EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

   Süleyman ERDOĞAN
   editor@kayserihaber.com.tr                      

   


VELİ ALTINKAYA


BU TARTIŞMA EN ÇOK DA KAYSERİ´Yİ YORAR

Gündem - Veli Altınkaya


Halef-selef cumhurbaşkanlarının son KHK nedeniyle ilişkilerinin limoni olduğu artık gün yüzüne çıktı. 11. Cumhurbaşkanı Gül´ün malum KHK hükmü konusundaki ?muğlak´ değerlendirmesine Cumhurbaşkanı Erdoğan hem Afrika dönüşün de, hem de partisinin kongresinde ?Yazıklar olsun´ türü cevap verince taraflar da hareketlendi.

Bugünlerde bazı çevreler sıkça 11. Cumhurbaşkanı hemşehrimiz Abdullah Gül´ün 2019 Kasım´ında yapılması düşünülen seçimlerde aday olup olmayacağını tartışıyor.

Konuyla ilgili, 11 Eylül 2017´de, yani yaklaşık 4 ay önce ?Gül, Aday Olur mu?´ başlıklı bir yazı yazmıştım. Yazı da ismini vermediğim; ama kendisini tarif ettiğim, AK?Parti´de üç dönem milletvekilliği boyunca önemli görevlerde bulunmuş bir kaynağın ifadelerini ve kendi görüşlerimi de aktarmıştım.

İşte 11 Eylül tarihli o yazı:

Bayramdan önceki cuma günü AK?Parti´nin kurucularından, 4 dönem vekillik yapmış, uzun süre ?kırmızı plakalı´ makam aracı kullanmış bir isimle, Türkiye ve geleceğine dair uzun bir sohbet yaptık.

Bu zatın, daha önce hemen herkesin  ?Hizmet hareketi´ veya ?Cemaat´ zannettiği malum yapı ile sarmaş-dolaş olduğu yıllarda da ?Bunlar çok tehlikeli´ dediğine şahidim.

Hatta bu noktada dönemin Başbakanı Erdoğan´ı 2008´de AK?Parti aleyhine kapatma davası açıldığı zaman, Bakanlar?Kurulu´nun kapısında,?Cemaat bu davayı açtırdı, haberiniz olsun´ diye uyardığını  kendisinden dinlemiştim.

Dönemin Başbakanı Davutoğlu ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında ara ara ?sürtüşme´ yaşandığını bilmemize rağmen, bir genel başkan ve başbakanlık değişikliğinin hiç konuşulmadığı aylarda bu zat, ?Veli göreceksin bir kaç ay içerisinde başbakan değişecek? demişti. Ben de kendisine, ?Erdoğan ve Davutoğlu arasında zaman zaman sıkıntılar yaşandığını biliyorum; ama, böyle bir değişikliğe ihtimal vermem? demiştim...

İşte bu zatla 25.08 2017 cuma günü iki saati aşan sohbet imkanım oldu. İki yıl sonrasına yönelik, % 99.9 oranını vererek bir iddiada bulundu.

2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde, CHP ve MHP?liderlerinin dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül´e ?adaylık´ teklifinde bulunduğunu, ancak Gül´ün muhalefetten gelen bu teklifi kabul etmediğini söyledi. Aslında detayları bilinmemekle birlikte, Bahçeli ve Kılıçdaroğlu´nun dolaylı olarak Gül´e böyle bir teklif götürdüğü kamuoyunun malumu...

Bu zat, yakın tanıdığı Bahçeli´nin 2007 genel seçimlerinden hemen sonra MHP´nin Meclis´e gireceğini açıklayarak 367 garabeti dolayısıyla hem Türkiye´nin, hem de Abdullah Gül´ün önünü açtığını bir kez daha hatırlattı.

3 Kasım 2019 genel ve cumhurbaşkanlığı seçimleri için gözlemi ise şöyle:

Seçimlerde Cumhurbaşkanının karşısına şu anda kamuoyunda adı konuşulan, Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener, İlhan?Kesici, Deniz?Baykal, Selahattin?Demirtaş vs isimlerden hangisi aday olursa olsun, Erdoğan´ın bu isimleri ilk turda, olmazsa ikinci turda kesinlikle yeneceğini söylüyor.

Henüz çok erken olmakla birlikte, bu tespite katıldığımı, bu vesile ile belirtmek isterim.

Bu noktadan hareketle, 2014 öncesi girişimleri de, küresel güçlerin  Türkiye´de % 50´ye varan bir çevrenin Erdoğan´dan rahatsızlığını da gerekçe göstererek hemşerimiz Abdullah Gül´ün cumhurbaşkanı adayı olacağını iddia ediyor bu zat.

Yazının girişinde de ifade ettiğim gibi, ? % 99.9´ diyerek oldukça iddialı bir cümle kullandı. Hatta ?% 100 desem kendisiyle konuştuğum anlamı çıkar. Ben öngörümden bahsediyorum? dedi.

Yeri gelmişken bir-iki cümleyle ifade edeyim. Abdullah Gül, takdir ettiğim, sevdiğim bir devlet adamı. Ailesini 30 yılı aşkın süredir tanırım. Vatansever, milli ve manevi hassasiyeti olan, dünyayı yakından takip eden, dengeli, makul bir siyasetçi-devlet adamı Gül...

Benim gördüğüm ve kamuoyunda da hakim olan kanaate göre Gül siyasette biraz ?sağlamcı´dır. Riski mümkün olduğunca aza indirdikten sonra gerekli adımları atar.

Yukarda ki kanaatlerimi daha da ayrıntılı olarak aktardığımda, İddia Sahibi, ?Siz Abdullah?Bey´i tanımıyorsunuz? dedi. Tespitine mealen şu cümlelerle itiraz ettim: ?Nasıl olur da muhafazakar-demokrat bir gelenekten gelen Gül, yıllardır siyaseten mücadele ettiği CHP´nin adayı olarak,  Tayyip?Erdoğan´ın karşısına çıkıp halktan oy ister.?

El cevap:

?Gül, CHP´nin adayı olmayacak ki... 16 Nisan´da bir yanda % 51.5, diğer yanda ise % 48.5 oluştu. Erdoğan % 48.5´den kolay kolay % 1-2´den fazla oy kopartamaz. Ama, Gül adaylığı halinde % 48.5´i tamamen aldığı gibi, % 51.5´den de en az 5 puan alır. Hem Gül´ün adaylığı şartlı olacak. Şart ise makul bir süre sonra parlamenter sisteme geri dönme odaklı gerçekleşecek. Meclis yapacağı anayasa değişikliği ile yeniden güçlü bir parlamenter sisteme dönecek, Cumhurbaşkanının yetkileri de eskiye kıyasla daha da azaltılacak. Bu şartı hem Gül, hem de AK?Parti dışında (belki MHP)  tüm muhalefet partileri kamuoyuna deklare edecek ve adaylık böylece gerçekleşecek...?

Bu tür hesapları Cumhurbaşkanı Erdoğan´ın hepimizden daha iyi yaptığını söylemeye gerek var mı?

 İddia bu...

Doğrusu, ?Tanıdığım Abdullah Gül´ün bu satırları okuduktan sonra,  ?Veli, yine ortaya bir iddia atmışsın? diyerek gülüp geçeceğini sanıyorum.

Daha 2 yıl var; ama, böyle bir teklif yapılsa dahi Gül´ün, ?karşı cephe´ adına o teklifi kabul etme ihtimali bana göre sıfır... Biz de cumhurbaşkanlığı seçimi hep sancılı olmuştur. Belli ki bu kez daha da sancılı geçecek.

Gelinen noktada ben hala aynı kanaatteyim. Abdullah Gül´ün bugün için arkadaşı Fehmi Koru´nun ifade ettiği gibi, ?İnceldiği yerden kopsun´ noktasına geldiğine inanmıyorum.

Gül´ün, hükümetin bazı uygulamalarından, Cumhurbaşkanı´nın bazı söylemlerinden, ?trol´ denilen bazı tiplerin, kendisine yönelik hakaretlerinden rahatsızlığını aile ve arkadaş ortamında paylaştığını tahmin edebiliyorum. Keza kendisine dar çerçevede de olsa ?aday olması gerektiği´ telkininde bulunanları tepkisiz dinlediğini de hissediyorum.

Gül ve çevresinin rahatsızlığına, özellikle Hanımefendi´nin (Hayrünnisa Gül´ün)  ?İntifada´ söylemi ile başlayan öfke ve tepkisinin devam ettiğini biliyorum.

Ama, bütün bunlara rağmen, ailesini 30 yılı aşkın süredir, kendisini de 1991´den bu yana tanıyan biri olarak ifade edeyim ki, tedbirli, temkinli, gözlemci, sorgulayıcı, sağlamcı, mutedil ve asla hırslı olmayan bir siyaset ve devlet adamı olan Gül´ün, aday olmama ihtimali, olma ihtimalinden hala en az on kat daha fazla...

Bir cümle daha yazıp bu konuyu noktalayalım. Halef-selef cumhurbaşkanları arasındaki yaşananlar herkesten ve her şehirden çok, Kayseri´yi sıkıntıya sokacak gibi. Zaman bunu bize daha net gösterecek.