Ön tarafta 2 teyze,
Konuşuyorlardı…
Duydum.
Aslında onlarda duyayım ya da tüm otobüs duyduk duymadık demesin diye yüksek sesle konuşuyorlardı.
Sağlık sisteminden şikâyetçilerdi.
“Ah bu sağlık sistemini getirenler” diye başladılar konuşmaya.
Şikâyetler hep bildik.
Kuyruklar, muayene de kesilen paralar, alınamayan ilaçlar vs.
Orta koltukları işçiler ve emekliler işgal etmişti.
Onların gündem maddesi ise ev ekonomisi.
Etin kilosu, ödenmekte güçlük çekilen faturalar…
Ev kirası, mutfak masrafı, çocuğun eğitimi v.s.
Arka koltukları ise gençler almıştı.
Onlarda üniversite sınavı, işsizlik, gelecek kaygısını konuşuyorlardı.
Bir kaçı da kız mevzusu ve Dünya Kupası Final maçını tabi.
Ve ben, insan manzaralarının arasında sıkışmış.
Kendi dertlerim yetmiyormuş gibi bir de insanların dertleri ile ilgilenmek zorunda olan,
Hele hele meslek gereği şikâyet etmeye hakkı olmayan ve bunun yanında hepsinin derdinin kıyısından köşesinden biraz üzerime alan ben.
Ve bir şoför, hepimizin derdine, sevincine ev sahipliği yapan.
İşte emeklisi, işçisi, genci, yaşlısı, kadını erkeği ile bir otobüstür hayat.
Dertlerin paylaşıldığı, konuşarak içlerin rahatlatıldığı, gündem saptırılmadan doğruların konuşulduğu, gerçek gündemin en ince ayrıntısına kadar didiklendiği…
Bazen huzur veren bazen bunaltan bir mekândır…
Bazen hararetli siyasi tartışmaların yaşandığı…
İçerisinden gençlerin, yaşlıların, kadınların, erkeklerin ayrı ayrı grubunun bulunduğu hür iradelerinin yansıtıldığı bir meclistir otobüsteki koltuklar.
Ama ne yazık ki; son durağa gelindiğinde yalnızdır, artık o otobüse adını veren halklar(!)
Ben her sabah işe geldiğim ve her akşam evime gitmek için kullandığım halk otobüslerinden biliyorum, bu anlattığım insan manzaralarını.
Bu yüzden de inatla diyorum ki;
Bu otobüsteki halklar, ne bol harcamalı, şatafatlı yenilsin içilsin denilen düğünleri ne de birilerinin şehirde öttürdüğü siyasi koltuk düdüklerini merak ediyorlar.
Onlar gerçek olmayın gündem arasında yok olmaktan, madencilere, sen ben bizim oğlan siyasetçilerine kurban edilerek, sanal gündem arasında sıkışıp kalmaktan yani görünememekten şikâyet ediyorlar.
Ve bunu ileteyim diye de her nedense ısrarla hep bana hep bana söylüyorlar.
|