EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

   Süleyman ERDOĞAN
   editor@kayserihaber.com.tr                      

   


CEYHUN ÜSTEN


BÜTÜN KAPILARIN ANAHTARI ONDADIR!

Neşter - Ceyhun Üsten


Sevgili Dostlarım;

Sıcak yaz günleri birbirini kovalarcasına geçip gitti.

Ve şimdilerde karakışı beklemedeyiz.

Tükenen zamanla birlikte,

Ömür defterinden kopan her sayfa

Kaçınılmaz sona doğru bir adım yaklaştırmakta bizleri?

Zamanın önünde kuru bir yaprak misali sağa sola savrulan fani bedenler olarak bizler

Günü kurtarma telaşı ile gündüzü geceye bağlamaya çalışırken

Bakraçtan sızan su misali,

Tüketmekteyiz ömrü erenler?

Bu hengame içinde vakit akşam olunca,

Hüzünlü rüzgârlar eser inceden inceye avare yüreğime?

Gömülür hayat denen dar-ı dünya karanlığa,

Ve yalnızlık santim santim sarınca bedenimi,

Bir ürperti duyar ruhumun can evi.

Onun sevgi seline acıkır ruhumun en gizli yanları?

Günün hırçınlığı,

Zamanın aymazlığı,

Alır götürür bu fakri yalnızlığın derin kuyularına?

O zaman anlarım ki gurbetteyim,

O zaman anlarım ki Yaradanımdan ayrı düşmüşüm !

Sığınıveririn o an duaların müşfik kollarına

Dualar alır beni kıratının terkisine...

Sınırlar hoş geldin derken güne,

Ferah dualar kanatlanır yüreğimin can evinden.

Seherin keskin kılıcı iner tüm karanlıklarıma

Eskiyen cihan bir anda tazelenir,

Neşe bulur yüreğim duaların efsununda.

Şefkatten yüreklerin ferahladığı

Merhametin,

Lavanta - leylak kokan sandukalardan çıkarıldığı

Kutlu saatler kurulur hayat ırmağında,

 Ve akar ilahi sonsuzluğa?.

Açılır tüm güzelliklerin önü apansız !

Kereminin,

Lütfunun şefkati kucaklar cümle mahlûkatı.

Kainat onun letafetiyle tazelenir.

Günler bilgelik çağına erişir duaların kucağında.

Ona gelişlerin içinde sevgiler mayalanır.

Bezer ruhumuzu ilahi nurlar,

Sarar,

 Onarır,

Diriltir....

Sağır ve dilsiz günlere hapsolmuş,

Kurumuş hazan olmuş umutlarımızı yeniden yeşertir.

İflas etmiş kalplerimizin kuytusunda

Hatırlanmayan şükürlerimizle yönümüzü döndürür kendisine?

Sadakat vefasız,

Diller şükürsüz,

Şefkat firaridir ?

Beynamaz yüreklerimizde !

Oysa ´O´ hep kabul buyurur sorgusuz ? sualsiz?

Yeter ki ona dönsün yönümüz,

Yeter ki kıble bilsin özümüz?

Rabbim tufan öncesi sabahlara uyanan bedenimiz yorgun ve üzgün...

Her sabah yeni baştan kurulan dünyaya,

Yeni baştan ömür elbiselerini giyinen gafil insanlığın,

 Sefil medeniyetinde uyukluyor ruhumuz...

Elem yüklü yüreklerle yürüdüğümüz yollara kar yağıyor

Hodbin yürekli adamlar mesken tutmuş iyilik bahçelerimizi.

Seni şakıdığımız,

Gül kokulu bahçelere hasretiz nicedir?

Lutfunla bahçelerimize kerem et.

Tenha sokaklara,

Yalnızlıklar bağdaş kurup oturmuş.

Eşkıya gülüşlü Arnavut kaldırımlar sırıtıyor ardımızdan müstehzi...

Günahları çoğalan caddeler raks ediyor,

Akşamları karanlıklara sarkıtan zaman,

 Acımasız ve düzenbaz...

Öfke mayınları döşenmiş sokaklara

Hayrın şimşekleri yağmur getirmiyor?

Bilcümle yaşananlar,

Şimdi artık bilmece?

Senin lutfun can katar canımıza.

Yatağında inildeyen hastanın umudu,

Yoksulun çalınacak kapısı,

Yetimin yüreğini kuşatan şefkatin eli

 Senin ülkenden esen,

 Rahmet yellerinin efsununa kilitlidir.

Yüzümüze kapanan bütün kapıların anahtarı,

 Yalnız sendedir en sevgili ?

Oysa duaların uğrak yeri hanelerin saffeti,

Toplayıp biriktirir bütün huzuru?

Şehrin uğultusu kesilir,

Her şey güzellik adına,

 İyilik adına yeni baştan can kesilir.

Uykuların tatlandırdığı bir sabah vakti,

Çalmayan kapılar ses verir !

Unutulan mezarlara dualar rahmet olup yağar sessiz sağanaklarla ?

Ruhumuzun düğmelerini,

 Manevi iklimine ilikleyen tüm güzellikler,

 Lutfundan destur alıp,

Yürür günün üzerine.

Acılar diner !

Hanımelleri yeniden çiçek açar.

Güneş,

Yüreklerin en onulmaz köşelerine iner yavaş yavaş?

Isınır gönül kafesi...

Efsane olan vefa görünür sonra.

Güzün hüznüne menekşelerin kokusu siner.

Rahmetin eli dolaşır üzerimizde.

Şüphesiz senin her şeye gücün yeter !