilteceği bir mekan. Ferd ferd ya da toplum olarak bunun ne kadar bilincindeyiz.

?Akıllı insan, ahiretini düşünen ve buna göre çalışan, hayat süren kişidir? buyurmuş mealen Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Çünkü bizi devamlı gözleyen, tüm olup bitenleri gören, hatta akıllarımızdan ve kalplerimizden geçenleri de bilen, saklı-gizli zannettiğimiz hususları da bilen bir Rabbimiz var. Her yaptığımızı, gereğince ve Hakk´a uygun yapmaya gayret etmeliyiz. Amellerimizi, yaptıklarımızı kıymetlendiren ve bize ahiret kazancı olabilen şeyler ancak Hakk´a uygun olanlar ve iyi niyetle yaptıklarımızdır. Buna göre hareket ettikten sonra bile insan imtihana hazır olmalıdır. Zannetmeyelim ki Hakk´a tabi olanların ayaklarına taş değmeyecek, herhangi bir zarar ve ziyana uğramayacaklar, mallarında, eşlerinde, evlatlarında, ticaretlerinde bir şeyler ters gitmeyecek. Halbuki ?Ey Allah´ın Elçisi! Ben seni çok seviyorum? diyen bir sahabesine Efendimiz (s.a.v.); ?Eğer gerçekten öyle ise, sana gelecek bela ve musibetlere hazır ol?, ?Çünkü bela ve musibetler Allah´a yakiyn olma durumuna göre gelir, peygamberlerden başlayarak? buyuruyor. Allah´a yakiynlik iddiasında bulunanlar, Allah´ı çok seviyorum iddiasında bulunanların bunu ispatlamaya vesile olacak bir takım imtihanlara da hazır olmaları lazımdır. Çünkü sevgi, itaat ve fedakarlık ister. Ve her ne yaparsa yapsın insan, iyi niyetle ve en iyi metodla yapmalı, baştan savmacılığa kaçmamalı, ?bu kadarla da idare etsinler? ya da ?Allah bu kadarıyla razı olsun? dememelidir. Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ?Yaptığınız işi en güzel şekilde yapın, bir hayvanı keserken bile? buyurması; metoda ve estetiğe dikkat çekmesi boşuna değildir.

Her ne kadar ?Etme bulma dünyası? deseler de, hakikat bu her iki alem için de öyledir. Evet, ?insan ne yaparsa kendine yapar?; gerek dünyada ve gerekse ahirette. Tüm yaşamımız boyunca yaptıklarımız, asıl ve sonsuz yurdumuz olan ahiret için cehennem ya da cennette bize yerler yapar. Bu sebeple insan var gücü ile cennette olabilmek için gayret sarf etmelidir ki, Yüce Rabbimiz bizdeki iştiyak ve gayreti görüp, azımızı çok eylesin, kalitesizliğimizi görmezden gelsin.

Anonim hale gelmiş bir hikaye var, bugünkü notlarımızı onunla bitirelim:

?Marangoz ustasının yaşı ilerlemişti. Çok uzun seneler çalışmış bu firmada ve başka bir yerde de gözü olmamıştı. Artış yaşlanması sebebiyle kalan günlerinde eşi ve ailesi ile birlikte daha özgür bir yaşam sürmek için, işe gideceğim-döneceğim korkusu olmaksızın dilediği gibi gezip-tozmak, yaşam için çalıştığı müteahiddin yanına gitti. Durumunu anlattı ve artık emekli olacağını, önümüzdeki ay ayrılmak istediğini söyledi ve yerine işlerin aksamaması için bir başka usta bulunması gerekliliğini hatırlattı. Müteahhid, kendisine ve işine bunca bağlı bir çalışanını kaybetmesi sebebiyle üzüldü. Gücünün kuvvetinin yerinde olduğunu, onca yıl çalıştıktan sonra işsiz bir köşede oturmanın kendisine zor geleceğini söylemesine rağmen Usta, ayrılmaya kesin kararlı olduğunu ve önümüzdeki ay sonunda işi bırakacağını tekrarladı. Müteahhid, ?Usta? dedi, ?Bize son bir iyilik daha yapar mısın? Son projemizdeki ahşap evlerden birini de yapar, öyle ayrılır mısın??. Usta, ?ama o iş en az altı ay sürer, ben se önümüzdeki ay ayrılmak istiyorum? dedi. Ancak müteahhidin ısrarını da kıramayarak kabul etti. Marangoz gösterilen işle ilgileniyor olsa bile, gönlü işinde değildi; ?bir an evvel bitsin de emekli olayım? diye düşünüyordu. Bu düşünce ile, gelen malzemelerin kalite kontrollerinde gevşeklik gösterdi. Hem kendi işçiliğinde baştan savma davrandı hem de altında çalışan ve kendisindeki bu değişikliği izleyip işlerine yeterince özen göstermeyen işçileri kontrol etmedi. Nihayet aylar sonra beklenen gün geldi ve müteahhide giderek durumu bildirdi. Müteahhid her zaman olduğu gibi ?Hadi beraber gidelim ve bir görelim? dedi. Yeni evi, birlikte gezdiler ve evden çıkışta, kapıyı kapattıktan sonra müteahhid Ustaya evin anahtarını uzatarak ?Bu ev senindir. Firmamıza bunca zaman vermiş olduğun hizmetler ve göstermiş olduğun sadakata karşılık, küçük bir hediye? dedi. Marangozun başı döndü, tutunacak bir yer aradı, böyle bir şey hiç beklemiyordu; ?Ama, ama; keşke müteahhid bunu baştan söyleseydi ya. O zaman her zamanki hünerini gösterir ve böyle baştan savma kalitesiz bir ürün ortaya çıkmazdı?.

Evet, kıymetli okurlar! Marangozda kendimizi gördük mü? Hemen hepimiz yaşarken, elimizden gelenlerin çok az bir kısmını kullanırız. Bu dünya da ya da ahirette; ?imalatımız olan ürünleri? gördüğümüz gün, ?keşke daha iyisini yapsaydım, biraz daha gayret gösterseydim? diyeceğimiz ama geri dönüş imkanı olmayan gündür. Öyleyse aklımızı kullanalım ve güzel evler inşa edelim mi? Ne dersiniz?

Gürkan Ofis Mobilyaları