KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


ASIM CENGİZ GÜR


BİR GÜZEL ADAM DAHA

Notlar - Asım Cengiz GÜR


?İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn- Biz Allah´a aidiz (O´ndan geldik) ve yine (hesap vermek üzere) O´na döneceğiz?. Hayat boyu şiarımız olması gereken bu sözü, genellikle bir yakınımızı, sevdiğimizi kaybettiğimizde söyleriz. Evet, bir ?Güzel Adam? daha, bu geçici dünyadaki vaktini/imtihanını tamamlayarak Cuma günü Hakk´a döndü. Yüce Allah (c.c.), O´nun hakkındaki hüsn-ü şehadetlerimizi kabul, mekanını cennet ve derecesini yüksek eylesin.

Edebiyatımızın en değerli şahsiyetlerinden, yazar, fikir adamı, münevver ve Kudüs (aşıkı) Şâiri Nuri Pakdil Beyefendi, Ankara´da tedavi gördüğü hastanede hayata veda etti. "Yüreğimin yarısı Mekke´dir, geri kalanı da Medine´dir. Üstünde bir tül gibi Kudüs vardır" sözlerinin sahibi olan Nuri Pakdil, kırktan fazla basılı eser bıraktı. Asıl eserleri ise düşünmeye ve harekete sevk ettiği gençler/insanlardır. Nuri Pakdil bir ?iman ve aksiyon? insanıydı. Nuri Pakdil´in en büyük hayali İslâm ideolojisinin egemen olduğu, barış ve esenlik içinde bir Türkiye görmekti. Hayalini şöyle anlatır:

"Benim büyük düşüm, putun ve putçuluğun olmadığı, İslâm ideolojisinin egemen olduğu, barış ve esenlik içinde bir Türkiye görmektir. Yeryüzündeki tüm Müslümanların birliğinin sağlandığını görmektir; Kudüs´ün esenliğe çıktığını görmektir. Ben hep inandıklarımı yazdım. Yazdıklarımla hayatım özdeştir. Bugün yeniden dünyaya gelmiş olsam bugüne kadar yaptıklarımı aynen gene yapardım. Yaptıklarımdan pişmanlık duyduğum hiçbir şey yoktur".

Kendisi ile yapılan bir röportajda şöyle diyordu:

?Gençlerimizden mümkün olduğunca hiç kimseyle tartışmamalarını fakat düşünmelerini ve başkalarını da düşündürmelerini istiyorum. Çünkü günümüzde insanlar o kadar yanlış şartlanmalarla parçalanmış durumdalar ki bunları yumuşaklıkla yaklaştırabiliriz birbirine. Bulaşıcı bir hastalıktır, insanın bozulması. Çabuk geçiyor, birinden ötekine bu hastalık. Nasıl geçilir bu salgının önüne? Düşünüyor muyuz? İlk şart düşünmektir. Onun için de ilk işimiz düşünmek olmalıdır. Zaten Kur´an-ı Kerim´de de "Hiç düşünmez misiniz?" ayeti yer almaktadır. Düşünen insan bu niteliği ile her şeye tanık oluyor demektir.

Öncelikle Kutsal Kitabımızı okumalıyız. Kutsal Kitabımız, insana sürekli olarak ruhunun gereksinmelerini duyurmaya çalışır, insanı iç dünyasını yorumlamaya çağırır. Bunun için, Kutsal Kitabımızı okudukça bilincimiz genişler, evrensel boyutlara ulaşır. Evrensel bir görevle yüklü olduğunu anlar insan Kutsal Kitabı her okuyuşunda.

Türkçeye çevrilmiş Batı ve Doğu klasiklerini okumalıyız. Klasik eserler çağların aşınmalarından etkilenmeksizin günümüze değin gelen, hâlâ beğenilen, çağının düşünce yönsemelerini de bir bakıma yansıtan yapıtlardır, klasiklerin okunması onun için gereklidir. Yerli düşünceyi savunan yazarları okumalıyız. Türkiye´nin üzerine çöken yüzyıllık karanlıktan kurtulması için, aydınlık bir Türkiye´nin oluşması için mutlaka okumalıyız?. Aynı röportajda hayal ve hedeflerini de şöyle tekrarlıyordu:

?Benim büyük düşüm, putun ve putçuluğun olmadığı, İslam ideolojisinin egemen olduğu, barış ve esenlik içinde bir Türkiye görmektir. Yeryüzündeki tüm Müslümanların birliğinin sağlandığını görmektir; Kudüs´ün esenliğe çıktığını görmektir. Dünya, tüm yeryüzü, eninde sonunda, İslami düşünceye doğru mutlaka evrilecektir. Başka çaresi kalmamıştır. İslam düşüncesi, hasta dünyayı iyileştirecek tek çaredir. Ben Türkiye´nin, özellikle Ortadoğu için tartışılmaz önemde bir işlevi olduğunu görüyorum ve bu bağlamda gençlerimize ve geleceğimize hep umutla bakıyorum ve önemsiyorum?. Çoğu münevver, önder ve liderler gibi o da aslında tam olarak ve toplumun büyük kesimi tarafından anlaşılamadı. ?Türkiye´ye Aşk Mektuplarım?´ın yazarı İtalyan Türkolog Ord. Prof. Dr. Anna Masala´nın, O´nun hakkında ?İnsanlar Pakdil´i iki bin yılından sonra anlayacaktır? ifadesi dikkat çekicidir.

Çok sevdiği Kudüs´e, Türkiye Koordinasyon ve İşbirliği Ajansı´nın (TİKA), Batı Şeria´nın Nablus kentinde yaptırdığı okulun açılış programı kapsamında ziyaret etmişti. Ziyaret süresince şu hususları ifade etmişti:

"Büyük bir heyecanla Kudüs´e ulaşmış bulunuyorum. Filistin topraklarına abdestli olarak ayak bastığımı ifade etmek istiyorum. Mescid-i Aksa´yı ilk gördüğümde yoğun bir heyecan duydum. O heyecanın hala etkisi altındayım?.

"Kudüs´ü, Filistin´i çok seviyoruz. Filistinliler bizim ezeli ebedi kardeşlerimizdir".

?Türk halkı, Filistin meselesini kendi meselesi olarak algılamaktadır. Zaten Türk milleti her zaman Filistinlilerin yanında olmuştur. Daha da önemlisi Filistin bir bütün olarak Osmanlı imparatorluğunun parçasıydı. Müsaadenizle Kudüs´ü çok sevmemin sebebini de belirtmek istiyorum. Ezeli ebedi ulu önderimiz Hz. Muhammed´in miraca çıkarken ayak bastığı son yeryüzü parçası Kudüs olduğu için biz burayı çok seviyoruz. Kudüs bizim için çok kutsal bir yerdir. Kudüs sevgisi bizden uzaklaşamaz. Biz de Kudüs´ten uzaklaşamayız. Kudüs bizim namusumuzdur".

?İslam dünyasının Kudüs´e karşı tavrını çok "trajik" buluyorum. Zaten İslam dünyası kendi arasında kavgalı durumdadır ve maalesef Kudüs´e yönelme imkanı şu anda gözükmüyor. İslam dünyasının kurtuluşu ancak ve ancak Türkiye´nin ayağa kalkmasıyla mümkün olacaktır. Ben yeryüzündeki İslami hareketin, Türkiye´den başlayacağına inanıyorum. Bu inancı içimde her zaman capcanlı tutuyorum. Türkiye´deki İslami uyanışa büyük önem veriyorum".

Evet, bir güzel adam daha aramızdan ayrıldı. ?İnsan! Seni savunuyorum; sana karşı!? diyordu. İnancı doğrultusunda yaşayan ve yaşanması için çaba sarfeden bir iyi adamdı. Rabbimiz bu güzel adamların kıymetlerini sağlıklarında da yeterince idrak edebilmeyi ve yanlarında, peşlerinde olabilmeyi nasib eylesin. Ektikleri tohumlar, yaptıkları aşılarla oluşacak sâlih amel ve faaliyetler Nuri Pakdil beyefendi için sadaka-i cariye olsun. Yüce Mevla (c.c.) rahmet eylesin.

Gürkan Ofis Mobilyaları