KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


ASIM CENGİZ GÜR


DİKİLİ AĞACIN YOK MU?

NOTLAR – Asım Cengiz GÜR


Tarım ve Orman Bakanlığı “Geleceğe Nefes Projesi” kapsamında önümüzdeki hafta pazartesi günü tüm Türkiye’de fidan dikimi gerçekleştirecek. Bakan Bekir Pakdemirli’de bu proje ile ilgili olarak şöyle söylemiş:

"Sevgili Vatandaşlarım! Bilmenizi isterim ki, Türkiye, orman varlığının önemini dünyada en iyi bilen ve örnek olan ülkelerin arasında başı çekiyor. 1839 yılında temelleri atılan Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Orman Genel Müdürlüğü 40 bini aşkın çalışanı ile hem vatanımızda hem de dünyada yaşayan tüm canlılara daha fazla nefes olabilmek için gece gündüz çalışıyor. 10 Temmuz 2018 tarihinde göreve geldiğimizde bir söz ile yola çıkmıştık. “Çiftçimizin yüzü gülsün, çocuklarımız ormanla büyüsün” demiştik. Çok kısa sayılabilecek bir zaman diliminde sözümüzde durmayı başardık. Çiftçimizin yüzü gülüyor, çocuklarımızı ormanlar içinde büyütme hedefine ulaşmak üzere, daha yeşil bir Türkiye için 11 Kasım 2019’da, 11 milyon fidanı geleceğe nefes olarak miras bırakıyoruz. 11 Kasım 2019’da saat 11:11’de Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Orman Genel Müdürlüğü koordinasyonunda 81 ilimizde 2023 noktada 3 saat içinde tam 11 milyon fidanın toprakla buluşmasını sağlıyoruz. Türkiye’yi Guinness Rekorlar Kitabı’na taşıyacak bu ağaçlandırma seferberliğine ‘Geleceğe Nefes’ adını veriyoruz. Gelin 11 Kasım 2019’da siz de “Geleceğe Nefes” seferberliğimize katılın, geleceğe nefes olun”.

11 Kasım'da yurt genelinde gerçekleştirilecek ağaçlandırma seferberliği için hem yurt içindeki hem de yurt dışında olan ancak kalbi Türkiye ile atan vatandaşlarımız fidan sahiplenebiliyor veya bağışta bulunabiliyor. Yapmak gereken şey "Geleceğe Nefes" (gelecegenefes.com) internet sayfası üzerinden Türkiye'nin istediği bölgesinde dikilecek 5 kadar ağaca kendinizin ve aile bireylerinizin isimlerini vererek fidan sahiplenmek ya da bağışta bulunmak. Bugün sabah saatlerinde Kayseri için beklenen/belirlenen 487.500 sayısı aşılmış ve 511.000’lere yaklaşmıştı; Türkiye için ise 11 milyon hedefi bir milyondan fazla aşılmış. “Kıyamet koparken bile elinizdeki fidanı dikmek için çalışın” diye tavsiyede bulunan bir peygamberin ümmeti olmanın, “Ormanlarımdan bir dal kesenin, kafasını keserim” fermanı yayınlayan bir liderin torunları olarak, bu neticeler yüzümüzü güldürüyor. Alemlere rahmet ve örnek olarak gönderilen sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de şöyle müjdeliyor:

“Bir Müslüman ağaç diker de bunun meyvesinden insan, ehlî hayvan veya vahşî hayvan veya kuş yiyecek olsa, yenen şey onun için bir sadaka hükmüne geçer. Her kim ne eksiltirse bu kendisi için (kıyamete kadar) sadaka olur.”

Bu dünyayı daha yaşanır kılmak ve canlılığını devam ettirmek için gayret etmenin yanı sıra, ahiretimiz için de fidanlar, bahçeler dikebilmeliyiz. “Doğmazdı kalbe iman, inmezdi arza Kur’an”, “Derdmendim yâ Resûlellah, devâ ol derdime”, “Ey âşık-ı dîdâr, ulu yezdâna gönül ver”, “Bülbüller sazda”, “Mevlâm sana ersem diye” gibi bazı şiirleri bestelenmiş ve milletimizin dilinde yer etmiş olan (Allah rahmet eylesin) Ali Ulvi Kurucu hocanın; O, Allah ve peygamber sevdalısının bir hatırasını daha önceki yıllarda yine bu Notlar köşemizde yayınlamıştık. Hem Ali Ulvi Kurucu’yu yâd etmiş hem de Mevlid-i Nebî haftası münasebetiyle Efendimiz (s.a.v.)’i de anmış oluruz. Salat ve selam Efendimiz (s.a.v.)’e ve O’nun âl ve ashabına olsun.

“Petrolden önceki Hicaz, bir yokluk ve kıtlık diyarıydı.1947 senesi bir Ramazan günü idi. Hiç unutmam Ağustos ayındaydık. Öğle namazında Harem-i şerif’ten geldim. Soyundum; su dökünüp istirahat edeceğim. Annem seslendi :

‘Oğlum, komşu bakkaldan pirinç alıver. Akşama pilav yapacağım. Namazdan önce sana söylemeyi unutmuştum. Hadi git de pirinç getir’. Sesimi çıkarmadım ama çok sıkıldım. İçimden söylendim:

‘Be mübarek valide! Bir saat evvel namaza çıkarken sana sordum: ‘Anne ben namaza gidiyorum. Bir isteğiniz var mı?’ dedim. ‘Hayır oğlum salimen git, gel’ diye beni uğurladın. Şimdi soyundum, su dökünüp biraz dinleneceğim. Bakkaldan pirinç istiyorsun. Dışarıda sıcak elli derece, müthiş bir Sam rüzgarı esiyor’.

Neyse, giyindim, bakkala yollandım. Oturduğumuz Bab-ül-mescidi mahallesinden Abdülhadi amca bakkalımızdı. Yaşlı, muhterem bir zat idi. Abdülhadi amcaya vardım. Baktım, kapısının üzerine bir zincir asmış, o zincire tutunmuş ayakta duruyor. Hem dükkanda bulunduğunu gösteriyor, hem de gelen müşterileri karşılıyor. Yaklaşınca bir taraftan şu tesbihe devam ettiğini duydum:

‘Subhanallahi ve’l-hamdülillahi ve lailahe illallahu vallahu ekber - Her türlü hamd ve minnet Allah'a mahsustur. Allah'tan başka ilah yoktur. Ve Allah en büyüktür’.

Kendisine selam verdim. Selamımı aldıktan sonra ilk sözü şu oldu:

‘İster misin, Allah sana da cennete bir bahçe diksin?’.

‘Hayırdır inşallah, Abdülhadi amca?’ dedim. Bana:

‘Oğlum, Efendimiz (s.a.v.) : “Cenab-ı Hakk : ‘Bir defa Subhanallahi ve’l-hamdülillahi ve lailaheillallahu vallahu ekber, diyen kuluma, ben cennette bir ağaç dikerim. Cennete geldiğinde, cemalimle müşerref olacağı, mükafatını alacağı, rahmetimi göreceği gün, bir de bahçesi olacaktır, buyurmuştur’  diye müjdelemiştir dedi ve devam etti:

‘Gerçi sen bilirsin bunu ya, ben hatırlatmak için söylüyorum. Hele şu Ramazan gününde yapılan tesbihlerin, oğlum, daha çok tesiri oluyor. Bir de Efendimize salavatı unutma. Tesellin bu olsun. Zikrin de bu olsun. Fikrin de bu olsun’.

Evet, haydi hem ülkemizi, dünyayı yeşillendirmeye ve hem de ahiretimiz için çalışmaya. Mevlid Gecesinin hemen öncesinde olduğumuz bu günlerde bize dünya ve ahiret saadet ve selametinin yollarını gösteren sevgili Peygamber Efendimiz’e de salat ve selamlar ediyoruz.

O ki (s.a.v.), Mabudumuza Canan idi, Bütün alem O’na hayran idi, Gül yüzlü melekler bile O’na hayran idi, Mahşerde diğer nebilerin bile meded istedikleri idi. Kurbanın olalım Şâh-ı Rusül (Peygamberler peygamberi) Efendimiz, kovma kapından.

Gürkan Ofis Mobilyaları