EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

   Süleyman ERDOĞAN
   editor@kayserihaber.com.tr                      

   


VELİ ALTINKAYA


AZİZ GEORGE...

Gündem - Veli Altınkaya


Aşağıdaki yazıyı 18 Aralık 2014´de yazmışım. Aradan geçen 5 yılda hiçbir mesafe katedilmedi. O yazıyı tekrar ilgi duyanların takdirine sunuyorum:

?Ajanslar Yeşilhisar Güzelöz Köyü merkezli bir haber geçmiş. Haberde Aziz George isimli bir ruhaninin Güzelöz´de doğduğuna inanıldığı, bu azizin de Brezilya´da bulunan milyonlarca insan açısından çok önemli olduğu söylenerek, bir anıt dikilmesinden bahsediliyor.

İnternettte kısa bir gezinti yaptım. Brezilya´da yaşayan ve turizmcilikle uğraşan Türk bir hanımın bölgenin tanıtımı noktasında gayretli çalışmaları var. Brezilya´da Yeşilhisar Güzelöz´e az sayıda turist gelmiş. Ama bu köyde gerekli altyapı çalışmasının yapılması halinde belli ki 180 milyon nüfuslu Brezilya´dan gelecek turist sayısında artış olacak.

Kapadokya´ya gelen 3 milyona yakın turistin yüzde 5´ini bile bu vesile ile Yeşilhisar´a çekebilsek yeter. Zaten?Yeşilhisar Soğanlı, Erdemli, Keşlik, Doğanlı ve Güzelöz´ü ile Kapadokya´nın önemli bir uzantısı.

Bu sese kulak vermemizin Kayseri turizmine katkı sağlayacağına inanıyorum.

İnternette ?Aziz George Kim?´?sorusuna cevap aradım. Kafama yatmayan tespitler olsa da, internetten aldığım Aziz George ile ilgili bilgiyi noktasına, virgülüne dokunmadan takdirlerinize sunuyorum:

Aziz George´u efsanevi ejderha avcısı diyebiliriz. Bir ejderhayı yatıştırmak için gelinlik içerisinde kurban edilmek üzere ona sunulan bir kadını kurtarmak üzere geldiği söylenir. Canavarı yaralar, gelinin kuşağı ile onu şehrin ortasına getirir ve insanlar vaftiz olmaya ikna olunca onu öldürür. Hikaye gerçeklerden çok kurgudur. Ejderha sahneye 13. yüzyıl sonlarına doğru çıkmıştır yani bu Altın Efsane George´un ölümünden 900 yıl sonradır.

Fakat gerçekte George dördüncü yüzyıl başlarında yaşamını Mesih için veren bir asker idi. Bazı bilginler şiddetle onun hakkında başka bir gerçeğin bilinmediğini savunurlar. Fakat popüler tarihçiler aşağıda Ankaralı Theodotus´un 15. yüzyılda yazdığı methiye gibi daha geleneksel detayları kabul ederler.

Aziz George´un babasının ölümünden kısa bir süre sonra, Justus adında Tanrı´yı çok seven birisi Filistin Valisi olarak onun yerine geçer. Lydda´ya geldiğinde genç Aziz George ile birlikte babasının ölümü üzerine kederlenir. Justus daha sonra Aziz George´un annesinden onu kendisine evlat olarak emanet etmesini ister. Genç adama askeri eğitim vermek ve onu ordularına general yapmak istediğini söyler. Annesi bu isteği kabul eder. Böylece George yeteri kadar büyüdüğünde, Justus onu yüz asker ile birlikte imparator Diocletian´a gönderir. İmparator George´dan çok memnun kalır ve kısa sürede onu beş bin kişiye general yapar. Sonra imparator onu daha büyük bir kraliyet şatafatı ile tekrar valiye gönderir.

Diocletian´ın George´u askeri bir lider olarak görevlendirmiş olması ve azizin Galerius komutası altında Perslere karşı mücadeleye girişmiş olması muhtemeldir. Aynı zamanda bir süre Lübnan´da Beyrut´ta yaşamış da olabilir. Bazıları Diocletian´ın onu Britanya´ya bir sefere yolladığını söyler fakat bu ziyaretin gerçekliği için kanıtlar yetersizdir.

İmparator bütün askerlerin topluca Roma tanrılarına tapınmaya katılmasını istediğinde muhtemelen 298 yılında George ordudan ayrılmıştır. 303 yılında Diocletian, Hristiyan toplantıları kanunsuz ilan edip kiliselerin ve kutsal yazıların imha edilmesi için emir verdiğinde, George´un Nicomedia´daki imparatorluk mahkemesine gittiği ve inanan kardeşleri için yalvardığı söylenir.

Bazı tarihçiler George´u kilise tarihinde Eusebius tarafından anlatıldığı gibi bir kahraman olarak tanımlarlar.

Nicomedia´daki kiliselere karşı resmi emirin yayınlanmasından hemen sonra ünlü ve çok onurlandırılan bir kişi fermana el koydu ve onu kutsal olmayan değersiz ve kafir bir şeymiş gibi parçalara ayırdı. Bu eylemde Tanrı´ya duyduğu şevkle harekete geçti ve imanın verdiği ateşle bunu yaptı ve bunu Diocletian ve Galerius henüz Nicomedia iken yaptı. Kendisini bu şekilde gösterdikten sonra, bunun gibi her yiğitliğin sonrasında gelebilecek olan acıları göğüslendi ve ölene kadar ruhunu neşeli ve huzurlu tuttu.

Suçu yüzünden George´a çok şiddetle eziyet edildi ve muhtemelen 303 yılında kafası kesilerek idam edildi.

Hıristiyan bilgisi George´u en büyük şehitlerden birisi olarak onurlandırır. 1415 yılında Agincourt savaşından sonra, Kral V. Henry, George´u İngiltere´nin patron azizi olarak popülaritesini iyice sağlamlaştırdı.

Hıristiyanların Aziz George´u efsanevi ejderhayı öldüren kişi olarak kutlamalarının nedeni belki de içimizde rastladığımız daha gerçek ejderhalara karşı zafer elde etmemize aracılığıyla yardım etmesini umduğumuz içindir.?

Mış? Miş? Muş?

00- AK?Partili belediye başkanları İstanbul´da çalışmaya başlamış.

00- CHP´li Vekil?Çetin?Arık´a bir partilisi ile yaşadığı davada ?zorla getirilme´ kararı verilmesine avukatı tepkiliymiş.

00-Kayseri´de mülki idare ve diğer bakanlıklardan bazı bürokratları da kapsayan kararname hazırlıkları başlamış.

00- Belediyeler, gelir kalemi olarak??arsa satışı ve tasarrufu´ öncelik olarak görüyormuş.

00-Vali Günaydın Kültepe´den çıkan tüm tabletlerin?Kayseri´ye getirtilmesinde kararlıymış.

00- İstinafa atanan 15 başkan ve üyelerle ilgili oda tespitleri yapılmış.

00- Kayseri´de birçok kesimi şaşırtacak yeni yeni operasyonlar bekleniyormuş.

KULİS BULVARI

BU ÜLKEYE YAZIK

Ramazan´da kamu ve özel sektörde iş verimi % 50´lerde seyretti. İstisnalar olabilir; ama aksini düşünen varsa tartışırım. 9 günlük bir tatil sonrasında maalesef dün de kamu ve özel sektörde ?tatil ve bayram havası´ devam ediyordu. Özel sektör çalışanları, ?29 günlük Ramazan rehaveti, 9 günlük bayram tatili sonrası işimize sarılalım ve üretelim´ çabasında değildi. Kamu da öyle. Kamu kuruluşlarının koridorlarında bayramlaşma kuyrukları yaşanıyordu. Yazık; bu şehre, bu ülkeye yazık. Ne zaman evimize götürdüğümüz ekmek noktasında ?helal- haram ölçüsü´nü vazgeçilmez göreceğiz. İnsanlar çalışmadan kazanma çabasında. Kimse kazandığının helal mi, haram mı olduğunu sorgulama niyetinde değil. Bu ülkenin ve ülkedeki şirketlerin tek kurtuluşu az tüketip, az israf edip, az harcayıp, çok üretmek, çok kazanmaktan geçiyor. Yarın pişman oluruz; ama iş işten geçmiş olur.