KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


ASIM CENGİZ GÜR


AĞZIYLA KUŞ TUTSA!

Notlar - Asım Cengiz GÜR


Sözlüklerde; ?ne yapsa, ne kadar çaba ve ustalık gösterirse göstersin takdir görmemek?, ?kimsenin yapamadığı en güç şeyleri kolaylıkla yapsa da kimsenin takdirini kazanamama, güven sağlayamama? anlamında kullanılan bir söz diye tarif ediyor ?Ağzıyla kuş tutsa?yı.

İnsanlar, geçmişi yaşadıkları ya da edindiği bilgilerle kıyaslayarak aradaki değişimi fark edebilirler. Diğer insanları da yaptıklarıyla. Atalarımız ?aynası işidir kişinin, lâfına bakılmaz? demişler, bol keseden atan tutanlar ile iş bitirenleri ayırt edebilmek adına. Belli sebeplerle insanları, hele iş yapanları beğenmemek, burun bükmek yok mu, neticesini iş yapılmaması ve mahrum kalınma yoluyla öder insan ve toplum çoğu zaman. Bu sebepler atalarımız yine ?marifet, iltifata tâbidir? demişler. Küçük çocuğa bile ?ne güzel takla atıyorsun?, ?ne güzel sofra topluyorsun?, ?ne güzel okuyorsun? deyip iltifatta bulunduğunuzda O´nun, methettiğini işi gözünüze sokacak kadar sıklıkla ve daha bir beceriklilikle yaptığını görürsünüz. Öte yandan bir insanın onca marifetini görmezden gelmek ya da burun kıvırmak, çoğu zaman o insanın marifetlerini kullanmamasına yol açacak bir kapı olur.

Genellikle insanlar, başkalarınca yapılanları, gerçekleştirilenleri beğenmezler ve bolca tenkid ederler. Ancak iş başlarına düştüğünde bir iş kendilerine tevdi edildiğinde de ya kaçınırlar ya da beğenmedikleri insan kadar yapamazlar. Aslında gizli bir kışkançlığın düşünce ve davranışlara yansımasıdır, fark edilemese bile. Anonim bir hikaye buna bir örnek olabilir mi acaba:

?Çok ünlü bir ressam varmış. Herkes bu ressamın yaptıklarını kusursuz bulup çok beğenirmiş. Ona ´Renklerin Ustası´ anlamına gelen Ranga Çeleri adını takmışlar. Ama, kısaca Ranga Guru derlermiş. Onun yetiştirdiği bir ressam olan Raciçi eğitimini tamamlamış ve son resmini yaparak Ranga Guru´ya götürmüş; ondan resmini değerlendirmesini istemiş. Ranga Guru: "Sen artık ressam sayılırsın Raciçi. Senin resmini halk değerlendirecek" diyerek, resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş ve "Yanına kırmızı bir kalem bırak; halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymasını rica eden bir yazıyı da yanına iliştir" demiş.

Raciçi denileni yapmış ve birkaç gün sonra bakmaya gittiğinde görmüş ki, bütün resim çarpılar içinde. Çok üzülmüş. Emeğini ve yüreğini koyarak meydana getirdiği tablo kıpkırmızı çarpılarla doluymuş. Gene Ranga Guru´yu ziyaret etmiş. Ne kadar müteessir olduğunu ona iletmiş. Ranga Guru, üzülmemesini, resim yapmaya devam etmesini tavsiye etmiş. Raciçi yeni bir resim yapmış ve gene Ranga Guru´ya götürmüş. Tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş Ranga Guru. Ama bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya ve birkaç fırça ile birlikte, ayrıca "İnsanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazıyı resmin yanına koy" demiş. Raciçi denileni yapmış. Birkaç gün sonra gittiği meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulmamış; fırçalar da, boyalar da kullanılmamış. Çok sevinmiş ve koşarak Ranga Guru´ya gitmiş. Ancak Ranga Guru olayı şöyle yorumlamış:

"Sevgili Raciçi, sen ilk seferinde insanlara fırsat verildiğinde onların ne kadar acımasız ve yoğun eleştirileri ile karşılaşabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. Oysa ikinci seferde, onlardan sadece hatalarını düzeltmelerini istedin, yapıcı olmalarına fırsat verdin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkmadı, cesaret edemedi?.

Hepimiz günlük yaşamımızda rastlamıyor muyuz? Dünyanın hemen her yerinde insan davranışları aynı gibi, siz ne dersiniz. Bu işi yapanlar, işin gereğini benden daha iyi yapıyorlar diyememenin ve kıskanmanın, hasedin dışa vurumu aslında. Buna rağmen insan, o işe talip olur ve imkan verilir ise acıklı son ile karşılaşır.

Bir diğer husus ise, sevmediğiniz bir insan (ki gerçekten niye sevmediğinizi de bilemeyebilirsiniz, algılarla yönetiliyor olabilirsiniz) ?ne yaparsa yapsın, onu takdir etmem, yaptığı işi beğenmem, onun yanında görünmek demek olur. Aman bundan kaçınayım ve ona muhalifliğin zedelenmesin, herkes tarafından bilinsin. Böylece muhalifler içinde itibarım olsun? gibi düşüncelerle de insan ?marifete iltifat etmez?. - İlhan Berk (1918-2008)´in şiirinden paylaşmışlar geçenlerde gördüm; "Ağzıyla kuş tutsa da sevemediğim insanlar var benim! Bir de canıma okusa bile sevmekten vazgeçemediklerim.." diyor.

Maalesef hemen her gün böyle davrananlara, ekranlarda, sokaklarda, etkinliklerde rastlıyoruz. Büyük bir öfke ile hiçbir yapılanı beğenmeyen ve hepsini yanlış bulan, ancak bunun karşısında problemleri nasıl çözeceği konusunda bir çözüm de sunamayan; yada teklifleri sadre şifa olmayan kimseler. İnsanlar hiç olmaz ise ?hak perest? olsalar da, evet şunlar-şunlar iyi, şunlar-şunlar yanlış, şunlar-şunların takviyeye ihtiyacı var diyebilseler. Ama işte, haset insanı kötülüklere sürükleyen en önemli ahlaki eksikliklerden birisidir. Kimisi, o kişinin elindeki imkanların yok olmasını ister (kendinde yok ya onda da olması bu nimet-bu beceri-bu başarı); ya da O elindekileri kaybetsin ve ben onun yerine geçeyim veya madem onda bu imkan ve kabiliyet var, bende de olsun ya da onda da olmasın hem kınanmış tavırlardandır ve insanın mutsuzluğuna sonunda da toplumsal huzursuzluklara yol açar. Cevaz verilen, kınanmayan hased ise ?gıpta? dediğimiz davranış biçimidir. ?Maaşallah ne güzel imkanlara, becerilere sahip, Allah arttırsın ve bana da ihsan etsin Yüce Allah? düşüncesidir. Eğer gıpta edilen şey dünya ve ahiretimiz için kıymetli bir şey ise, can atmalıdır insan.

Peki niye hased eder insan? O kişiye duyulan (haklı-haksız) düşmanlık, O kişiyi yaptıkları ile, toplum nezdinde kendisinin üstünde bir mevkiye çıkarmış olduğu inancı, hâkim gücün ancak kendisi ve kendisi gibi olanların olması gerektiğine inanma, hedeflerine ulaşma yolunda O kişiyi engel görmesi, ne olursa olsun O´nun bulunduğu makamın aslında kendi makamı olduğu inancı, vesair sebepler. İnsan bunun ateşi ile için için yanar, erir. Buna karşılık Yüce Allah, hased edilen kişiyi, yapılan bu hasetler sebebiyle daha da muvaffak kılar ve daha da yüceltir; tâki o da kibre varıncaya kadar. Ancak o zaman, o başarılı kişiye yardım kesilir.

Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyorlar: ?Birbirinize haset etmeyiniz. Birbirinize buğz etmeyiniz. Birbirinize sırt çevirip, dargın durmayınız. Ey Allah´ın kulları! Kardeş olunuz?.

Gürkan Ofis Mobilyaları