KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


CEYHUN ÜSTEN


CESUR CAHİLLERE…

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili Dostlarım;

Büyük Türk düşünürü Mevlana'ya sorarlar o kadar yazarsın, o kadar okursun;

Peki, söyle hele bize sen ne bilirsin?

Üstat hiç düşünmeden şu cevabı yapıştırıverir…

-HADDİMİ BİLİRİM!

Ben fakire göre bu cevabı verdiği için,

Bu olgunluğa,

Bu bilgeliği gösterdiği,

Bu hayat tecrübesine sahip olduğu için

Ardan geçen yüzlerce yıla rağmen felsefesi, öğretileri ve dahi kişiliği dilden dile dolaşmakta,

Hala herkesin bildiği tanıdığı bir isim,

Bir Allah dostu olarak bilinmektedir…

Şimdi nereden çıktı bu muhabbet demeyin yarenlerim!

Etrafımızda o kadar çok haddini bilmez mevcut ki…

“On günlük seyisliği ile kırk yıllık at b……karıştıran” ( rahmetli babamın en sık kullandığı deyimdi)

Kerameti kendinden menkul zanneden zavallı var ki…

Dostlarım;

Geçtiğimiz yıllarda sosyal medyada yine bu meyanda anlam içeren bir dörtlük okumuştum…

Dörtlükte aynen şöyle diyordu:

Kamış ses verince, NEY oldum sanır

 İp gerilince, YAY odum sanır,

 Sarayda oturmakla, PADİŞAH olmaz kişi

Aptal ata binince, BEY oldum sanır…

Bu dörtlüğün büyük puntolarla çıktısını alıp,

O zamanki odamda bulunan mantar panoya takmış ve odaya girip çıkanların tepkisini gözlemlemiştim…

Odaya gelip bu dörtlüğü okuyan her insan ne kadar güzel söz olduğunu vurgulayıp,

Dörtlükte yazanları anlamlı ve yerinde buluyordu…

Lakin hiç kimse kendi nefsine toz kondurmuyordu erenler…

Oysa ademoğlu

Her olayda,

Her olguda,

Önce kendi nefsini sorgulamalı değil midir?

Alemlerin efendisinin bizlere gösterdiği yol - usul bunu gerektirmez mi erenler...

Ama nafile bizler öylesine kendini beğenmişliğin, kibrin ipine sarılmışız ki yarenlerim;

Başka türlü davranmamız mümkün görünmemekte…

Bizler öylesine şeytanla el ele - omuz omuzlamalıyız ki dostlarım,

Kendimize toz kondurmamız mümkün değil...

Oysa dostlarım kendini bilmek;

Esas itibariyle insanın kendisi hakkında doğru bilgi sahibi olması,

Bu bilgiyi de kendisi ile ilgili süreçlerde kullanabilmesi demektir.

İşin tuhaf tarafı ise yarenlerim;

Şayet kendimizi bilmek, tanımak, anlamak için özel çaba harcamaz isek

Kendimizi asla bilemez, tanıyamaz ve anlayamayız…

Bu iş öncelikle yüksek derecede bilme arzusunu,

Daha sonra da emek vererek öğrenmeyi ve bilinenleri hayata geçirmeyi gerektirir kanaatindeyim...

Dostlarım- yarenlerim bu fakir kardeşinize göre kişinin kendini bilmesi için,

Kendisini bilmeyi istemesi, atılması gereken ilk adımdır.

Fakat sanırım yaradılış gereği ademoğulları kendilerinden çok, kendileri dışında olup bitenlerle ilgilenmeyi tercih ederler.

Belki de bu durum var olabilme refleksi ile dış dünyayı insanın önüne geçirmektedir.

Ancak, dış dünyayı anlamaya, tanımaya, bilmeye çalışırken;

Bu işi kendimiz için yaptığımızı hep unutmayı tercih ederiz ne hikmetse...

Ve dostlarım;

Bizler var kalabilmek için dışımızda olup bitenlerle uğraşırken, dış dünya bizi yavaş yavaş yutmaya başlar...

Geçen zaman içinde de çoğu zaman bırakın kim olduğumuzu, yaşadığımızın bile farkında olamayız...

Olaylar bizi peşinden sürükleyip götürür.

Oysa insana yakışan olayların peşinde sürüklenmek değil olayları peşinde sürüklemek olmalıdır kanaatindeyim...

Bütün bunlar bir gerçeği ortaya çıkartır yerenlerim;

Kendini bilmek istemeyen,

Kendini bilmek için özel emek harcamayan bir kimse,

Asla kendini bilemez;

Sadece kendini bildiğini zanneder;

Bunun da zan olduğunun farkına varamaz.

Ata binmekle kendini BEY oldum sanır...

Ne hazindir ki dostlarım memleket kendini bey zanneden aptal atlılarla dolu...

Bir şekilde atı kapan bu cahil sürüsü her türlü hadsizliği ile ekranlar başta olmak üzere her köşe başında karşımızdalar erenler…

Konuşuyorlar, tartışıyorlar, kendi çarpık kişiliklerinde makulleştirdikleri ipe sapa gelmez düşüncelerini, eylemlerini beyinlerimize kazıyorlar...

Hey hat!

Ne hayasız saldırı bu,

Ne acımasız,

Ne gözü dönmüş taarruz bu yarenlerim...

Aslında ne büyük zavallılık bu...

Gerçekten kendini bir HALT zanneden bu cesur cahiller ne kadar da zavallılar...

Oysa atalar en kalın çizgilerle altını çizmişler,

“EN BÜYÜK İRFAN KENDİNİ BİLMEKTİR” diye…

Daha ötesi var mı erenler?

Bu zavallı cesur cahillere göre hayatta elde edilemeyecek hiçbir şey yok dostlarım!

Machavelist kafa yapıları ile amaca ulaşmak adına her yol mübah onlar için...

İstediklerine elde etmek için her türlü kutsalı kolayca kurban edebilirler,

Ediyorlar da zaten...

İşte yarenlerim belki de kıyamet alameti bir ahvalde,

Cesur cahillerin gölgesinde ömür tüketirken,

Tek tesellimiz YARADAN’a sığınmak olmalı…

 

Gürkan Ofis Mobilyaları