KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


CEYHUN ÜSTEN


ÇOCUKLARIMIZI DİGİTAL FELAKETTEN KURTARALIM…

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili Dostlarım;

Aylar önce bir yazımda “Çocuklarımızı akıllı telefonlara kurban etmeyelim” tavsiyesinde bulunup, ileri teknolojinin bir sonucu olarak hayatımıza bodoslama dalan ‘Sosyal Medya’ ve onun uzantısı yeni iletişi mecralarının ( Twiter, facebook, İnstegram) ademoğlunun hayatında nasıl açmazlara neden olduğunu, özellikle geçlerimizin sosyal ve psikolojik gelişimini nasıl sekteye uğrattığını haddimiz olmayarak kendi bilgi birikimiz doğrultusunda izah etmeye çalışmıştık…

Bu yazıyı kaleme alırken pek tabii ki maksadımız ahkam kesip, kendimizce caka satmak değildi…

Ben fakir ne bir sosyolog,

Ne psikolog,

Ne de sosyal bilimciyim…

Sadece nacizhane bir gazeteciyim…

Ama bir baba,

Bir bireyim…

Hem de bizim toplumda çok fazla olmayan okuyan bir bireyim…

Dostlarım bu yazım bazı dostlarım hoşuna gitmemiş zannederim…

Beni teknoloji karşıtı bir gerici olarak değerlendirip,

Benim gibiler yüzünden bu ülkeye teknolojinin geç girdiğini iddia edip eleştirmişler…

Bütün eleştiren dostlarıma saygı duyuyorum…

Ve onlara Newyok Times’te yayınlanan bir haberden bahsetmek istiyorum…

Habere göre yaşanan gelişme Amerika’da eğitim camiasını karşı karşıya getirmiş.

Habere göre teknolojinin vatanı olan bir bölgede dünyaca zengin kişilerin çocuklarını gönderdikleri Wadorf School of Peninsula diye bir okul kurulmuş.

Tartışmayı tetikleyen temel unsur ise okuldaki eğitimin teknolojiden tamamen arındırılarak doğal araç gereçlerle yapılmasıymış…

Söylenenler göre okulda teknolojiden hiçbir eser yok,

Her şey doğal materyallerle hazırlanmış.

Hatıralarımızın bir köşesinde yer alan kara tahtalar, beyaz tebeşirler, kâğıt ve kalemler öğrencilerin kullandıkları araç gereçler öğrencilerin yegane eğitim materyalleriymiş…

Söz konusu bu okulda öğrenciler boş vakitlerinde modern araçlara yönlendirilmiyor,

Aksine örgü örüyor, dikiş dikiyor çamur ve toprakla oynuyorlarmış…

Öğrenme doğal ortamda doğal malzemelerle gerçekleşiyormuş.

Teknolojinin baş döndürücü şekilde ilerlediği bir çağda, teknoloji öncesi çağlarda kullanılan malzemeler ele alınarak eğitim ortamına taşınıyormuş.

Ve dünyanın sayılı zenginleri dahi çocukları bu okula göndermeyi tercih edere duruma gelmişler.

Okulda uygulanan yöntemleri savunanlar,

Bu yolla çocukları teknolojinin tutsaklığından kurtarıp,

Zihinsel becerilerini geliştirmeleri için imkân tanıyabileceklerini ifade edip,

Hedeflerinin çocukların problem çözme ve matematik becerinin yanında örgü örme makas tutma,

Bıçak kullanmak gibi el becerilerinin de gelişmesini sağlamak olduğunu söylüyorlarmış.

Eğitimde doğallığı savunan kimselere göre bu yetenekler yedi yaşından sonra zekâya dönüşüyor.

Anne babaların gözlerinde büyüttükleri teknolojik araçları çocukların rahatlıkla kullanabileceklerini ancak doğal materyalleri işlemenin çocuğun gelişimine daha fazla katkı sağladığını ifade ediyorlarmış.

Amerika’da bu tartışmalar devam ede dursun şimdi biz gelelim günümüzde anne-babaların tutumuna…

Sevgili Dostlarım günümüz Türkiye’sinde anne babalar çocuk konuşmaya ve dünyayı tanımaya başladığı anda onu hemen bilgisayar ve cep telefonu ile tanıştırıyorlar.

Çocuk hayatın içinde doğal yollardan alabileceği her şeyi buradan edinmeye çalışıyor.

Arkadaşları ile oynamak yerine bilgisayar oyunları ile meşgul oluyor, anne baba ve kardeşleri ile paylaşım içinde olmak yerine kurduğu sanal oyunların içinde kendine yer edinmeye çalışıyor.

Çocuk hayatı tanımadan bilgisayarla tanışıyor.

Geçtiğimiz günlerde iştirak ettiğim eğitim seminerlerinden birinde seminerin konuşmacısı uzmana çocuğu ile ilgili soru soran bir anne, “Oğlumun bir haftadır bilgisayarı bozuk, sanki dünya başına yıkıldı ne yapsak ikna edemiyoruz, hayata küstü, bu çocuğu normal hayata nasıl çekebiliriz” diye dert yanmıştı…

Teknolojinin hayatımıza getirdiği kolaylıkları inkâr edemeyiz erenler.

Lakin bu araçlar doğru kullanılmadığında fayda yerine zarar getiriyorlar kanaatindeyim…

O yüzden çocukları erken yaşlarda bilgisayarla değil, oyunlarla ve yaşamın tüm versiyonları ile tanıştırmak gerekmez mi?

Aksi takdirde bu çocuklar ileriki yaşamlarında,

Toplumla sağlıklı iletişim kuramayan,

Kopuk ve yalnız bireyler olarak yaşamak zorunda kalmazlar mı?

Beni teknoloji karşıtı gerici olarak niteleyen dostlarımın bu sorulara cevap verip tarafıma iletmelerini istirham ediyorum…

Tabii ki 2021 yılında teknolojiyi yadsıyamayız…

Hele de pandemi süreci ile birlikte hayatı bütün kademleri ile digital dünyaya taşımışken…

Ancak her şeyimizle teknolojinin esiri olup,

Yaşamsal fonksiyonlarımızı,

Değer yargılarımızı,

Adet ve geleneklerimizi,

İnançlarımız,

Yani bizi biz yapan her türlü faktörü sırf yenilikçi olacağız diye teknolojiye teslim edersek bu ülkenin geleceği, bu ülkeyi emanet edeceğimiz yavrularımızın geleceği nice olur erenler?

Basma kalıp cümlelerle hemen suçlamaya geçmek yerine olayı daha geniş perspektiften ele alacak olursak eminim ki herkes bana hak verecektir…

Zaten amacım illaki kendimi haklı çıkartmak da değil yarenlerim,

Önemli olan doğruyu, güzeli, faydalıyı bulmak adına birlik olalım…

Bu çocuklar bizim!

Bu ülke bizim!

Bu gelecek bizim…

Kısır çekişmelerle olayı saptırmanın manasız olduğu kanaatindeyim…

Ayrıca ben ve bütün aile bireylerim de akıllı telefon kullanıcısıyız ve her yeni gün farklı bir fonksiyonunu keşfedip keyifle uyguluyoruz…

Ama hayatımda ağaca, toprağa, börtü böceğe, eşe- dosta-akrabaya da yer ayırmaya özen gösteriyorum…

Çocuklarımı da bu bakış açısı ile yetiştirmeye gayret ediyorum…

Siz sevgili dostlarıma da haddim olmayarak bir kez daha tavsiyem çocuklarımızı çok yönlü yetiştirmeye gayret ediniz…

Henüz yeni bir eğitim yılının başındayken,

Hele de her türlü salgın riskine rağmen özlediğimiz yüz yüze eğitim imkanına kavuşmuşken bu fırsatı iyi değerlendirip; göz aydınlığımız çocuklarımızı digital dünyadan kurtarmaya çalışalım…

Geleceğin hepimize güzellikler getirmesi umuduyla tüm güzellikler sizlerin olsun…

Gürkan Ofis Mobilyaları