KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


CEYHUN ÜSTEN


BU BAYRAM HAYATIMIZDA YENİ BİR SAYFA AÇALIM…

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili Dostlarım;

Kısmen de olsa pandemi sürecini bertaraf ettik gibi.

Yine de tedbirleri elden bırakmadan ‘Bayram Sevinci’ni doyasıya yaşamak için hazırlıklar yapıyoruz…

Yapıyoruz da gerçekten arzu ettiğimiz gibi bir bayram geçirmek kabil olacak mı diye de düşünmeden edemiyoruz…

Endişelerimiz artık bayramların eskisi gibi kalabalıklarla, bütün aile bir arada kutlanmamasına yönelik…

Tıpkı şeker – çikolata reklamlarında hazırlıkları tamamlayıp heyecanla çocuklarını – torunlarını beklemeye başlayan ve onların gelmesi ile hüsrana uğrayan yaşlı çift gibi bu fakir yareniniz de endişeli erenler…

Çünkü başta komşular ve yakın akrabalar arasında olmak üzere bayramlar yeterince birleştirici olamamakta ne yazık ki…

Zaten Korona Virüs belası bu duyguları pekiştirip hepten ayrı düşürdü bizleri.

İşte bu düşüncelerle hüzünlere gark olarak kendimce hatıraların gölgesinde geçmişe doğru küçük bir yolculuk yaparken “Her şeyin yenisi fakat dostun eskisi” diyen eskilerin bir bildiği vardır elbette deyip iç geçirerek bu bayram bütün eski dostlarıma bir şekilde ulaşma kararı aldım…

Evet şimdilerde kadim dostluklar,

Candan muhabbetler,

Gönülden demlerin yerinde dünyevi rüzgârlar serin serin esiyor olması bazı şeyleri imkansız kılsa da,

Miskinlikten sıyrılıp bir şeyler yapmak gerek kanaatindeyim erenler…

Bir zincirin halkaları gibi caddeleri birbirine bağlayan lüks arabalar,

Göğü delercesine yükselen lüks binalar,

En hiperinden marketler,

Dünya ölçeğinde markalar,

Cüzdanlardan taşan paralar,

Vücuda fazlaca gelen kilolar hiç kimseyi mutlu etmeye yetmiyor gibi görünse de,

İmkanları zorlayıp kendimizi mutlu edecek şeyleri yakalamak zorundayız…

İşte bu düşünce ile daha şimdiden hazırlıklara başladım…

Bütün iletişim araçlarını,

Türlü mecraları zorlayarak

Geçmişin gölgesinde kalmış bütün eş – dost ve akrabalarıma ulaşmak niyetindeyim…

En çok da eskimeyen dostlarımı,

Dostluklarımı…

Yüreğimde kendilerine çok derin muhabbetler beslediğim dostlarıma ulaşacağım ve geçmişin güzelliklerini hatırlatacağım…

Görgüsüz,

Arsız,

Yalancı,

Hırsız,

Yüzsüz,

Güvenilmez,

Dayanılmaz,

Menfaatperest insanlarla kuşatılmış çevremiz her ne kadar üstümüze üstümüze geliyor olsa da,

Geçmişin güzelliklerini hayatımıza dahil emekte yarar var kanaatindeyim yarenlerim…

Biz mi kurduk bu çevreyi,

Yoksa çevre mi bizi kurdu doğrusu ayrımına varmak çok zor dostlarım

Lakin tartışılmaz bir gerçek var ki gönlümüzün şehrinde ayakta kalabilen dostlarımızın hızla azalıyor !

Ve bizler dostlarımızı hayatımızda tutmak zorundayız…

Zira üç günde kurulup, bir günde yıkılan sözde dostluklar faslına geçmişiz de haberimiz yok…

Sadakatin semtine uğramadığı,

Yalandan kulelerin her geçen dakika biraz daha boy verdiği,

Sadece şekli algılayıp değer veren “iç mimarların” revaçta olduğu bir dünyanın kapıkulları gibi

Kendi coğrafyamızda savrulup durmak istemiyorsak bir an evvel bir şeyler yapmak elzemdir…

Ne hazin!

Bu cilalı,

Bu sahte fildişi kulelerin içinde sadece birer obje gibiyiz aslında erenler.

Ve her geçen gün bir moloz yığınına dönüşüyoruz.

Bir yüreğimiz olduğunu bile unutur hale geldik yarenlerim.

En hatırlı olanımızın bile modası öyle çabuk geçiyor ki

Hemen yerine daha yenisi konuveriyor!

Öylesine meşgul,

Öylesine kendimizi sahte ve geçici dünyanın meşgalesine kaptırmışız ki erenler

Bütün bunların farkında bile olamayacak kadar kendimizden uzağız...

Nasıl değiştiğimizi,

İçimizin nasıl çürüdüğünü bilmiyoruz!

Bilmiyoruz!

Ne kadar yoksul,

Ne kadar düşkün olduğumuzu…

Ve gönlümüzün şehrini çöp yığınları ile boğduğumuzun da farkında değiliz erenler…

Sanki farkındalığımızı yitirdik ansızın,

Ve karıştık kalabalıklara….

Daha da kötüsü dostlarım ne olduğumuzun bile farkında değiliz!

Benliğimizi çok çok gerilerde bırakmış,

Unutmuşuz kendimizi.

Hayatın çarkları arasında öyle çok dönüyor ve öyle hızlı tur atıyoruz ki ne sevdiklerimize,

Ne dostlarımıza,

Ne arkadaşlarımıza zaman ayıramıyor,

Gittikçe onlardan uzaklaşıp yalnızlaşıyoruz.

Birer birer eski dostlarımızı -yakınlarımızı kaybediyoruz erenler.

Bir göz aşinalığı var aramızda

Sanki seninle kırk yıllık dost gibiyiz ikimiz

Göz aşinalığı olmayan insanların sanal ortamda sanal dostluklar kurduğu bu devirde,

Dostluk tanımını yeni baştan hatırlatan bu şarkının yanında şu unutulmayası şarkıyı bile unuttuk!

Unutulmuş birer birer

Eski dostlar eski dostlar

Ne bir selam, ne bir haber

Eski dostlar eski dostlar.”

Bu şarkıyı yirmi sene evvel daha çok söyler daha çok dinlerdik sizce de öyle değil mi?

Zira dostluk, sevgi, arkadaşlık, aşk, sadakat, vefa gibi kavramlar henüz tedavülden kalkmamıştı.

Bütün bu kavramların hayatımızda çok saygın ve dokunulmaz yerleri vardı.

Ve her birimizin düzinelerce dostu, gerçek arkadaşı vardı sırtımızı dayadığımız.

Peki ya şimdi?

Şimdi hem sanal,

Hem banal,

Hem de umarsız bir hayat felsefemiz var artık utanılası.

Çocuklaşan kadınlar,

Kadınlaşan erkekler,

Egosu tavan yapmış gençler,

Kemalatını kaybetmiş ihtiyarlar korosu şeklinde bu sözde hayat kavgasında kendimize yer kapmaya çalışıyoruz.

Bütün hicret ve niyetlerimiz;

Sadece para, şan ve şöhret için ne yazık ki erenler!

“Ne sal iledir, ne mal iledir, beyim ululuk kemal iledir” diyerek yüzyıl önce teşhisi koyan Ali Fuat Paşa, ne güzel söylemiştir yarenlerim.

Etrafımızda derin, ilim ve irfan sahibi, sözü senet sayan, cemal ve kemal sahibi insan arıyoruz ve her defasında derin bir hiçlik içerisinde, gönül yorgunluğu ile sukut-u hayal içinde bedbah oluyoruz.

Fakat bütün bu erdemlere sahip insanların azalmasına biz sebep olmadık mı yarenlerim!

Kabul edelim ki sözde gelişen dünyanın arz- talep ilişkisine bağlı olarak böyle bir toplumu bizler inşa ettik.

Gönül kentlerinde eskiye dair ne kadar abide varsa yakıp, yıkıp tarumar ettik.

Ve yerlerine yenilerini diktik en sunisinden.

Her ne olduysa bizim eserimizdir,

Suçlu aramayalım…

Suçlu aramak yerine bir şeyler yapıp hayatımızdaki güzellikleri muhafaza etmeli,

Hayatımızdan çıkan güzellikleri de yeniden kazanmanın yollarını aramalıyız…

Bunları yapmak içinde bu bayram çok güzel bir fırsat yerenlerim…

Önce en yakınımızdan başlayarak tüm sırt döndüklerimize,

Yüz çevirdiklerimize,

Şaşı baktıklarımıza,

Kırgın, dargın, küs olduklarımıza yeni bir sayfa açalım…

Gürkan Ofis Mobilyaları