KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


3G: GEÇMİŞ, GENÇLİK VE GELECEK

BİLİMSEL VE SİSTEMSEL BAKIŞ - Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


Geçmiş, olmuş bitmiş belki de unutulmuş ancak etkisi devam eden ya da etmeyen her şeydir. O, zaman ile tanımlanmaktadır. Daha doğrusu zamanı tanımlamaktadır. Kimilerine göre geçmiş zaman, oldukça önemlidir. Onlara göre hayali bile cihana değerdir. Geçmiş, aslında çoğumuz için de kıymetlidir. Zira her gelen gün, geçen günü aratmaktadır. Büyük şair Cahit Sıtkı Tarancı’ya göre de her doğan gün, derttir ve şimdiki zaman, geçmişe olan özlemi sürekli artırmaktadır.

Neden insanlar, geçmişe sürekli özlem duyar? Bunu anlamaya çalışmak gerekir. Bazıları, geçmişin hep iyi tarafı ya da güzel yüzü hatırlandığı için özlem duyulur, dese de bence bu en doğru açıklama değildir. Elbette yanlış da değildir. Ancak yeterli değildir. Çünkü evreni yöneten en önemli yasalar; zamanla gelişen olaylar açısından bize pek de umut verici şeyler söylememektedir. Zaman ilerledikçe, yaşamın daha fazla karmaşa üreteceği, ifade edilmektedir. Dolayısıyla bu noktada daha dikkatli olmak gerekmektedir. Önlemler de almak gerekmektedir. Küresel ısınma, gıda ve enerji ile temiz su kaynaklarının tükenmesi gibi sorunlar, gelecekte insanlığı bekleyenlerdir. Kaldı ki herkes bilir ki gelecekte ölüm de beklemektedir. Hani ünlü iktisatçı Keynes’e uzun vadedeki ekonomik politikaların ne olacağı sorulduğunda, verdiği yanıt gibi: uzun vadede herkes ölecektir…

 

İnsanoğlu tüm bunları bilmesine rağmen hep sonsuzluğu arzulamaktadır. Hemen hemen faaliyetlerinin tamamını özellikle de ekonomik faaliyetlerini, hiç ölmeyecek gibi gerçekleştirmektedir. Şirketlerin ömrünün sonsuz olduğu kabulü ile kurulduğunu, çoğu kimse belki de bilmemektedir. Yıllar önce söz konusu kabulü öğrendiğimde, çok şaşırmıştım. Hayatın gerçeğine uymuyordu. Çünkü hiçbir varlığın ömrü sonsuz değildi. Kabul, aslında gerçeği değil de sanki ümidi yansıtıyordu…

 

Geçmişle şimdiki zaman arasındaki bağı, yaşamdaki belli yaştaki insanlar kurmaktadır. Onlar, geçmişin değerlerini, hatırasını, yaşanmışlıklarını hatta anlayışlarını taşımaktadır; zihin dünyalarında, önemli değerleri de barındırmaktadır. Dolayısıyla yaşam, geçmişten gelenlerle (yaşlılarla) yeni gelenlerin (gençlerin) buluşma alanıdır. Geçmişten gelenlerin tecrübeleri, yeni gelenlerin de enerjileri vardır. Birinin tecrübesi, diğerinin de enerjisi birleştirilmelidir. Birinde olan diğerinde, diğerinde olan da öbüründe yoktur. Ancak var olanları düşününce, aslında potansiyel oldukça çoktur. Bardağın boşunu değil dolusunu görmek hep olumludur…

Tecrübe ile enerji bir araya geldiğinde, enerji daha düzenli forma girecektir. Termodinamiğe göre düzenli enerji, her zaman düzensiz olandan daha kıymetlidir. Zira düzenli daha az, düzensiz ise daha çok entropi barındırmaktadır. Tüm mesele onu düzenli hale getirecek, yönetim anlayışlarının egemen kılınmasıdır.

Kültürümüz ve tarihimizden gelen bazı alışkanlıklarımızla bu hususta biraz daha fazla gelişmeye muhtaç gibiyiz. Gerçi tarihte çok da devlet yani düzenler kurmuş milletiz ancak çok da yıkmışız veya yıkılmışız. Şükür hep ayakta kalmışız. Bunların tarihsel analizleri, tarihçiler tarafından yapılmaktadır. Fizik bilimi açısından da analizleri yapılmalıdır. Bu yüzden toplumsal olarak özellikle de gençlerimiz özelinde, yönetim anlayışları ve sistem kurma hususlarının gelişimi ile alakalı, aşamalar kaydetmek zorundayız. Aksi takdirde sürekli birilerini tekrar veya taklit etmek gibi bir fasit daireden kurtulmamız, zor olacaktır. Aslı varken de taklide itibar olmayacaktır. Tüm bunları gençlere öğretmek, belli yaştaki insanların görevi ve sorumluluğundadır…

 

Geçmiş ile gelecek arasında köprü kuran gençler de sorumluluktan azat değildir. Onlar da dikkatli olmalıdır. Gelecekte, daha çok sorunlarla uğraşacaklarının bilincinde olmaları gerekmektedir. Hiçbir şeyin geldiği gibi gitmeyeceğinin yani değişeceğinin farkında olmaları, önem ifade etmektedir. Şairin dediği gibi geleceğin sürekli sorun (entropi) üreteceğinin farkında olarak gençlerin sürekli gelişim içinde bulunmaları, oldukça mühimdir. En azından bu bilinci kazanmaları, ülkemiz ve kendileri açısından gereklidir. Çünkü gelişim tek taraflı olmayacak, taşıma suyla da değirmen dönmeyecektir. Bu yüzden tecrübeye önem vermek hiç değilse saygı duymak herkes için önemlidir. Aksi durumda, tarih çevrimsel olarak tekerrür edecek; acılar ve çileler farklı zamanda ve mekânda yeniden yaşanacak; her şey yani zaman, mekân ve insan değişse de acılar ve çileler çok da değişmeyecektir. Tarihi gerçekler, bunun böyle olduğunu bize göstermektedir. Bu hususta tarihi doğru okumak, tarihin doğru yerinde durmak kadar mühimdir.

Gelecekte, büyük ihtimalle onu daha iyi kurgulayanlar ile daha iyi yönetenler başarılı olacaktır. Bu mutlak değişmez kanun değildir. Ancak olasılık olarak böyledir. Zira evreni yöneten yasalar ve tarihsel hakikatler, bunun hep böyle olduğunu göstermektedir. Zaman zaman tarihin seyrinin aniden değiştiği de bilinmektedir. Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar’a göre “Allah zaman zaman (belki de aniden) doğal olaylarla tarihin yönünü değiştirecektir. Bu da bir gerçektir. Allah’ın ne zaman böyle bir tasarrufta bulunacağı bilinmemekle birlikte; tarihte etkili olanların daha çok zamanı yöneten ve ona yön verenlerin olduğu bilinmektedir. Bir zamanlar zamana; Sümerler, Mısırlılar, Romalılar ve Türkler yön verirken günümüzde Batılılar yön vermektedir. Bu noktada tarih, sebep ve sonuçlar ilişkisi açısından hep döngüseldir yani çevrimseldir. Aktörler değişse de akıbetler değişmemektedir…

Yukarıda da ifade edildiği üzere gençlik, geçmiş ve gelecek arasında bir köprüdür. Geçmiş bilinmese de yaşam geçmişten gelip, geleceğe gitmektedir. Geleceğe güvenli gidebilmek için de köprünün temellerinin sağlam olması gerekmektedir. Bunun için de ortaya konmaya çalışılan bakış açıları önemlidir. Bu hususta tüm gençlere ve herkese, görev ve sorumluluk düşmektedir. Bunlar, tüm dünya toplumları için de geçerlidir. Herkesin sadece kendini düşündüğü ve ‘benden sonrası tufandır’ anlayışının egemen olduğu toplumların, akıbetlerinin kaosa yani karmaşaya doğru gideceği bilinmelidir. Zira kanunlar böyle söylemektedir…

 

Hoşça kalın…

Gürkan Ofis Mobilyaları