KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


CEYHUN ÜSTEN


ADETA ATEŞLE İMTİHANA İŞARET!

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN



Sevgili Dostlarım;

Zaman su gibi akıp geçiyor.

Bir sonbahar daha tükeniyor gün be gün…

Geçici yazdan kalma günler yaşadığımız.

Her adımda kara kışa yaklaşıyoruz.

Ve bitimi gelince senenin

Dönüp geriye bakıyor,

Günahı ve sevabı ile türlü anılarla karşılaşıyoruz.

Benim sizlere önerim bu muhasebeyi bu yıl biraz daha erken yapmanız yönünde.

Gelin kırıp döktüklerimize,

Geride kalan gözyaşlarına

Daha eken dokunup,

Kırgın gönülleri yıl bitmeden tamir etmeye çalışalım.

Ben kendi adıma bunun çabasındayım!

Yarenlerim;

Düşündünüz mü hiç hayatınızda ki cam kırıklarını…

Bir daha asla bir araya gelemeyecek olan cam parçacıklarını…

Darmadağın ettikten sonra hepsini,

Toplayın bakalım şimdi eski haline getirebilmek adına

Tabi başarabilirseniz!

Kırılan hiç bir parça gelmez ki bir daha yerine,

Birleşmez ki yeniden eskisi gibi.

Bende şimdi arıyorum dağılan parçalarımı…

Biliyorum nafile!

Fakat “Belki de” diyorum

En azından bir kaç parça denk gelir birbirine.

Ama olmuyor,

Nafile tüm çabalarım.

Kırmak kolay da dostlarım

Ardından bir daha onları bir araya getiremeyeceğimizi tahmin etmek zor sanırım.

Bir anda her şey bitebiliyor.

Bir söz,

Bir hareket…

 O kadar kolay ki yıkmak her şeyi.

Yıllanmış dostluklardan tutun da,

Hiç bitmeyecekmiş zannedilen aşklara kadar

Her ne kaldıysa elimiz de…

Bir bakıyorsunuz hiç birisi yok işte…

Tükenmiş,

Kayıp gitmiş avuçlarınızın arasından

Gözlerimize inen perde

Kulaklarımızı sağır eden gündelik uğultular

‘Ben’ duygusunun ardına gizlenmiş gerçek niyetler…

Bir kalemde silinivermiş hoyratça…

Peki hayat öğretmedi mi bize;

Ya da biz mi anlamak istemiyoruz sabretmeyi…

Bardağın dolmasını beklemeden

Küçük katrelerde ummanlar koparıyoruz.

Neden?

Niçin bir hamlede elimizin tersiyle itiyoruz onca sene emek verdiğimiz yaşanmışlıkları

Ve dahi henüz tadamadığımız yaşanacakları…

Her işte vardır bir hayır deyip

Kolayca ardına mı saklanıyoruz yoksa yaptıklarımızın…

Kırdıkça,

Kırıldıkça gönüller,

Çoğaldıkça elimizde ki parçacıklar,

Artmakta çıkmazlarımız…

Oysa çoğu zaman

Kapanan bir kapının ardından

Yeni bir kapı açılamayabiliyor!

İşte o yüzden sevgili dostlar;

Ne kadar az cam parçacığı varsa yaşamınız da;

 O oranda şanslı addedin kendinizi…

Şanslı görün eğer can parçacıklarına basmadan yürüyebiliyorsanız

Ama bizler bildiğimizi okumaya,

Kırıp dökmeye,

Dönülmesi güç çıkmazlara sapmakta ısrar ediyoruz.

Hayatı maddeye endeksleyip,

Bol sıfırların arkasından bakarken geleceğe,

İnsan kavramını,

Adaleti,

Vicdan mefhumunu

Hep göz ardı ediyoruz…

İncir çekirdeğini doldurmayacak mevzular için

En yakınlarımızı gözümüz görmüyor sırasında.

Ya kırdığın kalbi ALLAH cc. seviyorsa” derken Mevlana Hazretleri

Öylesine bir sınıra dikkat çekiyor ki

Adeta ateşle imtihana işaret!

Hırs,

Aç gözlülük,

Riyakarlık,

İki yüzlülük,

Yalancılık,

Dalkavukluk

Başlara taç olunca;

Hele birde bütün bunlara haramzadelik eklenmişse

Zaten iyi şeylerden bahsetmek saf dillik olur zannımca.

Gözümüzü karartıp ne ana, ne kardeş deyip

Yakıp yıkarken,

Esir olmuşken öfkemize

Hiç düşünemiyoruz sonucunu.

Ne komşu hatırı kalıyor,

Ne büyük küçük kavramı.

Ve sonunda milyonlarca pişmanlık

Ve amel defterine eklenmiş milyonlarca günahla terk ederken alemi,

Keşke bir hak daha verse de yaradan telafi etsem hatalarımı” çabası ile

Son noktayı koymamak adına

Gelin şimdiden öfkemizi yenebilmenin yollarını arayalım

Ve hayatımızdaki ‘Can Kırıklarını’ toplayıp birleştirelim bir bir…

Değilse maazallah sonu ateşle imtihan olacak.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gürkan Ofis Mobilyaları